İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, önümüzdeki hafta 11 Şubat Çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump ile Washington'da bir araya gelmek üzere kritik bir ziyaret gerçekleştirecek. Bu üst düzey diplomatik temas, özellikle ABD ile İran arasında yürütülen hassas müzakerelerin geleceği açısından büyük önem taşıyor. Netanyahu'nun ziyaretinin temel amacı, Tahran'a yönelik uluslararası baskının artırılması ve İran'ın bölgesel politikalarının yeniden şekillendirilmesi yönündeki İsrail tezlerini doğrudan Washington'a iletmek olacak.
Ziyaretin Arka Planı ve İsrail'in Kırmızı Çizgileri Netanyahu'nun ABD ziyareti, Orta Doğu'daki mevcut gerilimin ve İran'ın nükleer programı ile bölgesel faaliyetlerinin yarattığı endişelerin zirveye çıktığı bir döneme denk geliyor. İsrail Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamada, Netanyahu'nun ABD-İran müzakerelerinin sadece nükleer konularla sınırlı kalmaması gerektiğine inandığı açıkça belirtildi. İsrail'in bu konudaki temel talepleri iki ana başlık altında toplanıyor:
İran'ın balistik füze programının kapsamlı bir şekilde sınırlandırılması.
Tahran'ın bölgedeki "İran ekseni" olarak adlandırılan ve çeşitli vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü desteğin tamamen sona erdirilmesi.
Bu talepler, İsrail'in ulusal güvenliği için hayati önem taşıyor ve Tel Aviv'in uzun süredir dile getirdiği endişelerin bir özeti niteliğinde. Özellikle balistik füze kapasitesi ve bölgesel vekil güçler aracılığıyla artan nüfuz, İsrail'in güvenlik mimarisi için doğrudan bir tehdit olarak algılanıyor.
Küresel ve Bölgesel Ekonomik Yansımalar Bu diplomatik hamle ve İran gündemi, sadece siyasi değil, aynı zamanda küresel ve bölgesel ekonomiler üzerinde de derin etkiler yaratma potansiyeline sahip. Orta Doğu'da artan gerilim, başta petrol fiyatları olmak üzere enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açabilir. İran'a yönelik olası yeni yaptırımlar veya mevcut yaptırımların sıkılaştırılması, küresel enerji arzını etkileyerek fiyatları yukarı yönlü baskılayabilir.
Dunyaekonomi.com analistleri, "Netanyahu'nun taleplerinin ABD tarafından ne ölçüde benimseneceği, Orta Doğu'daki dengeleri ve küresel enerji piyasalarının seyrini doğrudan etkileyecek kilit bir faktör olacaktır. Bölgesel istikrarsızlık riskinin artması, yatırımcı güvenini zedeleyebilir ve sermaye akışlarını olumsuz etkileyebilir" değerlendirmesinde bulunuyor.
Türkiye ekonomisi için de bu gelişmelerin dolaylı etkileri söz konusu olabilir. Bölgesel ticaret yollarının güvenliği, enerji maliyetleri ve genel jeopolitik risk algısı, Türkiye'nin dış ticaret dengesini ve yatırım ortamını etkileyebilir. Özellikle enerji ithalatçısı konumundaki Türkiye için petrol fiyatlarındaki her artış, cari açık üzerinde ek bir baskı yaratma potansiyeli taşımaktadır.
Diplomatik Çıkmaz ve Gelecek Senaryoları Netanyahu'nun Washington ziyareti, ABD'nin İran politikasında bir dönüm noktası olabilir. Trump yönetiminin, İsrail'in bu sert tutumunu ne ölçüde destekleyeceği veya kendi müzakere stratejisini sürdüreceği merak konusu. Eğer ABD, İsrail'in taleplerini müzakerelere dahil etme konusunda kararlı bir duruş sergilerse, bu durum Tahran ile Washington arasındaki diyaloğu daha da karmaşık hale getirebilir ve potansiyel olarak çıkmaza sokabilir. Bu durum, Orta Doğu'da tansiyonun daha da yükselmesine ve bölgesel çatışma risklerinin artmasına neden olabilir. Piyasalar, bu kritik görüşmelerden çıkacak sinyalleri yakından takip edecek.