Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Eylül ayı sektörel güven endeksleri, ekonomik aktiviteye dair çift yönlü bir sinyal verdi. Mevsim etkilerinden arındırılmış veriler, perakende ticaret sektöründe iyimserliğin arttığını gösterirken, inşaat sektöründe güvenin azalarak kötümserliğin derinleştiğini ortaya koydu. Hizmet sektörü ise bir önceki aya göre yatay bir seyir izledi. Bu tablo, Türkiye ekonomisinin farklı dinamiklere sahip sektörler arasındaki ayrışmasını net bir şekilde gözler önüne seriyor.Perakende Ticarette Güven Artışı: Tüketici Talebi Direniyor mu?Eylül ayında perakende ticaret güven endeksi, bir önceki aya göre %2,9 oranında artışla 115,9 değerine yükseldi. Endeksin 100'ün üzerinde olması, sektörün mevcut ve gelecek döneme ilişkin iyimserliğini yansıtırken, bu artış tüketici talebinin gücünü koruduğuna dair önemli bir işaret olarak yorumlanabilir. Enflasyonist baskılara ve sıkılaşan para politikalarına rağmen, hanehalkı harcamalarının belirli kalemlerde canlılığını sürdürmesi, perakende sektörünün beklentilerini olumlu etkiliyor. Özellikle gıda ve temel tüketim malları dışındaki kalemlerdeki hareketlilik, sektördeki aktörlerin gelecek aylara daha umutlu bakmasına neden oluyor olabilir.Bu yükseliş, tüketicilerin harcama eğilimlerinin devam ettiğini ve perakende sektörünün mevcut koşullara adaptasyon yeteneğini gösteriyor. Ancak, bu durumun sürdürülebilirliği, enflasyon ve faiz oranlarının seyrine bağlı olacaktır.İnşaat Sektöründe Kötümserlik Derinleşiyor: Yüksek Maliyetler ve BelirsizliklerDiğer taraftan, inşaat sektörü güven endeksi, Eylül ayında %2,1 oranında azalarak 83,9 değerine geriledi. 100'ün altında seyreden bu değer, sektördeki kötümserliğin devam ettiğini ve hatta bir miktar derinleştiğini gösteriyor. İnşaat sektörü, yüksek girdi maliyetleri, finansmana erişim zorlukları ve artan faiz oranları gibi yapısal sorunlarla boğuşmaya devam ediyor. Özellikle konut kredisi faizlerindeki yükseliş, potansiyel alıcıların talebini frenlerken, yeni proje başlangıçlarını da olumsuz etkiliyor. Sektördeki firmalar, hem mevcut işlerin devamlılığı hem de yeni yatırımlar konusunda temkinli bir duruş sergiliyor.Yüksek Maliyetler: Çimento, demir gibi temel malzemelerdeki fiyat artışları.Finansman Zorlukları: Kredi faizlerinin yükselmesi, projelere erişimi kısıtlıyor.Talep Daralması: Konut alım gücündeki düşüş ve belirsizlikler.Hizmet Sektöründe İstikrar: Dengeli Bir SeyirHizmet sektörü güven endeksi ise Eylül ayında bir önceki aya göre aynı düzeyde kalarak 113,8 değerini korudu. Bu istikrarlı seyir, sektörün genel olarak ılımlı bir iyimserlik içinde olduğunu gösteriyor. Turizm, ulaştırma ve eğlence gibi alt sektörlerdeki hareketlilik, sektörün genel performansını desteklemeye devam ediyor. Ancak, enerji maliyetleri ve iş gücü giderlerindeki artış gibi faktörler, sektördeki iyimserliğin daha fazla yükselmesinin önünde bir engel teşkil ediyor olabilir. Hizmet sektörü, iç talebin ve mevsimsel etkilerin katkısıyla dengeli bir görünüm sergilese de, makroekonomik koşulların yakından takip edilmesi gereken bir dönemden geçiyor.Genel olarak, Eylül ayı sektörel güven endeksleri, Türkiye ekonomisinin heterojen bir yapıya sahip olduğunu ve farklı sektörlerin farklı zorluklar ve fırsatlarla karşı karşıya olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Perakende sektöründeki iyimserlik, tüketim harcamalarının ekonominin itici gücü olmaya devam ettiğini gösterirken, inşaat sektöründeki daralma, yatırım ve üretim tarafındaki baskıların sürdüğüne işaret ediyor. Politika yapıcıların, bu ayrışmayı dikkate alarak, her sektöre özel çözümler üretmesi ve genel ekonomik istikrarı sağlamaya yönelik adımlar atması büyük önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde, enflasyonla mücadele ve sıkı para politikalarının bu sektörel dinamikler üzerindeki etkileri yakından izlenecektir.
Ekonomi
Sektörel Güven Endekslerinde Ayrışma: Perakende Yükselişte, İnşaat
Eylül ayı TÜİK güven endeksleri, Türkiye ekonomisinde karmaşık bir tablo çiziyor. Perakende ticaret sektörü, tüketici talebinin devam etmesiyle iyimserliğini artırarak %2,9 yükseldi. Buna karşılık, inşaat sektörü %2,1 düşüşle kötümserliğini sürdürdü. Hizmetler sektörü ise istikrarlı seyrini korudu. Bu ayrışma, tüketim odaklı sektörlerin direncine işaret ederken, yatırım ve maliyet baskısı altındaki sektörlerdeki zorlukları gözler önüne seriyor.
Ahmet Yıldız
•