Küresel enerji piyasaları, Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilimlerin doğrudan etkisiyle sarsılıyor. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'nda ticari gemi trafiğinin durma noktasına gelmesi ve kritik bir Katar LNG tesisindeki üretimin durması, Avrupa doğal gaz fiyatlarında benzeri görülmemiş bir ralliye yol açtı. Enerji güvenliği endişeleri, kıtanın kışa hazırlık stoklarının kritik seviyelere inmesiyle daha da derinleşiyor. Gerilimin Kalbi: Hürmüz Boğazı ve Katar'ın Rolü Dünya LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçiş güzergahı olan Hürmüz Boğazı, jeopolitik risklerin bir kez daha merkez üssü haline geldi. Özellikle en büyük LNG ihracatçılarından Katar'ın küresel piyasalara ulaşan doğal gazının yüzde 93'ü bu stratejik su yolunu kullanıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun bölgedeki ticari gemilere yönelik tehditleri ve saldırıları, 7 Mart itibarıyla Boğaz'dan geçen gemi sayısını bire düşürürken, petrol ve LNG sevkiyatları tamamen durdu. Bu durum, küresel enerji tedarik zincirinde ciddi bir darboğaz oluşturuyor. Katar Enerji'ye (Qatar Energy) ait bir sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tesisinde yaşanan üretim duruşu da, halihazırda gergin olan piyasayı daha da tetikledi. Bu iki kritik gelişme, Avrupa'nın enerji arz güvenliği üzerindeki baskıyı katlayarak artırdı. Avrupa Piyasalarında Fiyat Şoku Avrupa'nın en derin doğal gaz ticaret noktası olan Hollanda merkezli TTF'de nisan vadeli kontratlar, gerilimin piyasaya yansımasını net bir şekilde gösteriyor. ABD ve İsrail saldırılarından önceki 27 Şubat'ta megavatsaat başı 31,95 euro olan doğal gaz fiyatları, bir hafta içinde yüzde 67'lik rekor bir artışla 53,4 euro seviyesine fırladı. Piyasalardaki panik, son açılışta daha da şiddetlendi. Bugün (TSİ 10.00 itibarıyla) gaz fiyatları megavatsaat başı 68,5 eurodan işlem görmeye başladı. Bu, geçen hafta cuma günkü kapanışa göre yüzde 28,5'lik devasa bir sıçramaya işaret ediyor. Bu hızlı yükseliş, 2022'deki enerji krizini hatırlatan endişeleri yeniden alevlendiriyor.