Japonya ekonomisi, 2025 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki döneme göre sadece yüzde 0,1'lik sınırlı bir büyüme performansı sergiledi. Bu rakam, üçüncü çeyrekteki daralmanın ardından teknik resesyon tanımının eşiğinden dönüldüğünü gösterse de, ekonomistlerin yüzde 0,4'lük büyüme beklentisinin oldukça altında kalması, ülkenin ekonomik sağlığına dair endişeleri yeniden alevlendirdi. Bu zayıf ivme, Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) önümüzdeki dönemde atacağı adımlar ve küresel piyasalar üzerindeki potansiyel etkileri açısından yakından takip ediliyor.
Beklentilerin Altında Kalan Büyüme ve Resesyon Gölgesi Açıklanan veriler, Japon ekonomisinin toparlanma sürecinin ne denli kırılgan olduğunu gözler önüne serdi. Üçüncü çeyrekte kaydedilen yüzde 0,7'lik daralmanın ardından gelen bu cılız büyüme, art arda iki çeyrek daralma olarak tanımlanan teknik resesyon riskini şimdilik bertaraf etti. Ancak, yıllıklandırılmış bazda üretimin sadece yüzde 0,2 artış göstermesi, yüzde 1,6'lık piyasa beklentisinin çok altında kalarak, iç talebin ve yatırımların hala zayıf seyrettiğine işaret ediyor. Bir yıl öncesine göre karşılaştırıldığında ise dördüncü çeyrek büyümesi yüzde 0,1 ile üçüncü çeyrekteki yüzde 0,6'lık oranın gerisinde kaldı. Bu durum, Japonya'nın sürdürülebilir bir büyüme patikasına oturmakta zorlandığını gösteriyor.
Japonya Merkez Bankası'nın Büyüme Hedefleri ve Para Politikası Bu son ekonomik veriler, Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) para politikası stratejileri üzerinde önemli bir baskı oluşturabilir. BoJ, Ocak ayında yaptığı son değerlendirmede, Mart 2026'da sona erecek mali yıl için büyüme tahminini yüzde 0,7'den yüzde 0,9'a, 2026 mali yılı için beklentisini ise yüzde 0,7'den yüzde 1'e yükseltmişti. Ancak, dördüncü çeyrekteki bu zayıf performans, bankanın revize edilmiş büyüme hedeflerine ulaşma kapasitesini sorgulatıyor. BoJ'un uzun süredir devam eden ultra gevşek para politikasından çıkış sinyalleri verdiği bir dönemde, bu tür zayıf ekonomik göstergeler, normalleşme adımlarının hızını ve zamanlamasını etkileyebilir. Enflasyon hedefine ulaşma çabaları devam ederken, büyümedeki bu yavaşlama, bankanın temkinli duruşunu sürdürmesine neden olabilir. Ekonomi uzmanları, "Japonya'nın enflasyonist baskılarla mücadele ederken aynı zamanda sürdürülebilir büyümeyi yakalama çabası, BoJ için ince bir denge sanatı olmaya devam edecek" yorumunu yapıyor.
Küresel Ticaret Anlaşmaları ve Gelecek Beklentileri Japonya'nın bu ekonomik verileri, ülkenin ikinci büyük ticaret ortağı olan ABD ile yürüttüğü kritik bir dönemde açıklandı. Washington merkezli ticaret anlaşması kapsamında ABD ile 550 milyar dolarlık yatırım taahhüdü üzerinde çalışılması, Japonya'nın dış ticaret ve yatırım kanalları aracılığıyla ekonomik ivme kazanma arayışının bir göstergesi. Bu tür anlaşmalar, özellikle küresel tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanma ve jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde, Japonya'nın ekonomik direncini artırma potansiyeli taşıyor. Ancak, iç talebin ve tüketici harcamalarının canlanması, sürdürülebilir büyüme için kritik önem taşıyor. İşgücü piyasasındaki gelişmeler, ücret artışları ve hanehalkı harcamaları, BoJ'un ve hükümetin öncelikli gündem maddeleri olmaya devam edecek. Japonya'nın, küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen, teknolojik inovasyon ve stratejik yatırımlarla büyüme potansiyelini nasıl değerlendireceği, önümüzdeki dönemde yakından izlenecek.
Japonya'nın dördüncü çeyrek büyümesi beklentilerin altında kalarak ekonomik toparlanmanın kırılganlığını gösterdi. Teknik resesyon riski şimdilik atlatılsa da, zayıf iç talep ve yatırımlar endişe kaynağı. Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) revize edilmiş büyüme hedeflerine ulaşması zorlaşabilir, para politikası normalleşmesi yavaşlayabilir. ABD ile yapılan 550 milyar dolarlık yatırım taahhüdü, dış ticaretin önemini vurguluyor. Sürdürülebilir büyüme için iç talebin ve ücret artışlarının canlanması kritik.
