Yılmaz'dan Enflasyon Mesajı: Sıkı Politika ve Arz Odaklı Çözümler
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Siirt Ekonomi Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin enflasyonla mücadelesinde kararlılığını yineledi. Sıkı para ve disiplinli maliye politikalarının devam edeceğini vurgulayan Yılmaz, %75,5'ten %30,6'ya gerileyen enflasyonun yeterli olmadığını belirtti. Konuşmasında, gıda, enerji ve lojistik gibi beş kritik alanda arz yönlü politikaların önemine dikkat çekerek, bölgesel kalkınma projelerinin de bu stratejinin bir parçası olduğunu ifade etti.
Zeynep Kaya
•
Siirt Ekonomi Zirvesi'nde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin temel önceliklerini ve gelecek dönem yol haritasını detaylandırdı. Yılmaz'ın açıklamaları, özellikle enflasyonla mücadelede izlenecek çift yönlü stratejinin altını çizdi: Bir yandan makroekonomik istikrar için sıkı para ve disiplinli maliye politikaları sürdürülürken, diğer yandan arz yönlü yapısal reformlarla enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi ve dengeli büyümenin desteklenmesi hedefleniyor.
Enflasyonla Mücadelede Kararlılık ve Hedefler
Yılmaz, enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerlemeye değinerek, Mayıs 2024'te %75,5 seviyelerinde olan enflasyonun son verilere göre %30,6'ya gerilediğini belirtti. Bu 45 puanlık düşüşün önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, hedeflenen seviyenin henüz yakalanmadığını ve mücadelenin süreceğini açıkça ifade etti.
"Sıkı para politikalarımızı devam ettireceğiz, disiplinli maliye politikalarımızı sürdüreceğiz. Buralarda kararlıyız ama bunlar yetmez. Bir taraftan da arz yönlü politikalarla, enflasyonla mücadelemize katkıda bulunmamız lazım."
Bu açıklama, piyasa aktörleri için Merkez Bankası'nın faiz politikaları ve Hazine'nin bütçe disiplini konusundaki duruşunun değişmeyeceği sinyalini veriyor. Ancak Yılmaz'ın vurgusu, sadece talep yönlü sıkılaştırmanın yeterli olmayacağı, yapısal reformların da eş zamanlı olarak hayata geçirilmesi gerektiği yönünde.
Arz Yönlü Politikaların Beş Kritik Alanı
Enflasyonun kök nedenlerine inmek ve sürdürülebilir büyümeyi sağlamak amacıyla Yılmaz, beş kritik alanı işaret etti. Bu alanlara yapılacak yatırımlar ve uygulanacak politikalar, hem enflasyonist baskıları azaltacak hem de ülkenin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıracak potansiyele sahip:
Gıda: Tarımsal verimliliğin artırılması, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve israfın önlenmesi.
Sosyal Konut: Barınma maliyetlerinin düşürülmesi ve konut arzının artırılması.
Enerji: Enerji verimliliği ve yerli/yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım.
Lojistik: Ulaşım ağlarının iyileştirilmesi, maliyetlerin düşürülmesi ve ticaretin kolaylaştırılması.
İnsan Kaynakları: Nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi ve istihdamın artırılması.
Bu stratejik alanlar, Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarına odaklanarak, özellikle gıda ve enerji gibi enflasyonun ana sürükleyicisi olan kalemlerde kalıcı çözümler üretmeyi amaçlıyor.
Bölgesel Kalkınma ve Tarımın Rolü
Yılmaz, Siirt özelinde tarım ve hayvancılığın bölge ekonomisindeki kilit rolüne dikkat çekerek, bu sektörlerin modern yaklaşımlarla daha verimli hale getirilmesinin önemini vurguladı. Siirt fıstığı örneğiyle, 27 bin tonu aşan üretim ve binlerce ailenin geçim kaynağı olan bu ürünün katma değerinin artırılması gerektiğini belirtti. Bu tür bölgesel başarı hikayelerinin, genel arz yönlü politikaların bir parçası olarak ulusal ekonomiye katkı sağlayacağı düşünülüyor.
Konuşmasında Garzan Sulama Projesi'ni "ekonomik olarak en önemli kamu projesi" olarak niteleyen Yılmaz, sulama projelerinin önceliklendirilmesinin, tarımsal üretimi ve verimliliği artırma hedefiyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti. Özellikle "tarla içine gelmiş" aşamadaki projelere odaklanılması, kaynakların etkin kullanımı ve projelerin hızla tamamlanarak ekonomiye kazandırılması açısından stratejik bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.
Yılmaz'ın açıklamaları, Türkiye'nin ekonomik yol haritasında hem makro istikrarı sağlama hem de mikro düzeyde verimliliği ve üretimi artırma çabasının devam edeceğini gösteriyor. Bu çift yönlü stratejinin, enflasyonla mücadelede kalıcı başarı ve sürdürülebilir büyüme için kritik olduğu değerlendirilmektedir.