2026 yılına girilmesiyle birlikte, Türkiye ekonomisinin önemli gündem maddelerinden biri olan enflasyon, bankacılık hizmetlerine de doğrudan yansıdı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) artış oranı olan yüzde 30,9, bankaların EFT ve havale işlemlerinden alacağı komisyon tutarlarının yeniden belirlenmesine yol açtı. Bu durum, hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılar için finansal işlem maliyetlerinde önemli bir artışı beraberinde getiriyor.
Enflasyon ve Bankacılık Hizmetleri Arasındaki Doğrudan Bağlantı Bankacılık sektöründe yürürlükte olan mevzuat, bankacılık hizmet bedellerinin her yılbaşında, bir önceki yılın enflasyon oranına göre otomatik olarak güncellenmesini öngörüyor. Bu mekanizma, bankaların operasyonel maliyetlerindeki artışı hizmet ücretlerine yansıtarak sürdürülebilirliklerini sağlamalarına olanak tanıyor. Ancak bu durum, yüksek enflasyon dönemlerinde tüketicilerin üzerindeki maliyet yükünü de artırıyor. Yüzde 30,9'luk artış, para transferi ücretlerinin de aynı oranda yükselmesi anlamına geliyor.
Yeni Tarife: Kademeli Artış ve Tüketiciye Yansımaları Güncellenen tarife ile birlikte, EFT ve havale işlemlerinde alınan komisyonlar, işlem tutarına göre kademeli olarak belirlendi. Bu kademeler ve yeni ücretler şu şekilde sıralanıyor:
8.300 TL'ye kadar olan para transferleri için işlem ücreti 8,37 TL oldu.
8.300 TL ile 399.000 TL arasındaki işlemler için ödenecek komisyon 16,76 TL'ye çıkarıldı.
399.000 TL ve üzerindeki yüksek tutarlı transferlerde ise bankalar işlem başına 209,38 TL kesinti uygulayacak.
Bu kademeli artış, özellikle sık ve düşük tutarlı işlem yapan bireysel kullanıcılar için günlük finansal alışkanlıkların maliyetini artırırken, yüksek hacimli kurumsal transferlerde de dikkat çekici bir maliyet kalemi oluşturuyor. Dijitalleşen finansal ekosistemde, bu tür ücret artışları, tüketicileri alternatif ödeme yöntemlerine veya daha az işlem yapmaya yöneltebilir.
Ekonomik Perspektif ve Gelecek Beklentileri Bu ücret güncellemeleri, Türkiye ekonomisindeki enflasyonist baskının sadece mal ve hizmet fiyatlarına değil, aynı zamanda finansal hizmetlerin maliyetine de ne denli derinden nüfuz ettiğinin bir göstergesi. Bankaların operasyonel giderlerinin artması kaçınılmaz olsa da, bu artışların doğrudan tüketiciye yansıması, hane halkı bütçeleri üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Özellikle FAST gibi anlık ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, tüketicilerin daha uygun maliyetli veya ücretsiz alternatiflere yönelme eğilimi güçlenebilir. Önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadelede kaydedilecek ilerleme, bu tür hizmet bedellerinin seyrini de doğrudan etkileyecektir.