Metal sektöründe yaklaşık 150 bin işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, işveren sendikası MESS'in yetersiz zam teklifi ve kazanılmış hakları geriye götüren talepleri nedeniyle tıkandı. Türk Metal ve Birleşik Metal-İş sendikalarının yüksek enflasyon beklentileriyle şekillenen talepleri ile MESS'in teklifi arasındaki büyük fark, sektörde tansiyonu yükseltirken, olası bir grev riskini ve sanayi üretimi üzerindeki potansiyel etkileri gündeme taşıyor. Bu durum, Türkiye ekonomisinin genel işgücü piyasası dinamiklerini de yansıtıyor.
Ahmet Yıldız
•
Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden metal sanayiinde, yaklaşık 150 bin işçiyi doğrudan ilgilendiren toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmeleri uzlaşmazlıkla sonuçlandı. İşveren sendikası Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile işçi sendikaları Türk Metal ve Birleşik Metal-İş arasındaki müzakerelerde, ücret artışları ve sosyal haklar konusunda derin ayrılıklar yaşanıyor. Bu durum, yüksek enflasyon ortamında işgücü piyasasındaki gerilimi ve sanayi sektöründeki belirsizlikleri bir kez daha gözler önüne serdi.
MESS'in Teklifi ve Sendikaların Reddi
Türk Metal Sendikası'nın açıklamasına göre, MESS'in revize ettiği ücret zam teklifi, 1 Eylül 2025'ten itibaren geçerli olmak üzere ilk 6 aylık dönem için yüzde 7,5 artış ve saatlik seyyanen 17,30 TL olarak belirlendi. Bu teklifin oransal karşılığının yaklaşık yüzde 15 olduğu belirtilirken, sonraki 6 aylık dönemler için herhangi bir ücret artışı öngörülmemesi dikkat çekti. Sosyal yardımlarda ise yıllık yüzde 32,95'lik bir zam önerisi sunulsa da, sözleşmenin ikinci yılı için bu kalemde de artış teklif edilmedi.
Sendikalar, bu teklifi hem güncel ekonomik koşullar hem de işçilerin alım gücündeki erime göz önüne alındığında yetersiz buldu. Özellikle yüksek enflasyonun reel ücretler üzerindeki baskısı düşünüldüğünde, yüzde 15'lik bir artışın işçilerin beklentilerini karşılamaktan çok uzak olduğu aşikâr. Öyle ki, Birleşik Metal-İş Sendikası ilk 6 aylık dönem için yüzde 58,5, Türk Metal Sendikası ise yüzde 38,97 zam talep ediyordu. Bu rakamlar, işveren teklifi ile işçi talepleri arasındaki uçurumu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Kazanılmış Haklar Masada: İşverenin Geri Adım Talepleri
Görüşmelerin tıkanmasındaki bir diğer kritik nokta ise, MESS'in işçilerin kazanılmış haklarını geriye götürecek taleplerinde ısrar etmesi oldu. Bu talepler arasında şunlar öne çıkıyor:
Sözleşmenin 3 yıllık olması,
İkramiyelerin kesinti yapılarak ödenmesi,
Denkleştirme ve telafi uygulamasının sözleşmede yer alması,
Deneme süresinin 4 aya çıkarılması,
5 gün ve üzeri raporlarda ücretin tamamının işverence ödenmesine ilişkin hükmün kaldırılması,
Tamamlayıcı sağlık sigortasının mevcut haliyle uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki talepler.
Türk Metal Sendikası tarafından yapılan açıklamada, "Verilen zam teklifinin yetersiz olduğu, kazanılmış hakları geriye götürecek işveren taleplerinin kabul edilemeyeceği belirtilerek, bu nedenle görüşmenin sonlandırıldığı kaydedildi." ifadeleriyle sendikanın kararlı duruşu vurgulandı.
Bu maddeler, sendikalar açısından sadece ücret zammı değil, aynı zamanda çalışma koşulları ve sosyal güvenceler konusunda da bir gerileme anlamına geliyor. Özellikle deneme süresinin uzatılması ve raporlu ücret ödemelerinde değişiklik talepleri, iş güvencesi ve sosyal haklar açısından ciddi endişeler yaratıyor.
Ekonomik Yansımalar ve Gelecek Senaryoları
Metal sektörü, Türkiye'nin ihracatında ve sanayi üretiminde kilit bir role sahip. Yaklaşık 150 bin işçiyi kapsayan bu toplu iş sözleşmesi sürecinin uzlaşmazlıkla sonuçlanması, sadece sendikalar ve işverenler için değil, tüm Türkiye ekonomisi için önemli sonuçlar doğurabilir.
Birincisi, görüşmelerin tıkanması, olası bir grev riskini gündeme getiriyor. Metal sektöründe yaşanacak bir iş bırakma eylemi, üretimde aksaklıklara, tedarik zinciri sorunlarına ve dolayısıyla ekonomik aktivitede yavaşlamaya neden olabilir. Bu durum, özellikle ihracat odaklı çalışan firmalar için rekabet gücü kaybı anlamına gelecektir.
İkincisi, bu süreç, Türkiye'deki genel işgücü piyasası dinamiklerinin ve enflasyonla mücadele dönemindeki ücret politikalarının bir yansımasıdır. Yüksek enflasyon beklentileri, işçilerin daha yüksek zam taleplerini meşrulaştırırken, işverenler maliyet artışlarını minimize etme eğilimindedir. Bu gerilim, diğer sektörlerdeki TİS süreçlerini de etkileyebilir ve genel bir ücret-fiyat sarmalına dönüşme potansiyeli taşır.
Son olarak, kazanılmış hakların geriye götürülmesi talepleri, iş barışı ve sosyal diyalog açısından uzun vadeli olumsuz etkiler yaratabilir. İşçi sendikalarının bu tür taleplere karşı direnişi, gelecekteki müzakereleri daha da zorlaştırabilir ve işgücü piyasasında istikrarsızlığa yol açabilir.
Önümüzdeki dönemde, tarafların yeniden masaya oturup oturamayacağı veya sürecin arabuluculuk ya da grev gibi farklı yollara evrilip evrilmeyeceği, metal sektörünün ve genel olarak Türkiye ekonomisinin yakın geleceği için kritik bir belirleyici olacaktır.