Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) acil toplantıya davet ettiğini duyurdu.
Macron, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "ABD, İsrail ve İran arasında savaşın patlak vermesi, uluslararası güvenlik ve barış için ciddi sonuçlar taşıyor" ifadelerini kullandı.
Bu kritik süreçte Fransa topraklarının, Fransız vatandaşlarının ve Fransa'nın bölgedeki çıkarlarının güvenliğinin sağlanması için gerekli tüm tedbirlerin alındığını belirten Macron, talep edilmesi halinde Fransa'nın "en yakın ortaklarını korumak için gerekli kaynakları seferber etmeye hazır olduğunu" bildirdi.
Bölgedeki gerilimin tırmanmasının herkes açısından risk oluşturduğunu ve bunun sona ermesi gerektiğini vurgulayan Macron, şu değerlendirmede bulundu:
"İran rejimi, bölgesel istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri gibi nükleer ve balistik programlarına son vermek için iyi niyetle müzakereler yürütmekten başka seçeneği olmadığını anlamalıdır. Bu, tüm Orta Doğu'nun güvenliği için mutlaka gereklidir."
İran halkının kendi geleceğini özgür iradesiyle şekillendirmesi gerektiğini ifade eden Macron, "rejimin yaptığı katliamların rejimi itibarsızlaştırdığını ve halka söz hakkı verilmesini zorunlu kıldığını" dile getirerek, "Ne kadar erken o kadar iyi" ifadesini kullandı.
Macron, uluslararası sorumlulukları kapsamında Fransa'nın BMGK'nin acil toplanması için çağrıda bulunduğunu da açıkladı.
Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve Strateji Genel Müdürü Alice Rufo ise yaptığı değerlendirmede, "Elbette bu gibi durumlarda önceliğimiz bölgedeki vatandaşlarımızı ve güçlerimizi korumak ve durumu eş zamanlı izlemektir, biz de bunu yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
Genel Müdür Rufo, İsrail askeri yetkililerinden önleyici saldırılara dair bilgi aldıklarını ve İsrail'de İran'ın misillemelerine karşı üst düzey alarm durumuna geçildiğini bildirdi.
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, ABD ve İsrail'in, İran'a bu sabah başlattığı saldırıların ardından "durumun karmaşık olduğunu ve bunun bir yıldırım savaşı olmayacağını, günlerce süreceğini" söyledi.
ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı saldırılar dolayısıyla sabah saatlerinde Başbakan Giorgia Meloni'nin başkanlık ettiği toplantıya katılan Bakan Tajani, daha sonra krizi takip ettiği Dışişleri Bakanlığı'nda İtalyan basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu.
Tajani, "Zor ve karmaşık bir durum söz konusu. Bu bir yıldırım savaşı olmayacak, günlerce sürecek. Hedef, İsrail ve bölgedeki Amerikan üsleri için en tehlikeli olan İran'ın askeri kapasitesini etkisiz hale getirmek" dedi.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın İran'a karşı başlatılan saldırıdan önce kendisini bilgilendirdiğini belirten Tajani, "Bana savaşın, saldırının hedefinin ne olduğunu söyledi. İran'ın atom projesini sürdürme ve daha uzun menzilli füzelerin de dahil olduğu füze üretimini artırma yönünde gerçek bir niyet gördüklerini ifade etti. Hatta tüm Avrupa'yı vurabilecek füzelerden söz edildi" diye konuştu.
ABD ve İsrail'in başlattığı saldırının ardından her şeyin İran'a bağlı olduğunu ileri süren Tajani, sözlerini şöyle sürdürdü: "Birleşik Arap Emirlikleri’nde patlamalar oldu ve hava sahasını bir haftalığına kapattılar. Dolayısıyla kaygı verici bir atmosfer var. Her şey İran’a bağlı. Eğer İran savaşı genişletmek isterse gerçekten küresel izolasyon riskiyle karşı karşıya kalır ve çok sert bir tepkiyle karşılaşabilir. Umarız durum daha da kötüleşmez."
Tajani, şu ana kadar İran ve Körfez Bölgesi'ndeki ülkelerde herhangi bir İtalyan vatandaşının zarar görmediğini dile getirerek, şunları dile getirdi:
"İran tarafından füzelerle vurulan Kuveyt'teki üste bulunan İtalyan Hava Kuvvetleri askerleri de tamamen güvende, hepsi sığınaktaydı. Piste ciddi hasar verildi ancak yaralanan İtalyan askeri yok. 5. Filo Komutanlığı'na da bir saldırı düzenlendi ancak bölgede ne sivil ne de asker hiçbir İtalyan bu olaylara karışmış değil"
Tajani, Kuveyt'te vurulan üste 300'den fazla İtalyan askerinin bulunduğunu ama onlar için de bir sorun olmadığı bilgisini paylaşırken, "Askerlerimiz Lübnan'da, Ürdün'de ve Eriha'daki jandarma birlikleri dahil olmak üzere güvende. Özetle, şu an için vatandaşlarımız açısından, özellikle askerlerimiz için ciddi bir alarm durumu yok. Ancak elbette durum zor ve karmaşık, bu bir yıldırım savaşı olmayacak" dedi.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "ABD ve İsrail'in tek taraflı askeri harekâtını reddediyoruz. Bu hareket, gerilimi tırmandırıyor ve daha belirsiz ve düşmanca bir uluslararası düzene katkıda bulunuyor. İran rejiminin ve Devrim Muhafızlarının eylemlerini de reddediyoruz. Orta Doğu'da uzun süreli ve yıkıcı bir savaşa daha tahammül edemeyiz" ifadelerini kullandı.
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares de sosyal medyada yaptığı değerlendirmede, "ABD ve İsrail'in İran'ı bombalamasının ardından yaşanan ciddi durumu yakından takip ediyorum. Uluslararası hukuka saygı gösterilmesini talep ediyoruz. Şiddet yalnızca kaos getirir. Barış ve istikrara giden yol, gerilimin azaltılması ve diyalogdur. Bölgedeki İspanyol büyükelçilikleri İspanyollar için tamamen faaliyettedir" ifadelerine yer verdi.
Koalisyon hükümetinin küçük ortağı Sumar ittifakından bazı bakanlar da saldırıyı kınadı. Kültür Bakanı Ernest Urtasun, "Bu yasa dışı ve tek taraflı bir saldırı. Bunu kınıyorum ve AB'nin de aynı şeyi yapmasını umuyorum. Çünkü bu saldırı, sonunu öngöremediğimiz bir askeri tırmanmaya yol açacaktır" dedi.
Urtasun ayrıca, "İran'a bugün başlatılan saldırıyı, daha fazla baskıya ve uluslararası hukukun ortadan kaldırılmasına yol açacak yasa dışı bir saldırı olarak görüyoruz. Alternatif, insan haklarını ilerleten ve nükleer silahları ortadan kaldıran bir diyalog çerçevesidir" ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanı Monica Garcia ise saldırıyı "emperyalist bir girişim" olarak nitelendirerek, "İspanya hükümeti, Trump yönetimiyle, İsrail'le ve dünyanın dört bir yanındaki diktatörlükler ve teokrasilerle yüzleşmekten hiçbir zaman çekinmedi" dedi.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtti.
Eide, devlet televizyonu NRK'ye yaptığı değerlendirmede İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıları sert ifadelerle eleştirdi.
Saldırıların hukuki bir dayanağının olmadığını ifade eden Eide, şu açıklamada bulundu:
"Bu saldırılar İsrail tarafından 'önleyici bir hamle' olarak nitelendiriliyor, ancak uluslararası hukuka göre durum böyle değil. Bir saldırının 'önleyici' kabul edilebilmesi için ortada yakın ve acil bir tehdidin bulunması gerekir."
Norveç Dışişleri Bakanı, bölgedeki tansiyonun düşürülmesi için taraflara itidal çağrısı yaparak krizin diplomatik yöntemlerle çözülmesi gerektiğini vurguladı.
İsveç'in eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Carl Bildt de İran'a yönelik saldırıların uluslararası hukuka açık biçimde aykırı olduğunu dile getirdi.
Bildt, "ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırının önemli bir süre boyunca huzursuzluğa yol açacağı kesin. Büyük çaplı bir harekât ve ciddi bir süre devam edecek" ifadelerini kullandı.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ise saldırılara katılan ABD'nin büyük ölçüde geleneksel uluslararası hukuk çerçevesinin dışında hareket ettiğini söyledi.
Stubb, Yle'ye yaptığı açıklamada, "Genellikle bu tür saldırılar için meşruiyet Birleşmiş Milletler'den (BM) ya da en azından müttefiklerden aranır" diyerek bu kez böyle bir durumun söz konusu olmadığını belirtti.
İrlanda Başbakanı Micheal Martin, ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırılardan derin kaygı duyduklarını belirterek tüm taraflara itidal çağrısı yaptı.
İran’daki gelişmeler nedeniyle bölgede gerilimin tırmanması ve daha geniş çaplı bir çatışma riskinin bulunduğuna dikkat çeken Martin, bu ihtimalden ciddi endişe duyduklarını ifade etti. Martin, tüm taraflara itidal çağrısında bulunarak böyle bir sonucun önüne geçilmesi için çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Martin ayrıca ülkesinin çatışmaların her koşulda Birleşmiş Milletler (BM) Şartı ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde diplomasi ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğine inandığını belirtti ve bu yaklaşımın mevcut kriz dahil tüm durumlar için geçerli olduğunu kaydetti.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, ABD merkezli sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada bölgedeki gelişmeleri yakından izlediklerini belirtti. Albanese, Avustralya vatandaşlarına İran'a seyahat etmemeleri çağrısında bulunarak, halihazırda İran'da bulunanların ülkeyi terk etmelerini istedi.
Albanese, güvenlik gerekçesiyle İsrail ve Lübnan için seyahat uyarı seviyesinin en üst düzeye çıkarıldığını da duyurdu.
Jiji Press'in haberine göre Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Japon hükümetinin her türlü riske karşı hazırlık yapacağını ve gerekli önlemleri alacağını açıkladı.
Takaiçi, ilgili kurumlara bilgi toplama ve Japon vatandaşlarının korunması için "ellerinden gelenin en iyisini yapmaları" talimatını verdiğini belirtti. Başbakanlık kriz yönetim merkezinde "İran durumuyla" ilgili bir bilgi irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.
Endonezya Dışişleri Bakanlığı'nın sosyal medyada yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasından ve bunun Orta Doğu'daki askeri gerilimi artırmasından duyulan üzüntü dile getirildi.
Açıklamada taraflara itidal ve diplomasi çağrısı yapılırken, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto'nun her iki tarafın da kabul etmesi halinde arabuluculuk yapmaya ve gerekirse Tahran'a gitmeye hazır olduğu bildirildi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bölgenin, dünyanın ve uygarlığın, bir an önce kuralların ve uluslararası hukukun hâkim olduğu, istikrarın ve kalıcı barışın diplomasi yoluyla ve hukuk zemininde tesis edildiği bir düzene gereksinimi var" ifadelerini kullandı.
Erhürman, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarının kalıcı barış ve istikrar açısından riskleri artırdığına dikkati çekerek, "Barışçıl bir halk olan Kıbrıs Türk halkı adına dileğim ve çağrım, çocuklar ve insanlar ölmeden sorunlara bir an önce diplomasi yoluyla hukuk zemininde çözümler üretilmesi yolunun seçilmesidir." dedi.
Malezya Başbakanı Enver İbrahim, ABD merkezli sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda saldırıları eleştirerek, "İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve buna eşlik eden Amerikan askeri harekatı, Orta Doğu'yu felaketin eşiğine getiriyor" ifadelerini kullandı.
İsrail'in saldırılarının devam eden müzakere sürecini sabote etmeyi ve diğer ülkeleri "kontrol altına alınması imkânsız bir çatışmanın içine sürüklemek için yapılan alçakça bir girişim" olduğunu belirten Enver, ABD ve İran'a gerilimi tırmandırmak yerine diplomatik çözüm arayışına yönelmeleri çağrısında bulundu. Enver ayrıca uluslararası toplumu çifte standart uygulamadan acil şekilde harekete geçmeye davet etti.
Enver, İran ve bölgedeki diğer ülkelerde bulunan Malezyalıların güvenliği konusunda kaygılı olduklarını belirterek, atılacak adımlar konusunda bölgesel ortaklarla temas halinde olacağını bildirdi.
Katar, topraklarının İran tarafından füzelerle hedef alınmasını güçlü şekilde kınayarak saldırıyı ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir ihlal olarak değerlendirdi.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, ülke topraklarının İran yapımı füzelerle vurulmasının uluslararası hukuka aykırı olduğu ve bölgesel güvenlik ile istikrarı tehdit ettiği ifade edildi.
Açıklamada, söz konusu saldırının Katar'ın ulusal egemenliği, güvenliği ve toprak bütünlüğüne doğrudan ihlal teşkil ettiği belirtilerek bu tür eylemlerin hiçbir gerekçeyle kabul edilemeyeceği vurgulandı.
Katar'ın, uluslararası hukuk çerçevesinde ve saldırının mahiyetine uygun şekilde karşılık verme hakkını saklı tuttuğu aktarılan açıklamada, ülkenin güvenliği ve ulusal çıkarlarını korumak amacıyla gerekli adımların atılacağı bildirildi.