Yeşil Ekonomi 2030'a Kadar <span class='highlight'>7 Trilyon Doları</span>
Dünya Ekonomik Forumu ve Boston Consulting Group raporu, yeşil ekonominin teknoloji sonrası en hızlı büyüyen sektör olduğunu ortaya koydu. Yeşil gelirler geleneksel iş kollarından iki kat hızlı artarken, yeşil şirketler sermaye piyasalarında %12-15 değerleme primi elde ediyor. Maliyet düşüşleri ve Çin'in liderliğiyle, 2030'a kadar 7 trilyon dolara ulaşacak bu pazar, küresel büyümenin ana motoru haline geliyor.
Mehmet Aydın
•
Dünya Ekonomik Forumu’nun Boston Consulting Group (BCG) iş birliğiyle hazırladığı rapor, sürdürülebilir teknolojilerin ve yeşil pazarların ekonomik geleceğini gözler önüne serdi. Rapora göre yeşil ekonomi, son on yılda teknoloji sektörünün ardından en hızlı büyüyen ikinci sektör oldu.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, yeşil gelirlerin geleneksel iş kollarına kıyasla ortalama iki kat daha hızlı büyümesi. Yeşil pazarlarda faaliyet gösteren şirketler, yalnızca çevresel değil, finansal açıdan da rakiplerinin önüne geçiyor. Gelirlerinin yüzde 50’sinden fazlasını yeşil pazarlardan elde eden firmalar, sermaye piyasalarında yüzde 12 ile yüzde 15 arasında değişen değerleme primlerinden yararlanırken, aynı zamanda daha düşük maliyetli sermayeye erişim imkanı buluyor.
Teknolojik gelişmelerin maliyetleri aşağı çekmesi, yeşil dönüşümü ekonomik olarak daha cazip hale getiriyor. Raporda yer alan verilere göre, 2010 yılından bu yana, güneş enerjisi (fotovoltaik) ve lityum pillerin maliyeti yüzde 90, açık deniz rüzgar enerjisinin maliyeti ise yüzde 50 oranında azaldı.
Bu maliyet düşüşleri sayesinde, küresel emisyon azaltımı için gerekli olan çözümlerin yüzde 55’i halihazırda geleneksel yöntemlerle rekabet edebilir düzeye gelmiş durumda.
Küresel temiz enerji yatırımlarında Çin'in baskın rolü dikkat çekiyor. 2024 yılında temiz enerjiye 659 milyar dolar yatırım yapan Çin, 2030 yılına kadar dünyadaki yeni yenilenebilir enerji kapasite artışının yüzde 60’ından fazlasını tek başına gerçekleştirecek. Güneş panelleri, elektrikli araçlar ve batarya teknolojilerinde patent lideri olan ülke, yeşil inovasyonun merkezini Doğu’ya kaydırıyor.
WEF İklim ve Doğa Ekonomisi Başkanı Pim Valdre, raporla ilgili yaptığı açıklamada, "İki yıl önce yeşil pazarlara yatırım yapmanın bir kumar olduğunu söyleyenler vardı. Ancak bu rapor, yeşil ekonominin uzak bir gelecek fırsatı değil, bu on yılın ana büyüme motoru olduğunu kanıtlıyor" dedi.
BCG Yönetici Ortağı Patrick Herhold ise kamuoyundaki belirsizliğe rağmen yeşil teknoloji yatırımlarının rekor kırmaya devam ettiğini belirterek, "Bugün cesur adımlar atan şirketler için 7 trilyon dolarlık bu dev pazarda büyük fırsatlar var" değerlendirmesinde bulundu.
Rapor, sadece verileri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda CEO Climate Leaders ittifakı üyesi 14 öncü şirketin vaka analizlerini içeren bir "CEO El Kitabı" sunuyor. Bu rehber, liderlerin teknolojiyi nasıl ölçeklendirebileceği, düzenleyici ekosistemleri nasıl şekillendirebileceği ve çeşitlendirilmiş finansman kaynaklarına nasıl erişebileceği konusunda stratejik ipuçları veriyor.
Yeşil ekonominin geleceği, 19-23 Ocak 2026 tarihlerinde Davos’ta düzenlenecek olan Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısı’nın da ana gündem maddelerinden biri olacak.