Türkiye ekonomisinde son dönemde uygulanan ortodoks politikaların ve Merkez Bankası'nın sıkı duruşunun meyvelerini vermeye başladığına dair önemli sinyaller gelmeye devam ediyor. Yurt dışı yerleşik yatırımcılar, Türk tahvil piyasasına olan güvenlerini art arda dördüncü haftaya taşıyarak dikkat çekici bir sermaye girişi sağlarken, hisse senetlerinde de yeniden alım pozisyonuna geçmeleri piyasalarda olumlu bir hava estirdi.
Tahvil Piyasasında Dört Haftalık Güven Rallisi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan verilere göre, 21 Kasım haftasında yabancı yatırımcılar net 231 milyon dolar tutarında tahvil alımı gerçekleştirdi. Bu alımlar, son dört haftalık periyotta toplam 1,4 milyar dolar gibi kayda değer bir seviyeye ulaştı. Bu güçlü tahvil akışı, küresel yatırımcıların Türk devlet iç borçlanma senetlerine (DİBS) olan ilgisinin arttığını ve Türkiye'nin borçlanma maliyetleri üzerinde olumlu bir etki yaratabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, bu ilginin arkasında Merkez Bankası'nın faiz artırımları ile güçlenen dezenflasyon beklentileri ve Türk Lirası'ndaki istikrar arayışı olduğunu belirtiyor. Yüksek reel getiri potansiyeli, carry trade stratejileri için Türkiye'yi cazip hale getirirken, risk primindeki düşüş de yatırımcı iştahını kabartıyor.
Hisse Senetlerinde Yeniden Alım Sinyali Hisse senedi piyasasında ise yabancı yatırımcılar, bir haftalık satışın ardından yeniden alım pozisyonuna geçti. 21 Kasım haftasında net 71,9 milyon dolarlık hisse senedi alımı yapan yurt dışı yerleşikler, bir önceki hafta gerçekleşen 158,8 milyon dolarlık net satışın ardından piyasaya geri döndü. Bu durum, hisse senedi piyasasında kısa vadeli dalgalanmaların ötesinde, uzun vadeli bir ilgi potansiyelinin işaretçisi olarak yorumlanıyor. Yabancıların hisse senedi stokları da bu alımlarla birlikte yükseliş gösterdi. 14 Kasım haftasında 30 milyar 782 milyon dolar olan hisse senedi stoku, 21 Kasım haftasında 31 milyar 589 milyon dolara çıkarak piyasa değerlemesi ve yeni girişlerin etkisiyle artış kaydetti.
Bu İlgilin Arkasındaki Dinamikler Yabancı yatırımcıların Türk varlıklarına yönelik artan ilgisi, birkaç temel dinamiğin birleşimi olarak değerlendirilebilir:
Para Politikası Normalleşmesi: TCMB'nin enflasyonla mücadelede kararlı duruşu ve faiz artırımları, piyasalarda güveni artırıyor.
Dezenflasyon Beklentileri: Sıkı para politikasının enflasyonu düşüreceği beklentisi, özellikle tahvil piyasasında reel getiri arayan yatırımcıları çekiyor.
Risk Primindeki İyileşme: Türkiye'nin kredi risk primi (CDS) seviyelerinde gözlenen düşüş, ülkenin risk algısının azaldığına işaret ediyor.
Küresel Getiri Arayışı: Dünya genelinde düşük getiri ortamında, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar, yüksek getiri potansiyeli sunarak yatırımcıların radarına giriyor.
Piyasalara Etkileri ve Gelecek Beklentileri Söz konusu sermaye girişleri, Türk ekonomisi için önemli sonuçlar doğurabilir. Artan yabancı ilgisi, Türk Lirası'nın istikrarına katkı sağlayabilir, Borsa İstanbul'da pozitif bir ivme yaratabilir ve devletin borçlanma maliyetlerini düşürebilir. Ancak bu akışların sürdürülebilirliği, enflasyonla mücadeledeki kararlılık, yapısal reformların devamı ve küresel piyasa koşullarına bağlı olacaktır. Analistler, önümüzdeki dönemde TCMB'nin iletişiminin ve atılacak adımların, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye olan güvenini pekiştirmede kritik rol oynayacağını vurguluyor. Türkiye'nin, küresel yatırımcılar için yeniden cazip bir destinasyon olma yolunda önemli adımlar attığı gözlemleniyor.
