2026 Küresel Riskler Raporu: Yeni rekabet çağında jeopolitik ve ekonomik riskler artıyor
Jeoekonomik çatışma, 2026 için en büyük küresel risk olarak ortaya çıkarken onu devletlerarası çatışma, aşırı hava olayları, toplumsal kutuplaşma ve yalan haber ve dezenformasyon izliyor.
Ankete katılanların yarısı, önümüzdeki iki yıl içinde bizi çalkantılı veya fırtınalı bir dünyanın beklediğini söylüyor. Araştırmaya göre bu oran geçen yıla göre 14 puan artış gösterdi. Araştırmaya katılanların yüzde 40'ı ise gelecek iki yıl en azından istikrarsız olacağını öngörürken, yüzde 9'u istikrar ve yüzde 1'i sükunet bekliyor.
Mustafa Koç
•
Jeoekonomik çatışma, 2026 için en büyük küresel risk olarak ortaya çıkarken onu devletlerarası çatışma, aşırı hava olayları, toplumsal kutuplaşma ve yalan haber ve dezenformasyon izliyor.
Ankete katılanların yarısı, önümüzdeki iki yıl içinde bizi çalkantılı veya fırtınalı bir dünyanın beklediğini söylüyor. Araştırmaya göre bu oran geçen yıla göre 14 puan artış gösterdi. Araştırmaya katılanların yüzde 40'ı ise gelecek iki yıl en azından istikrarsız olacağını öngörürken, yüzde 9'u istikrar ve yüzde 1'i sükunet bekliyor. Önümüzdeki 10 yıla ilişkin görünümde ise yüzde 57'si çalkantılı veya fırtınalı bir dünya, yüzde 32'si istikrarsızlık, yüzde 10'u istikrar ve yüzde 1'i sükunet bekliyor.
Rapor, riskleri üç zaman dilimi üzerinden analiz ediyor: Yakın dönem (2026), kısa ve orta dönem (önümüzdeki iki yıl) ve uzun dönem (10 yıl). Yakın vadede, silahlı çatışmalar, ekonomik araçların silah olarak kullanılması ve toplumsal parçalanma iç içe geçiyor. Bu yakın dönem riskleri yoğunlaştıkça, teknolojik hızlanmadan çevresel bozulmaya kadar uzun vadeli zorluklar da zincirleme etki yaratıyor.
Jeoekonomik çatışma, kısa vadeli sıralamada en üst sırada yer alıyor. Katılımcıların yüzde 18'i bunu 2026'da küresel bir krizi tetikleme olasılığı en yüksek risk olarak görüyor ve önümüzdeki iki yıl içinde önem açısından da geçen yıla göre sekiz sıra yükselerek 1. sıraya yerleşiyor. Devlet temelli silahlı çatışma ise 2026 için 2. sırada yer alırken, iki yıllık zaman diliminde 5. sıraya geriliyor.
Jeopolitik görünüm söz konusu olduğunda, katılımcıların yüzde 68'i önümüzdeki on yılda çok kutuplu veya parçalı bir düzen bekliyor. Bu oran geçen yıla göre dört puan arttı.
Ekonomik riskler, iki yıllık görünümde en büyük toplu artışı gösteriyor. Ekonomik durgunluk ve enflasyon riskleri sırasıyla sekiz sıra yükselerek 11. ve 21. sıraya yerleşirken, varlık balonu patlaması riski yedi sıra yükselerek 18. sıraya çıktı.
Yalan haber ve dezenformasyon iki yıllık görünümde 2. sırada yer alırken, siber güvenlik 6. sırada yer alıyor. Yapay zekanın olumsuz sonuçları en çarpıcı yükseliş trendini göstererek, iki yıllık vadede 30. sıradan 10 yıllık vadede 5. sıraya yükseliyor ve bu da işgücü piyasaları, toplum ve güvenlik üzerindeki etkilerine ilişkin endişeleri yansıtıyor.
Toplumsal kutuplaşma 2026'da 4. sırada, 2028'de ise 3. sırada yer alıyor. Eşitsizlik, iki ve on yıllık görünümlerde 7. sırada bulunuyor. Eşitsizlik, sosyal hareketliliğin zayıflamasıyla diğer riskleri de besleyerek, art arda ikinci yıl en çok birbirine bağlı risk olarak seçildi. Ekonomik durgunluk ise en çok birbirine bağlı ikinci risk. Bu bağlantıların altında, yaşam maliyeti baskıları ve K şeklinde ekonomilerin yerleşmesiyle ilgili endişeler yatıyor.
Kısa vadeli kaygıların uzun vadeli hedeflerin önüne geçmesiyle, çevresel riskler iki yıllık görünümde sıralamada geriledi. Aşırı hava olayları 2. sıradan 4. sıraya, kirlilik 6. sıradan 9. sıraya düşerken, dünya sistemlerinde kritik değişiklik ve biyoçeşitlilik kaybı sırasıyla yedi ve beş sıra geriledi. Tüm çevresel risklerin şiddet puanı azaldı. Bu, sadece göreceli değil, mutlak bir değişimi temsil ediyor. Ancak 10 yıllık dönemde, bunlar en şiddetli riskler olmaya devam ediyor. İlk üç sırada aşırı hava olayları, biyoçeşitlilik kaybı ve dünya sistemlerinde kritik değişiklik yer alıyor. Katılımcıların dörtte üçü, en olumsuz kategori olan çalkantılı veya fırtınalı bir çevresel görünüm bekliyor.