Türkiye ekonomisi, işgücü piyasasında gözle görülür bir direnç sergilemeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın son açıklamaları, Ekim ayına ilişkin istihdam verilerinin, ekonomiye duyulan güveni daha da pekiştirdiğini ortaya koyuyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan rakamlar, işsizlik oranının tam 30 aydır tek haneli seviyelerde seyretmesiyle dikkat çekiyor.
Yılmaz, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede, mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre Ekim ayında işsizlik oranının bir önceki aya kıyasla 0,1 puanlık bir düşüşle %8,5 seviyesine gerilediğini vurguladı. Aynı dönemde istihdam edilen kişi sayısı da 185 bin kişilik önemli bir artışla 32,8 milyon kişiye yaklaştı. Bu güçlü görünüm, dezenflasyon sürecinin ve ekonomik dengelenme çabalarının işgücü piyasasına olumlu yansımaları olarak yorumlanıyor.
İstihdam Politikalarında Kapsayıcı Yaklaşım ve Beşeri Sermaye Vurgusu Hükümetin istihdam politikalarına yönelik stratejilerine değinen Yılmaz, özellikle genç ve kadınların işgücüne katılımını destekleyen teşvik programlarının önemine dikkat çekti. Kapsayıcı kalkınma hedefi doğrultusunda, kadınların çalışma hayatını kolaylaştırıcı, gençlerin eğitimden istihdama geçişini hızlandırıcı ve atıl işgücünü azaltıcı adımların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.
"2025 yılı itibarıyla yüksek gelir grubu ülkeler sınıfında olmasını beklediğimiz ülkemizin bu konumunun sürdürülebilir kılınması doğrultusunda beşerî sermayemizin nitelik ve beceri düzeyinin güçlendirilmesi ve işgücü verimliliğinin yükseltilmesine yönelik politikaları hayata geçirirken emek yoğun sektörlerde istihdamı desteklemeyi sürdüreceğiz."
Bu açıklama, Türkiye'nin sadece niceliksel değil, aynı zamanda niteliksel olarak da işgücü piyasasını güçlendirme hedefini ortaya koyuyor. Yüksek gelir grubu ülkeler arasına girme vizyonu, beşeri sermayenin kalitesinin artırılması ve işgücü verimliliğinin yükseltilmesi gibi yapısal reformları kaçınılmaz kılıyor. Emek yoğun sektörlerin desteklenmesi ise, mevcut istihdam yapısının korunması ve yeni iş olanaklarının yaratılması açısından kritik bir rol oynuyor.
2028 Hedefleri: İstihdamda Yıllık Ortalama 842 Bin Kişilik Artış Beklentisi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gelecek üç yıllık döneme ilişkin iddialı istihdam hedeflerini de paylaştı. Programda öngörülen işgücüne katılım oranındaki artışla birlikte, istihdamın yıllık ortalama 842 bin kişi artması ve işsizlik oranının kademeli olarak gerileyerek 2028 yılında %7,8 seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu hedefler, ekonomik büyümenin istihdam yaratma kapasitesinin artırılmasına yönelik güçlü bir taahhüdü yansıtıyor.
İşsizlik Oranı Hedefi (2028): %7,8 Yıllık Ortalama İstihdam Artışı: 842 bin kişi Politika Odakları: Genç ve kadın istihdamı, beşeri sermaye güçlendirme, işgücü verimliliği
Dezenflasyon ve Alım Gücü Arasındaki Bağlantı Yılmaz'ın vurguladığı bir diğer önemli nokta ise, istihdamı destekleyen sürdürülebilir büyüme patikasının, dezenflasyon programı ile uyumlu olması gerekliliğiydi. Bu yaklaşım, vatandaşın alım gücünü yükseltmeyi ve gelir dağılımını iyileştirmeyi hedefliyor. Enflasyonla mücadele sürecinde istihdamın korunması ve artırılması, toplumsal refahın sürdürülebilirliği açısından kritik bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Ekonomik istikrarın sağlanmasıyla birlikte, gelirlerin reel olarak artması ve daha adil bir dağılımın tesis edilmesi, hükümetin temel makroekonomik hedefleri arasında yer alıyor.
Dunyaekonomi.com olarak, bu verilerin sadece birer sayıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin ekonomik geleceğine dair önemli ipuçları taşıdığını belirtmek isteriz. İşgücü piyasasındaki bu olumlu seyir, enflasyonla mücadele ve yapısal reformlarla desteklendiği takdirde, Türkiye'nin yüksek gelir grubu ülkeler arasına girme hedefine ulaşmasında önemli bir katalizör görevi görecektir. Ancak, küresel ve iç dinamiklerin getireceği potansiyel risklerin de yakından takip edilmesi gerekmektedir.





