Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri olan tarım sektörü, girdi maliyetlerindeki durdurulamaz yükselişle mücadele ediyor. Ekim ayına ilişkin açıklanan Tarım Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verileri, üreticinin karşı karşıya kaldığı maliyet yükünün ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Endeks, aylık bazda yüzde 2,04 artış kaydederken, yıllık bazda yaşanan yüzde 33,66'lık sıçrama, sektördeki derinleşen krizi işaret ediyor.
Bu artış, sadece bir önceki yıla göre değil, aynı zamanda yılbaşına göre de kayda değer bir yükseliş gösterdi. Endeks, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 29,06, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 32,30 artışla, maliyet enflasyonunun kronikleştiğini ortaya koyuyor.
Maliyet Artışının Dinamikleri: Operasyonel Giderler ve Yatırım Tarım sektöründeki maliyet artışları incelendiğinde, ana gruplarda da benzer bir tabloyla karşılaşılıyor. Bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 2,12'lik bir yükseliş yaşanırken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksindeki artış yüzde 1,57 olarak gerçekleşti. Yıllık bazda ise bu fark daha da belirginleşiyor: tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi yüzde 34,79 artarken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi yüzde 27,19 yükseldi. Bu durum, çiftçilerin özellikle günlük operasyonel giderlerinin, uzun vadeli yatırımlara kıyasla çok daha hızlı arttığını gösteriyor.
Enflasyonun Lokomotifleri: Veteriner Harcamaları ve Gübre Fiyatları Maliyet artışlarının alt gruplara göre dağılımı, enflasyonun hangi kalemlerden beslendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup, yüzde 5,61'lik artışla veteriner harcamaları oldu. Bunu sırasıyla yüzde 4,71 ile tohum ve dikim materyalleri, yüzde 3,60 ile makine bakım masrafları ve yüzde 3,19 ile hayvan yemi takip etti. Tarımsal ilaçlardaki aylık artış da yüzde 2,26 olarak gerçekleşti.
Yıllık bazda ise tablo daha da vahim. Veteriner harcamaları, yüzde 64,33 gibi rekor bir artışla zirvede yer alırken, ikinci sırada yüzde 47,39 ile gübre ve toprak geliştiriciler geldi. Bu iki kalemdeki olağanüstü artışlar, küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların, döviz kurundaki yükselişin ve tedarik zincirindeki aksaklıkların doğrudan bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Özellikle gübre, tarımsal üretimin verimliliği için kritik öneme sahip olup, fiyatındaki bu artış doğrudan rekolte ve dolayısıyla gıda fiyatlarını etkileme potansiyeli taşıyor.
Ekonomi uzmanları, "Tarım girdi maliyetlerindeki bu sürdürülemez artışlar, çiftçinin üretimden çekilmesine neden olabilir ve uzun vadede gıda arz güvenliğini ciddi şekilde tehdit edebilir. Acil ve kapsamlı destek mekanizmaları geliştirilmediği takdirde, gıda enflasyonunda yeni zirveler kaçınılmaz hale gelecektir." yorumunda bulunuyor.
Tüketiciye Yansımalar ve Politika İhtiyacı Tarım girdi maliyetlerindeki bu yükseliş, sadece çiftçinin değil, tüm tüketicilerin de cebini doğrudan etkileyecektir. Üreticinin artan maliyetleri, nihai ürün fiyatlarına yansıyarak gıda enflasyonunu körüklemeye devam edecektir. Bu durum, hanehalkının alım gücünü düşürürken, makroekonomik istikrar üzerinde de baskı oluşturmaktadır.
Hükümetin ve ilgili otoritelerin, tarım sektöründeki bu maliyet enflasyonuyla mücadele etmek için acil ve etkin politikalar geliştirmesi büyük önem taşıyor. Bu politikalar arasında sübvansiyonların artırılması, yerli girdi üretiminin desteklenmesi, enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve tedarik zincirindeki aksaklıkların giderilmesi gibi adımlar yer alabilir. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve gıda fiyat istikrarı için bu adımlar kritik öneme sahiptir.
