Türkiye'nin geleneksel ve stratejik ihraç ürünlerinden fındıkta 2025 yılı performansı, sektörde ciddi endişelere yol açtı. Yıllık bazda hem miktar hem de değerde yaşanan sert düşüşler, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) tarafından açıklanan verilerle gün yüzüne çıktı. Bu gerileme, sektör temsilcilerini acil ve bütüncül politika arayışına iterken, Türkiye ekonomisi için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor.
Fındık İhracatında Çift Haneli Gerileme KFMİB Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Osman Sabır'ın açıklamalarına göre, 1 Ocak – 31 Aralık 2025 döneminde Türkiye, 238 bin 704 ton fındık ihraç ederek 2 milyar 255 milyon 360 bin 699 dolar gelir elde etti. Bu rakamlar, bir önceki yıl olan 2024'e kıyasla kayda değer bir düşüşü gözler önüne seriyor. 2024 yılında 323 bin 244 ton fındık ihracatından 2 milyar 635 milyon 868 bin 856 dolar gelir sağlanmıştı. Yıllık bazda yaşanan bu gerileme, miktar bazında 84 bin 540 ton ile %26,15'lik, değer bazında ise 380,5 milyon dolar ile %14,44'lük bir düşüşe tekabül ediyor. Bu oranlar, Türkiye'nin küresel fındık pazarındaki lider konumunu koruma mücadelesinde karşılaştığı zorlukların büyüklüğünü açıkça ortaya koyuyor.
1980'li Yıllar Seviyesine Geri Dönüş ve Sezonluk Performans Sadece yıllık bazda değil, yeni ihracat sezonunun ilk dört ayındaki (1 Eylül – 31 Aralık 2025) performans da alarm verici düzeyde. Bu dönemde 64 bin 711 ton fındık satışı karşılığında 795 milyon 601 bin 856 dolar gelir elde edildi. Sabır, bu rakamların sektör için tarihi bir gerilemeyi işaret ettiğini vurgulayarak, "İhracat sezonunun ilk dört ayında gerçekleşen rakamlar 1980'li yıllar seviyesine düştü" değerlendirmesinde bulundu.
"Bu nedenle 2026 yılında hayata geçirilecek, sektörü bütüncül şekilde ele alan acil ve yeni politikalara ihtiyaç vardır."
— Hasan Osman Sabır, KFMİB Yönetim Kurulu Başkanı
Düşüşün Arkasındaki Nedenler ve Gelecek Stratejileri Fındık ihracatındaki bu sert düşüşün ardında birden fazla faktörün yattığı düşünülüyor. Küresel iklim değişikliklerinin ürün rekoltesi ve kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri, artan üretim maliyetleri, uluslararası pazarlardaki rekabetin yoğunlaşması ve yeterli katma değer yaratılamaması gibi yapısal sorunlar, sektörün temel dinamiklerini etkiliyor. Özellikle rekoltedeki düşüş, ihraç edilecek ürün miktarını doğrudan etkilerken, değerdeki düşüş ise küresel fiyat dalgalanmaları veya ürün kalitesi algısıyla ilişkilendirilebilir. Türkiye'nin fındıkta dünya lideri konumunu sürdürebilmesi ve bu stratejik üründen elde edilen geliri artırabilmesi için kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç duyuluyor. KFMİB Başkanı Sabır'ın çağrısı, sadece kısa vadeli çözümlerden ziyade, sektörün tüm paydaşlarını kapsayan, üretimden pazarlamaya kadar her aşamayı ele alan bütüncül bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu politikalar şunları içerebilir:
Verimlilik Artışı: Modern tarım teknikleri, doğru gübreleme ve budama yöntemleriyle dekar başına verimi yükseltmek.
Kalite Standartları: Uluslararası pazarlarda talep gören yüksek kaliteli fındık üretimini teşvik etmek.
Markalaşma ve Katma Değer: İşlenmiş fındık ürünlerinin payını artırarak, ham fındık ihracatına bağımlılığı azaltmak.
Pazar Çeşitliliği: Mevcut pazarlardaki konumunu güçlendirirken, yeni pazarlara açılma stratejileri geliştirmek.
Çiftçi Desteği: Üreticilerin maliyet yükünü hafifletecek ve sürdürülebilir üretimi teşvik edecek destek mekanizmaları oluşturmak.
Türkiye Ekonomisi İçin Fındığın Önemi Fındık, Türkiye'nin tarımsal ihracatında önemli bir kalem olmasının yanı sıra, özellikle Karadeniz Bölgesi'ndeki yüz binlerce ailenin geçim kaynağıdır. Bu düşüş trendinin devam etmesi, sadece döviz gelirlerini değil, aynı zamanda bölgesel ekonomiyi ve sosyal yapıyı da olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor. 2026 yılı, fındık sektörü için kritik bir dönemeç olacak ve atılacak adımlar, Türkiye'nin bu alandaki geleceğini şekillendirecek.