Türkiye ekonomisinin yapısal dönüşüm çabaları, sanayi üretim verilerinde somut karşılığını bulmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, Kasım 2025 dönemine ait sanayi üretim endeksi rakamlarının, cari açığın kalıcı olarak iyileşmesi yönündeki umutları pekiştirdiğini ifade etti. Yılmaz'ın açıklamaları, özellikle yüksek teknolojili ve katma değerli üretimin artan payına işaret ederek, Türkiye'nin ekonomik bağımsızlık ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasında kritik bir yol haritası sunuyor.
Sanayi Üretiminde Yüksek Teknoloji Rüzgarı Kasım ayında kaydedilen yüzde 2,5'lik sanayi üretimi artışı, genel ekonomik aktivitenin gücünü koruduğunu gösteriyor. Ancak bu artışın niteliği, niceliğinden daha fazla önem taşıyor. Cevdet Yılmaz'ın altını çizdiği gibi, özellikle yüksek teknolojili ürünlerde gözlemlenen çift haneli artış, Türkiye sanayisinin geleneksel üretimden katma değerli ve inovasyon odaklı bir yapıya evrildiğinin en net göstergesi. Bu durum, sadece üretim hacmindeki bir genişlemeyi değil, aynı zamanda uluslararası rekabet gücünü artıracak stratejik bir değişimi de simgeliyor. Savunma sanayii gibi kritik alanlarda yaşanan atılımlar, bu dönüşümün lokomotif gücü olarak öne çıkıyor. Bu tip sektörler, sadece ihracat potansiyeliyle değil, aynı zamanda Ar-Ge yatırımlarını tetiklemesi ve nitelikli istihdam yaratmasıyla da ekonomik büyümeye çarpan etkisi yapıyor.
Cari Açıkta Kalıcı İyileşmenin Temelleri Yılmaz, sanayideki bu dönüşümün, enerji alanında yaşanan gelişmelerle birlikte, cari açığın kalıcı şekilde iyileşmesine güç verdiğini vurguladı. Enerji bağımlılığının azaltılmasına yönelik adımlar ve yerli/yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınması, ithalat faturasını düşürerek cari açığı olumlu yönde etkiliyor. Ancak asıl kalıcı etki, yüksek katma değerli ürünlerin ihracatıyla sağlanacak. "Sanayide dönüşüm, enerji alanında yaşanan gelişmelerle birlikte, oldukça düşük seviyelere gerilemiş olan cari açığın kalıcı şekilde iyileşmesine güç vermektedir." Bu açıklama, Türkiye'nin uzun süredir mücadele ettiği cari açık sorununa yönelik yapısal ve sürdürülebilir bir çözüm arayışının meyvelerini vermeye başladığını gösteriyor. Geleneksel olarak ara malı ve enerji ithalatına bağımlı olan Türk ekonomisi, yüksek teknolojili ürün ihracatıyla bu bağımlılığı azaltmayı ve döviz gelirlerini artırmayı hedefliyor.
Teşvikler ve Sürdürülebilir Büyüme Hedefi Hükümetin YTAK (Yüksek Teknoloji ve Katma Değerli Üretim Destek Programı), HİT30 ve diğer teşvik mekanizmalarıyla sanayinin dönüşümünü desteklemeye devam edeceği mesajı, bu stratejinin kararlılıkla sürdürüleceğinin bir göstergesi. Bu programlar, özellikle KOBİ'lerin teknoloji adaptasyonunu hızlandırmayı, inovasyon kapasitelerini artırmayı ve küresel değer zincirlerine daha entegre olmalarını sağlamayı amaçlıyor. dunyaekonomi.com olarak değerlendirmemize göre, bu gelişmeler Türkiye'nin sadece ekonomik büyümesini değil, aynı zamanda büyümenin kalitesini de artırma potansiyeli taşıyor. Yüksek teknolojiye dayalı üretim, daha yüksek katma değer, daha nitelikli istihdam ve daha sürdürülebilir bir dış ticaret dengesi anlamına geliyor. Önümüzdeki dönemde bu dönüşümün hızının ve kapsamının, Türkiye'nin küresel ekonomideki yerini daha da güçlendireceği öngörülüyor.
Temel Çıkarımlar: Yüksek teknolojili ürünlerdeki çift haneli artış, sanayide yapısal değişimin göstergesi. Savunma sanayii, bu dönüşümün itici gücü konumunda. Enerji alanındaki gelişmelerle birleşen sanayi dönüşümü, cari açığın kalıcı iyileşmesine katkı sağlıyor. Hükümet teşvikleri (YTAK, HİT30) bu dönüşümü desteklemeye devam edecek.