Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) işbirliğiyle yürütülen anket sonuçlarına göre, Türkiye'de tüketici güven endeksi Şubat ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 2,3 oranında artarak 85,7 seviyesine yükseldi. Ocak ayında 83,7 olan endeks değeri, tüketici eğilimlerinde belirgin bir iyileşmeye işaret ediyor. Bu yükseliş, özellikle hanelerin finansal durumlarına ve dayanıklı tüketim mallarına yönelik harcama niyetlerine dair olumlu beklentilerin güçlenmesiyle destekleniyor.
Hane Halkı Beklentilerinde İyileşme Endeksin alt kalemleri incelendiğinde, hanelerin mevcut maddi durumlarına ilişkin algısında önemli bir düzelme gözleniyor. Mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi, 68,2'den 71,3'e çıkarak, tüketicilerin bugünkü finansal koşullarına dair daha az karamsar olduğunu gösteriyor. Daha da önemlisi, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi endeksi 83,3'ten 86,8'e yükseldi. Bu artış, tüketicilerin kişisel gelir ve harcama kapasiteleri konusunda önümüzdeki dönem için daha umutlu olduklarını ortaya koyuyor.
Ekonomistler, hane halkı beklentilerindeki bu iyileşmenin, özellikle enflasyonla mücadele politikalarının ve ücret artışlarının tüketici algısına olumlu yansıması olabileceğini belirtiyor. Güvenin artması, iç talebin canlanması için kritik bir ön koşuldur.
Dayanıklı Tüketim Harcamalarında Artış Eğilimi Ekonomik aktivite açısından dikkat çekici bir diğer veri ise gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi endeksi oldu. Bu endeks, 101,9'dan 103,2'ye yükselerek, tüketicilerin beyaz eşya, mobilya, otomobil gibi büyük kalemlere yönelik satın alma niyetlerinin güçlendiğini gösteriyor. Bu durum, perakende sektörü ve ilgili sanayi kolları için olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Artan harcama eğilimi, üretim ve satış hacimlerinde potansiyel bir artışa işaret edebilir.
Genel Ekonomik Görünümde Temkinli İyimserlik Ancak, tablonun tamamı tamamen pembe değil. Gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi endeksi, 81,5'ten 81,4'e hafifçe geriledi. Bu minimal düşüş, tüketicilerin kendi hanelerinin maddi durumu konusunda daha iyimser olsalar da, makroekonomik koşullara ilişkin genel beklentilerinde hala belirli bir temkinlilik taşıdığını gösteriyor. Enflasyonun seyrine, faiz politikalarına ve küresel ekonomik gelişmelere dair belirsizliklerin bu temkinliliğin ana nedeni olabileceği düşünülüyor.
Piyasalar İçin Anlamı ve Gelecek Beklentileri Tüketici güvenindeki bu artış, iç talebin desteklenmesi ve ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor. Özellikle dayanıklı tüketim harcamalarındaki yükseliş beklentisi, şirketlerin üretim ve yatırım kararlarını etkileyebilir. Ancak, genel ekonomik görünüm beklentisindeki yatay seyir, enflasyonla mücadeledeki kararlılığın ve yapısal reformların devam etmesi gerektiğinin altını çiziyor. Önümüzdeki dönemde enflasyon verileri ve Merkez Bankası'nın para politikası adımları, tüketici güvenindeki bu ivmenin kalıcılığı açısından belirleyici olacaktır.
