Morgan Stanley'den Borsa İstanbul'a 'Makro Yerçekimi' Uyarısı
Önde gelen yatırım bankası Morgan Stanley analistleri, Borsa İstanbul'un mevcut yükselişinin makroekonomik gerçeklerden koptuğunu ve sürdürülebilir olmadığını belirtti. Yılbaşından bu yana dolar bazında %25 getiri sağlayan Türk hisse senetlerinin, çarpan genişlemesiyle değerlendiği, ancak bu durumun kısa vadede aşağı yönlü bir düzeltme riski taşıdığı vurgulandı. Analistler, özellikle bankacılık sektöründe potansiyel gördüklerini ifade etti.
Ayşe Yılmaz
•
Morgan Stanley analistleri, Türk hisse senetlerinin şu anda “makroekonomik yerçekimine karşı koyduğu” ancak bunun sürdürülebilir olmadığı değerlendirmesini yaptı.
James Lord’un da aralarında olduğu analistlerin 25 Şubat tarihli notunda, “Türk hisse senetlerinin değerlemeleri yılbaşından bu yana güçlü bir şekilde yükseldi. Bu durum, yerli para birimi cinsi tahvil piyasasından ayrıştıklarını gösteriyor ve kısa vadede yeniden aşağı yönlü bir değerleme riski taşıdıklarına işaret ediyor” denildi.
Raporda "MSCI Turkey endeksi yılbaşından bu yana dolar bazında yüzde 25 toplam getiri sağladı. Bu performansla EEMEA bölgesinde ikinci, küresel ölçekte ise beşinci en iyi piyasa konumunda. Yükseliş büyük ölçüde şirket karlarından ziyade çarpan genişlemesinden kaynaklandı” ifadeleri kullanıldı.
Mevcut çarpan seviyesinin, piyasadaki gözlemlenebilir beklentilere kıyasla çok daha güçlü bir dezenflasyon sürecini fiyatladığını düşünen Morgan Stanley analistleri buna karşılık, 2 yıllık gösterge devlet tahvili faizinin yılbaşından bu yana büyük ölçüde değişmediğini, bunun da makro piyasalarda faiz indirimleri veya enflasyona ilişkin beklentilerde anlamlı bir iyileşme fiyatlanmadığına işaret ettiğini belirtti.
Analistler bu nedenle Türk hisselerinde, daha gerçekçi makro beklentilere uyum sağlamak üzere aşağı yönlü bir düzeltme potansiyeli görürken EEMEA içinde Türkiye için “piyasaya paralel getiri” görüşünü korudular. Bununla birlikte, piyasa geneline göre ciddi iskontoyla işlem gören Türk bankalarında da daha fazla yukarı potansiyel görüyor.
Makro tarafta yakın dönemde uzun vadeli tahvillerde pozisyon almak yerine carry işlemlerini tercih ettiklerini belirten analistler enflasyonun beklenenden daha kalıcı olması ve jeopolitik risklerin tırmanmasının uzun vadeli tahvillerin iyi performans göstermesini zorlaştırdığını da belirtti.
Raporda şu değerlendirmeler yer aldı: Ocak ayında enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi, politika faizinin ulaşacağı nihai seviyeye ilişkin beklentileri yukarı itti. Ancak TCMB’nin iletişimi, mevcut faiz indirim patikasından memnun olduğu yönünde. Banka, gıda enflasyonundaki artışı geçici görürken, hizmet sektöründeki dezenflasyona güveniyor.
Döviz carry pozisyonları artmaya devam ederken, yatırımcı ilgisi hem hisse senedi hem de sabit getirili menkul kıymetlerde güçleniyor. Yüksek frekanslı veriler şubat ayında daha yüksek bir enflasyona işaret ettiği için, kısa vadede vade riskine kıyasla döviz carry stratejisini tercih etmeyi sürdürüyoruz.