Türkiye kredi piyasalarında bireysel ve kurumsal borçlanma dinamikleri arasındaki farklılaşma, yılın ilk haftası verileriyle daha da belirginleşti. Kur etkisinden arındırılmış yıllıklandırılmış rakamlar, tüketicilerin finansman kullanımında agresif bir artış grafiği çizdiğini gösterirken, ticari alanda yatırım veya işletme sermayesi amaçlı kredi talebinin daha dengeli ve sınırlı bir seyir izlediğini ortaya koyuyor. Bu ayrışma, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele ve büyüme dengesi arayışında yeni bir meydan okuma olarak öne çıkıyor.
Tüketici Harcamalarında Durdurulamaz Yükseliş 2 Ocak raporlama haftası itibarıyla tüketici kredilerindeki yıllıklandırılmış büyüme oranı yüzde 62,5 olarak kaydedildi. Bu oran, geçtiğimiz yılın Mayıs-Haziran döneminde yüzde 100 seviyelerine ulaşan, ancak sıkılaşma adımları sonrası yüzde 20 bandının altına gerileyen ivmenin son aylarda yeniden istikrarlı bir genişleme evresine girdiğini teyit ediyor. Özellikle son dört haftadır kesintisiz bir yükseliş trendi sergileyen tüketici kredileri, bireylerin finansman erişimindeki kolaylığı ve enflasyon beklentileriyle şekillenen harcama eğilimlerini gözler önüne seriyor.
Ekonomistler, 'Tüketicilerin, gelecekteki fiyat artışlarını öngörerek bugünden borçlanma yoluyla harcamalarını öne çekmesi, enflasyonla mücadelede önemli bir direnç noktası oluşturuyor. Bu durum, talep enflasyonu baskısını artırma potansiyeli taşıyor.' yorumunu yapıyor.
Ticari Kredilerde İhtiyatlı Duruşun Nedenleri Tüketici tarafındaki bu agresif genişlemeye karşılık, ticari kredilerdeki büyüme çok daha ihtiyatlı ve sınırlı bir seyir izliyor. Aynı dönem verileri itibarıyla ticari kredilerdeki büyüme oranı yüzde 25,7 seviyesinde gerçekleşti. Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında yüzde 38,3 ile zirve seviyesini gören ticari kredi büyümesi, o tarihten bu yana dalgalı bir seyir izleyerek mevcut dönemde tüketici kredilerinin oldukça gerisinde kalmış durumda. Bu durumun başlıca nedenleri arasında:
Yüksek Borçlanma Maliyeti: Sıkı para politikaları ve yüksek politika faizleri, ticari kredilerin maliyetini artırarak şirketlerin yatırım iştahını frenliyor. Belirsizlik Ortamı: Ekonomik görünümdeki belirsizlikler, şirketlerin yeni yatırım kararları almasını zorlaştırıyor ve işletme sermayesi ihtiyaçlarını daha kontrollü yönetmelerine yol açıyor. Seçici Kredi Politikaları: Bankaların, risk yönetimi ve makro ihtiyati tedbirler kapsamında ticari kredilerde daha seçici davrandığı gözlemleniyor.
Makroekonomik Etkiler ve Politika Çıkmazı Kredi piyasalarındaki bu ikili yapı, Türkiye ekonomisi için önemli makroekonomik sonuçlar doğurabilir. Tüketici kredilerindeki kontrolsüz büyüme, hanehalkı borçluluğunu artırırken, toplam talebi canlı tutarak enflasyonist baskıları besleyebilir. Diğer yandan, ticari kredilerdeki durgunluk, üretim kapasitesinin artırılması, istihdam yaratılması ve ihracat potansiyelinin geliştirilmesi gibi uzun vadeli büyüme hedeflerini sekteye uğratma riski taşıyor. Bu durum, para politikası yapıcıları için de karmaşık bir tablo sunuyor. Bir yandan enflasyonla mücadele için sıkılaşmanın devamı gerekirken, diğer yandan ticari kredilerin canlanması ve üretimin desteklenmesi ihtiyacı ortaya çıkıyor. Önümüzdeki dönemde, kredi piyasalarındaki bu ayrışmanın derinleşip derinleşmeyeceği ve ekonomi yönetiminin bu duruma yönelik atacağı adımlar, Türkiye ekonomisinin gidişatını belirleyen kritik faktörler arasında yer alacak.