Yardeni'den ABD Piyasaları İçin Kritik Uyarı: Satış Riski Artıyor
Ünlü stratejist Edward Yardeni, ABD piyasalarında yılın geri kalanında satış olasılığını yüzde 20'den yüzde 35'e yükseltti. Bu revizyon, petrol fiyatlarındaki artış, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler ve yatırımcıların stagflasyon endişeleriyle tetiklendi. Yardeni, Fed'in artan enflasyon ve işsizlik riski arasında sıkışabileceği konusunda uyarırken, piyasaların yeni bir ayı piyasasına girebileceği sinyallerini verdi.
Mehmet Aydın
•
ABD piyasalarının önde gelen stratejistlerinden Edward Yardeni, küresel ekonomiyi ve finans piyasalarını yakından ilgilendiren kritik bir güncelleme yayınladı. Yardeni, yılın geri kalanında ABD hisse senedi piyasalarında bir satış dalgası yaşanma ihtimalini önemli ölçüde artırarak önceki yüzde 20'den yüzde 35'e çıkardı. Bu değişiklik, yatırımcıların piyasa coşkusundan ziyade temel göstergelerin etkisiyle gerçekleşen yükseliş beklentisini yüzde 20'den yüzde 5'e düşürmesiyle birlikte geldi. Bu durum, piyasalarda artan belirsizliğin ve risk algısının bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Petrol ve Jeopolitik Gerilimlerin Gölgesinde Piyasa Beklentileri
Yardeni'nin bu ağırlıklandırmalardaki değişimi, küresel petrol piyasalarında yaşanan hareketlilikle ve Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerle doğrudan ilişkili. Brent petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkması ve bölgedeki çatışmaların uzun süreli olabileceği endişeleri, enerji maliyetlerinin daha da yükselmesine neden oluyor. Bu durum, küresel enflasyonist baskıları artırarak merkez bankalarının para politikası adımlarını daha da karmaşık hale getiriyor.
Yatırımcılar, artan enerji maliyetlerinin küresel büyümeyi yavaşlatma ve enflasyonu yükseltme potansiyelini kabullenmeye başladıkça, ABD Merkez Bankası (Fed)'nın faiz indirimine ilişkin beklentileri de şimdiden azaldı. Bu durum, piyasaların daha sıkı para politikası koşullarına hazırlanması gerektiği sinyalini veriyor.
Yardeni notunda, "ABD ekonomisi ve borsa, şu anda İran ile zorluklar arasında sıkışmış durumda. Fed de öyle. Petrol şoku devam ederse, Fed'in ikili görevi, artan enflasyon riski ile yükselen işsizlik arasında sıkışıp kalacak" ifadelerini kullanarak, Fed'in önündeki zorlu dengeyi vurguladı.
Fed'in İkili Görevi ve Stagflasyon Tehdidi
Fed'in hem fiyat istikrarını sağlama hem de tam istihdamı koruma şeklindeki ikili görevi, mevcut ortamda ciddi bir testten geçiyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyonu körüklerken, ekonomik büyümedeki olası yavaşlama işsizlik riskini artırabilir. Bu senaryo, ekonomistlerin 1970'lerde yaşanan stagflasyon (yüksek enflasyon ve durgun büyüme) dönemine benzer bir tablo oluşabileceği endişelerini beraberinde getiriyor.
Yardeni'nin önümüzdeki on yıl için görünümü daha iyimser olsa da, "1970'lerin stagflasyonunun tekrarı" olasılığını yüzde 15 olarak değerlendiriyor. Bu oran düşük görünse de, böyle bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda piyasalar üzerindeki etkisi yıkıcı olabilir.
Stagflasyon Riski: Yüksek enflasyon ve ekonomik durgunluğun birleşimi, şirket karlarını baskılar ve tüketici harcamalarını azaltır.
Ayı Piyasası İhtimali: Yardeni'ye göre, "Yatırımcıların stagflasyon beklemesi durumunda, ayı piyasası daha olası hale gelir." Bu da hisse senedi piyasalarında uzun süreli bir düşüş trendine işaret eder.
Küresel Piyasalar ve ABD'nin Direnci
Mevcut jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizlikler, küresel piyasaları farklı şekillerde etkiliyor. Geçtiğimiz hafta S&P 500 Endeksi yüzde 2 düşerken, MSCI'nin en geniş küresel hisse senedi endeksi yüzde 3,7 geriledi. Bu durum, ABD hisse senetlerinin küresel emsallerine göre şimdilik savaştan daha hafif etkilendiğini gösteriyor.
Yardeni'nin geçmiş piyasa tahminlerindeki isabetliliği (örneğin, "Muhteşem Yedi" olarak adlandırılan teknoloji hisselerine yönelik endeks altı getiri tavsiyesi), güncel uyarılarının ciddiyetini artırıyor. Yatırımcıların, önümüzdeki dönemde jeopolitik gelişmeleri, petrol fiyatlarını ve Fed'in söylemlerini çok daha yakından takip etmesi gerekecek. Türkiye ekonomisi ve piyasaları için de küresel risk iştahındaki bu değişimler, sermaye akışları ve kur dinamikleri üzerinde belirleyici olabilir.