Türkiye ekonomisinin önemli dinamiklerinden biri olan iç turizm, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde kayda değer bir canlanma yaşadı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarını kapsayan bu dönemde, yurt içinde ikamet eden 21 milyon 548 bin kişi seyahate çıktı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %5,5'lik bir artışla toplam 27 milyon 99 bin seyahat olarak kayıtlara geçti. Toplam geceleme sayısı 230 milyon 818 bine ulaşırken, ortalama geceleme süresi 8,5 gece olarak belirlendi.
Harcama Kalemlerinde Enflasyonun Gölgesi Seyahat harcamalarının dağılımı ve yıllık değişimi, ekonomik koşulların tüketici davranışları üzerindeki etkilerini net bir şekilde gösteriyor. Üçüncü çeyrekte en büyük payı %29,4 ile yeme ve içme harcamaları alırken, bunu %23,8 ile konaklama ve %19,3 ile ulaştırma harcamaları takip etti. Ancak asıl dikkat çeken nokta, bu harcama kalemlerindeki yıllık artış oranları oldu:
Yeme ve içme harcamaları: %31,6 artış
Konaklama harcamaları: %54,6 artış
Ulaştırma harcamaları: %25,7 artış
Bu yüksek artış oranları, seyahat edenlerin bütçelerinde enflasyonun yarattığı baskıyı açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle konaklama harcamalarındaki %54,6'lık sıçrama, otel ve benzeri tesislerin fiyat politikaları ile artan maliyetlerin doğrudan bir yansıması olarak yorumlanabilir. Tüketicilerin seyahat etme isteği devam etse de, bu artan maliyetler harcama alışkanlıklarını yeniden şekillendiriyor.
Konaklama Tercihleri ve Maliyet Bilinci Veriler, seyahat edenlerin konaklama tercihlerinde belirgin bir maliyet bilinciyle hareket ettiğini gözler önüne seriyor. Toplam gecelemelerin büyük bir kısmı, 132 milyon 394 bin geceleme ile "arkadaş veya akraba evinde" gerçekleşti. İkinci sırada 51 milyon 509 bin geceleme ile "kendi evi" yer alırken, "otel" konaklamaları 26 milyon 348 bin geceleme ile üçüncü sırada kaldı. Bu durum, iç turizmdeki hareketliliğin büyük ölçüde ticari konaklama sektörüne yansımadığını, aksine tüketicilerin bütçelerini korumak adına alternatif ve daha uygun maliyetli konaklama seçeneklerine yöneldiğini göstermektedir. Otel ve pansiyon gibi işletmeler için bu veri, artan seyahat sayısına rağmen doluluk oranları ve gelir hedeflerine ulaşmada zorluklar yaşanabileceğine işaret etmektedir.
Seyahat Amaçları ve Gelecek Beklentileri Seyahate çıkış amaçlarında ise %46,2 ile "gezi, eğlence, tatil" ikinci sırada yer alırken, %2,5 ile "sağlık" üçüncü sıradaki yerini aldı. Bu, Türk hanehalklarının ekonomik zorluklara rağmen tatil ve eğlence arayışından vazgeçmediğini, ancak bunu daha bütçe dostu yollarla gerçekleştirmeye çalıştığını ortaya koyuyor. Sonuç olarak, 2025 yılı üçüncü çeyrek iç turizm verileri, seyahat sayılarındaki artışla olumlu bir tablo çizse de, harcama kalemlerindeki yüksek artışlar ve konaklama tercihlerindeki değişimler, sektörün ve tüketicilerin karşı karşıya olduğu enflasyonist baskıları gözler önüne sermektedir. Bu durum, turizm sektöründeki işletmelerin ve politika yapıcıların, artan maliyetler ve değişen tüketici davranışlarına yönelik stratejiler geliştirmesini zorunlu kılmaktadır.