ABD Merkez Bankası (Fed) içindeki para politikası tartışmaları, Fed yetkilisi Miran'ın dikkat çekici açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı. Miran, mevcut faiz oranlarının ekonomiyi açıkça kısıtladığını ve bu yıl 100 baz puanın üzerinde bir faiz indirimi gerekliliğini vurgulayarak, piyasalarda şaşkınlık yaratan bir duruş sergiledi. Bu radikal görüş, Fed'in kendi medyan projeksiyonları ve diğer bazı yetkililerin 'nötr faiz oranı' söylemlerinden önemli ölçüde ayrışıyor.
Politika Nötr mü, Kısıtlayıcı mı? Miran'a göre, Fed'in mevcut para politikası 'nötr' olmaktan çok uzak. Fox Business Network'e verdiği demeçte, politikanın ekonomiyi geride tutan 'açıkça kısıtlayıcı' bir karakter taşıdığını belirtti. Bu değerlendirme, faiz oranlarının ekonomik büyümeyi ne destekleyen ne de engelleyen bir denge noktasında olduğunu savunan diğer Fed yetkililerinin son haftalardaki açıklamalarıyla keskin bir tezat oluşturuyor. Miran'ın analizi, enflasyonla mücadelede gelinen noktanın, artık daha gevşek bir para politikasını meşru kıldığını ima ediyor.
Miran, "Politikanın nötr olduğunu savunmanın çok zor olduğunu düşünüyorum. Politikanın açıkça kısıtlayıcı olduğunu ve ekonomiyi geride tuttuğunu düşünüyorum. Bence bu, 100 baz puanın çok üzerinde bir fark," ifadeleriyle görüşünü net bir şekilde ortaya koydu.
Fed'in Kendi Projeksiyonlarıyla Çelişki Geçtiğimiz ay üst üste üçüncü kez faiz oranlarını sabit tutan Fed, yakın vadede ek indirimlerin garantisi olmadığını belirtmişti. Daha da önemlisi, son projeksiyonlarında politika yapıcıların medyan tahmini, enflasyon ve işgücü piyasası görünümündeki bölünmüşlüğü yansıtarak, 2026 yılı için yalnızca bir faiz indirimi öngörüyordu. Miran'ın bu yıl 100 baz puanın üzerinde indirim beklentisi, bu resmi duruşla taban tabana zıt bir tablo çiziyor. Bu durum, Fed içinde faiz indirimlerinin zamanlaması ve ölçeği konusunda ciddi bir görüş ayrılığı olduğunu gözler önüne seriyor.
Piyasalar ve Ekonomi İçin Anlamı Miran gibi bir Fed yetkilisinden gelen bu tür bir açıklama, piyasalarda faiz indirim beklentilerini yeniden şekillendirebilir. Yatırımcılar, Fed'in gelecekteki adımlarına ilişkin sinyalleri daha dikkatli okumaya başlayacak. Eğer Miran'ın görüşü Fed içinde daha geniş kabul görürse, bu durum:
Şirketlerin borçlanma maliyetlerini düşürerek yatırımları teşvik edebilir.
Tüketici harcamalarını canlandırarak ekonomik büyümeyi destekleyebilir.
Dolar üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturabilirken, gelişmekte olan piyasalar için sermaye akışlarını artırabilir.
Ancak, Fed'in genel eğilimi hala temkinli bir duruş sergiliyor. Bu nedenle, Miran'ın açıklamaları şimdilik bir 'aykırı ses' olarak kalabilir, ancak Fed'in gelecekteki kararlarını etkileme potansiyeli taşıyor.
Önümüzdeki dönemde Fed yetkililerinin açıklamaları ve açıklanacak makroekonomik veriler, faiz indirimlerinin ne zaman ve hangi ölçekte başlayacağına dair daha net ipuçları sunacaktır. Miran'ın bu radikal çıkışı, Fed'in 'veri bağımlılığı' ilkesinin, farklı yetkililerce nasıl yorumlandığının çarpıcı bir örneğini teşkil ediyor.