Kasım ayı, küresel ve yerel dinamiklerin kesişiminde, Borsa İstanbul için oldukça zorlu bir sınav dönemi oldu. Özellikle BIST 100 endeksi, ay boyunca gözle görülür bir dalgalanma sergileyerek yatırımcıların risk iştahını test etti. Bu çalkantılı seyrin ardında, hem yurt içi piyasalara özgü beklentiler hem de uluslararası arenadaki makroekonomik ve jeopolitik gelişmeler yatıyordu.
Yurt İçi Dinamikler ve Enflasyon Baskısı Ayın ilk yarısında, yurt içi piyasalar üzerinde düzenleme beklentileri, siyasi ve jeopolitik gerilimler ile enflasyondaki katılık ciddi bir baskı unsuru oluşturdu. Özellikle enflasyonun inatçı seyri, şirket karlarını ve tüketici harcamalarını etkileyerek hisse senedi piyasalarında genel bir temkinli duruşa yol açtı. Bu durum, yatırımcıların geleceğe yönelik beklentilerini şekillendirirken, risk primlerinin yükselmesine neden oldu. Bu dönemde, MSCI Türkiye endeksi, hem MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar hem de MSCI Gelişen Avrupa endeksi bazında 2025 yılındaki negatif ayrışmanın en yüksek seviyelerini test etti. Bu ayrışma, Türkiye varlıklarına yönelik küresel yatırımcı algısındaki zayıflığın ve belirsizliklerin derinleştiğini açıkça gösterdi.
Küresel Belirsizlikler ve ABD Etkisi Küresel piyasalar da Kasım ayında kendi belirsizlikleriyle boğuştu. Özellikle ABD hükümetinin kepenk kapatma riski, makroekonomik verilere ilişkin ciddi bir belirsizlik ortamı yarattı. Bu durum, küresel risk iştahını düşürürken, teknoloji hisselerindeki uzun soluklu rallinin sürdürülebilirliği konusunda da soru işaretlerini artırdı.
Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın tarifeler, jeopolitik gelişmeler ve ABD Merkez Bankası'na (Fed) yönelik söylemleri, küresel gündemin odağında yer alarak piyasalardaki oynaklığı artırdı. Fed'in para politikasına ilişkin sinyaller, küresel sermaye akışlarını doğrudan etkilediği için, bu tür söylemler Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar için de dolaylı bir baskı unsuru oldu.
Yatırımcı Yeni Yıl Rallisi Beklentisi Bu karmaşık tabloya rağmen, piyasalarda yıl sonu rallisi beklentisi hala canlılığını koruyor. Tarihsel olarak, yılın son çeyreği ve özellikle Aralık ayı, piyasaların olumlu bir seyir izlediği dönemler olmuştur. Ancak 2025 Kasım ayındaki bu dalgalanma, yatırımcıların bu beklentiye daha temkinli yaklaşmasına neden olabilir. Gelecek dönemde, Borsa İstanbul'un seyri, yurt içi enflasyonla mücadeledeki başarı, global risk iştahındaki toparlanma ve ABD'den gelecek makroekonomik sinyallere bağlı olacak. Özellikle Fed'in faiz politikası ve küresel ticaret gerilimleri, Türkiye piyasaları üzerindeki etkisini sürdürecektir. Önümüzdeki dönemde piyasaları şekillendirecek temel faktörler şunlar olacaktır:
Yurt içi enflasyonla mücadele ve para politikası adımları.
Küresel risk iştahındaki değişimler ve sermaye akışları.
ABD'den gelecek makroekonomik veriler ve Fed'in faiz patikası.
Jeopolitik gelişmelerin bölgesel ve küresel etkileri.
Yatırımcıların, bu faktörleri dikkatle izleyerek stratejilerini belirlemesi kritik önem taşıyor.





