ABD Merkez Bankası (Fed) Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) son toplantısında politika faizini yüzde 3,50–3,75 seviyesinde sabit bırakma kararı, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın sert eleştirilerine hedef oldu. Trump, Truth Social hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Fed Başkanı Jerome Powell'ı hedef alarak, yüksek faiz oranlarını sürdürmenin hiçbir mantıklı gerekçesi olmadığını ve bu durumun ABD'nin ulusal güvenliğine zarar verdiğini iddia etti.
Trump'ın bu çıkışı, 2026 yılındaki olası başkanlık seçimleri öncesinde, Fed'in para politikası üzerindeki siyasi baskının artabileceğinin sinyallerini veriyor. Eski Başkan, Powell'ın bile enflasyonu artık bir sorun olarak görmediğini savunarak, faiz oranlarının derhal ve önemli ölçüde düşürülmesi gerektiğini vurguladı.
Trump'ın Faiz Eleştirisinin Arka Planı ve Maliyet İddiası Donald Trump, ABD'nin her yıl yüz milyarlarca doları tamamen gereksiz ve yersiz faiz giderlerine harcadığını belirtti. Kendi döneminde uyguladığı tarifeler sayesinde ülkeye büyük miktarda para aktığını ve bu nedenle ABD'nin dünyadaki diğer ülkelere göre daha düşük faiz ödemesi gerektiğini öne sürdü. Bu argüman, Trump'ın 'Önce Amerika' politikasının ve ekonomik milliyetçilik anlayışının bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Trump, paylaşımında: "Amerika'ya yılda yüz milyarlarca dolar, tamamen gereksiz ve yersiz faiz giderine mal oluyor. Tarifeler nedeniyle ülkemize akan büyük miktardaki para nedeniyle, dünyadaki herhangi bir ülkeden daha düşük faiz ödememiz gerekirdi. Fed faiz oranlarını şimdi önemli ölçüde düşürmelidir." ifadelerini kullandı.
Bu iddia, ABD'nin devasa kamu borcu göz önüne alındığında, faiz oranlarındaki her artışın veya yüksek seviyede kalışın bütçe üzerindeki yükünü artırdığı gerçeğiyle örtüşüyor. Ancak Fed'in kararları, siyasi mülahazalardan ziyade, ekonomik veriler ve çift yetki görevi (maksimum istihdam ve fiyat istikrarı) çerçevesinde alınır.
Fed'in Duruşu ve Powell'ın Mesajları Fed Başkanı Jerome Powell, 2026 yılının ilk para politikası toplantısının ardından yaptığı değerlendirmede, merkez bankasının istihdam ve fiyat istikrarı olmak üzere iki ana hedefine güçlü bir şekilde odaklandığını yineledi. Powell, enflasyonda 2022'de görülen yüksek seviyelerden belirgin bir geri çekilme yaşandığını kabul etmekle birlikte, enflasyonun hâlâ Fed'in uzun vadeli yüzde 2 hedefinin üzerinde seyrettiğini vurguladı.
Bu durum, Fed'in enflasyonla mücadeledeki kararlılığını ve faiz indirimleri için aceleci davranmama eğilimini gösteriyor. Piyasalarda faiz indirim beklentileri devam etse de, Fed yetkilileri enflasyonun kalıcı olarak hedefe dönmesi için daha fazla kanıt görmek istiyor.
Küresel Piyasalar ve Dolar İçin Anlamı Donald Trump'ın Fed'e yönelik bu sert eleştirileri, sadece ABD iç siyasetini değil, küresel finans piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Olası bir Trump başkanlığı durumunda, Fed'in bağımsızlığına yönelik baskının artabileceği ve bunun para politikası kararları üzerinde belirsizlik yaratabileceği endişesi taşıyor.
Dolar Üzerindeki Etki: Faiz oranlarının düşürülmesi çağrısı, doların küresel piyasalardaki değerini etkileyebilir. Daha düşük faiz beklentisi, genellikle doların diğer para birimleri karşısında zayıflamasına yol açar. Küresel Faiz Yörüngesi: ABD faiz oranları, dünya genelindeki borçlanma maliyetleri ve sermaye akışları üzerinde belirleyici bir rol oynar. Fed'in politikasına yönelik siyasi müdahale sinyalleri, küresel yatırımcı güvenini sarsabilir. Merkez Bankası Bağımsızlığı: Bu tür siyasi çıkışlar, merkez bankalarının ekonomik istikrarı sağlama misyonunda ne kadar bağımsız kalabileceği sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Önümüzdeki dönemde, Fed'in enflasyonla mücadelesi ve faiz indirimlerine yönelik yol haritası, Trump gibi siyasi figürlerden gelen baskılarla birlikte daha da karmaşık bir hal alabilir. Dünya ekonomisi için bu gerilimin nasıl bir seyir izleyeceği, yakından takip edilmesi gereken kritik bir gelişme olarak öne çıkıyor.
