Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin en çetin sorunlarından biri olan enflasyonla mücadelede gelinen noktayı ve gelecek projeksiyonlarını değerlendiren kritik açıklamalarda bulundu. TÜİK tarafından açıklanan son enflasyon verileri ışığında, Şimşek'in mesajları, dezenflasyon sürecinin derinleştiğine ve hükümetin fiyat istikrarı hedefine olan kararlılığının devam ettiğine işaret ediyor.
Dezenflasyonda Önemli Eşik: 2025 Sonu Verileri Bakan Şimşek'in sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmeye göre, 2025 yıl sonu enflasyonu bir önceki yıla göre 13,5 puanlık dikkat çekici bir düşüşle %30,9 olarak gerçekleşti. Bu oran, piyasa beklentileriyle uyumlu olmakla birlikte, uygulanan sıkı para ve maliye politikalarının somut bir çıktısı olarak öne çıkıyor. Şimşek, dezenflasyon sürecinin artık ekonominin geneline yayıldığını belirterek, bu durumun enflasyonla mücadelede atılan adımların doğru yönde olduğunu gösterdiğini ifade etti. Verilerin detaylarına inildiğinde, yıllık enflasyonun temel mallarda %17,7 seviyesinde kalması, gıdada ise zirai don ve kuraklık gibi arz yönlü şoklara rağmen %28,3'te sınırlı kalması dikkat çekici. Özellikle hizmetler enflasyonundaki gerileme, dezenflasyonun geniş tabanlı olduğunu teyit ediyor. Kira ve eğitim gibi ana hizmet gruplarındaki düşüşle birlikte, yıllık hizmetler enflasyonu 21,7 puanlık keskin bir düşüşle %44 olarak gerçekleşti. Bu, özellikle hizmet sektöründeki katılıkların kırılmaya başladığına dair önemli bir sinyal olarak değerlendirilebilir.
2026 Beklentileri ve Dezenflasyon Dinamikleri Bakan Şimşek, 2026 yılına ilişkin dezenflasyon beklentilerini destekleyecek faktörleri de sıraladı. Bu faktörler, hem küresel hem de iç dinamikleri kapsayarak, Türkiye ekonomisinin gelecekteki seyrine dair ipuçları sunuyor:
Destekleyici Küresel Finansal Koşullar: Dünya genelinde faiz indirimlerinin konuşulduğu bir ortamda, Türkiye'nin dış finansmana erişiminin kolaylaşması bekleniyor. Ilımlı Emtia Fiyatları: Küresel enerji ve gıda fiyatlarındaki istikrar, Türkiye'nin ithalat faturasını hafifleterek maliyet enflasyonu baskısını azaltacak. Sıkı Para Politikası: Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşunun devam etmesi, talep enflasyonunu kontrol altında tutacak. Güçlenen Mali Disiplin: Hükümetin bütçe açığını azaltma ve harcamaları kontrol altında tutma çabaları, enflasyonist baskıları minimize edecek. Enflasyon Hedefleriyle Uyumlu Yönetilen/Yönlendirilen Fiyat Artışları: Kamu zamları ve regüle edilen fiyatlardaki artışların enflasyon hedeflerine paralel belirlenmesi. Beklentilerdeki İyileşme: Enflasyon beklentilerinin düşmesi, fiyatlama davranışlarını olumlu etkileyecek. Arz Yönlü Politikalar: Üretim ve verimliliği artırmaya yönelik yapısal reformlar, arz kısıtlarını hafifleterek enflasyonun kalıcı düşüşüne katkı sağlayacak.
Bu faktörlerin bir araya gelmesiyle, 2026 yılında enflasyonun daha da belirgin bir şekilde gerilemesi hedefleniyor. Özellikle küresel koşulların Türkiye'nin dezenflasyon çabalarına destek vermesi, sürecin ivme kazanması açısından kritik öneme sahip.
Piyasalara Güven Mesajı: Fiyat İstikrarı Nihai Hedef Bakan Şimşek, açıklamalarının sonunda, programlarının nihai hedefi olan fiyat istikrarı sağlanana kadar kararlılıkla uygulanmaya devam edeceğinin altını çizdi. Bu vurgu, hükümetin enflasyonla mücadeledeki azmini ve orta vadeli programın (OVP) temel hedeflerinden sapmayacağını gösteriyor. Piyasalara verilen bu net mesaj, yatırımcı güvenini artırma ve belirsizlikleri azaltma potansiyeli taşıyor. "Nihai hedefimiz olan fiyat istikrarı sağlanana kadar programımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz." Dunyaekonomi.com olarak değerlendirmemiz, Şimşek'in açıklamalarının, Türkiye ekonomisinin zorlu bir süreçten geçse de, doğru politikalarla dezenflasyon hedefine ulaşma yolunda ilerlediğini teyit ettiğidir. Ancak, küresel riskler ve iç dinamiklerdeki olası sapmalar, bu sürecin yakından takip edilmesini gerektirecektir. Özellikle yapısal reformların hızlandırılması ve beklentilerin çıpalanması, fiyat istikrarının kalıcı hale gelmesi için elzemdir.
