Türkiye ekonomisi, son dönemde hem iç dinamiklerdeki sosyal destek mekanizmaları hem de dış ilişkilerdeki stratejik işbirlikleriyle gündemde. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son grup toplantısında yaptığı açıklamalar, bu iki önemli alanı bir araya getirerek, hem depremzedelere yönelik kapsamlı konut destek paketini hem de Suudi Arabistan ile yenilenebilir enerji alanındaki devasa yatırım anlaşmasını kamuoyuyla paylaştı. Bu adımlar, Türkiye'nin sosyal devlet anlayışını pekiştirirken, enerji bağımsızlığı ve bölgesel ekonomik entegrasyon hedeflerine de ivme kazandırıyor.
Depremzedelere Kapsamlı ve Faizsiz Konut Desteği Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yaraların sarılması sürecinde, konut sorunu en öncelikli gündem maddesi olmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı yeni konut ödeme planı, depremzedeler için önemli bir nefes alma alanı yaratıyor. Buna göre, inşa edilen 455 bin afet konutunun tüm altyapı bedelleri devlet tarafından karşılanacak. Kalan fiyat üzerinden ise vatandaşlara %50 indirim uygulanacak. Bu sayede, altyapı dahil konut fiyatlarının toplamda %65'i devlet bütçesinden ödenecek. Ödeme koşulları da oldukça cazip. Vatandaşlar, anahtarlarını teslim aldıktan sonra iki yıl boyunca herhangi bir ödeme yapmayacak. Ardından başlayacak ödemeler, 18 yıl boyunca sabit, yani faizsiz olarak devam edecek. Ortalama 1 milyon 890 bin lira değerindeki 3+1 konutlar için aylık taksit miktarı 8.750 lira olarak belirlendi. Bu model, özellikle enflasyonist ortamlarda sabit taksit avantajıyla depremzedelerin finansal yükünü hafifletmeyi hedefliyor. Alternatif olarak, peşin ödeme yapmak isteyen vatandaşlar için de önemli bir kolaylık sunuldu. Meclis'te yapılacak düzenlemeyle, konutlar neredeyse dörtte bir fiyatına, 484 bin liradan satın alınabilecek. Bu seçeneği kullanmak isteyenlere kamu bankaları aracılığıyla kredi kolaylığı sağlanacak. Köy evleri için de benzer bir model benimsenerek, altyapı maliyetleri karşılanacak, %50 indirim uygulanacak ve 18 yıl boyunca 8.100 lira sabit taksitle ödeme imkanı sunulacak. Peşin ödemede ise köy konutları 448 bin liradan alınabilecek.
"Yaptığımız 455 bin afet konutunun tüm altyapı bedellerini biz karşılıyoruz. Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz. Böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65'ini devletimiz ödüyor. Dahası, 2 yıl ödeme almayacağız. Vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan 2 yıl sonra ödemeye başlayacak. 18 yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek."
Bu destek paketi, bir yandan deprem bölgelerindeki yeniden yapılanma sürecini hızlandırırken, diğer yandan da sosyal devletin vatandaşlarına yönelik sorumluluğunu ekonomik olarak somutlaştırıyor. Sabit ve faizsiz ödeme koşulları, bölge ekonomisinin toparlanmasına da dolaylı katkı sağlayabilir.
Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye Stratejik Enerji Yatırımı: 5.000 MW Hedefi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri, bölgesel ilişkilerin güçlendirilmesinin yanı sıra, Türkiye'nin enerji sektörüne yönelik önemli bir yabancı yatırımın da kapısını araladı. Suudi şirketleri, Türkiye'de toplam 5.000 megavat (MW) gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. Bu, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesini önemli ölçüde artıracak stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. İlk aşamada, Sivas ve Karaman'da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulması planlanıyor. Bu iki santral projesiyle, yaklaşık 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacının karşılanması hedefleniyor. Bu büyüklükteki bir yatırım, Türkiye'nin enerji ithalatını azaltma, cari açığı düşürme ve karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine doğrudan hizmet edecek. Yenilenebilir enerji yatırımları, küresel iklim değişikliğiyle mücadele ve enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip. Suudi Arabistan gibi geleneksel petrol üreticisi bir ülkenin Türkiye'deki yenilenebilir enerji sektörüne bu denli büyük bir yatırım yapması, hem iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin derinleştiğini hem de küresel enerji dönüşümünde Türkiye'nin rolünü pekiştirdiğini gösteriyor. Bu yatırım, aynı zamanda Türkiye'nin yeşil enerji potansiyelini ve yatırım cazibesini de bir kez daha ortaya koyuyor. Anlaşmanın detayları ve yatırım takvimi önümüzdeki dönemde netleşecek olsa da, 5.000 MW'lık kapasite hedefi, Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmasında kritik bir kilometre taşı olabilir. Bu tür doğrudan yabancı yatırımlar, teknoloji transferi ve istihdam yaratma potansiyeliyle de Türkiye ekonomisine katma değer sağlayacaktır.
