İTO'dan Ekonomi Yönetimine Yol Haritası: Vergi ve Finansman Önceliği
İstanbul Ticaret Odası (İTO), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a sunduğu kapsamlı raporda, dezenflasyon sürecinde iş dünyasının beklentilerini dile getirdi. Oda Başkanı Şekib Avdagiç, finansman erişiminin kritik olduğunu vurgulayarak, kredilerin yanı sıra vergi temelli destek ve teşviklerin etkinleştirilmesini talep etti. Özellikle KOBİ'ler için ucuz finansman ve maliyet azaltıcı vergisel desteklerin önemine dikkat çekilirken, döviz bozdurma zorunluluğu ve KDV iade süreçlerinde sadeleşme çağrısı yapıldı. Bu öneriler, Türkiye ekonomisinin 2026 ve sonrası dönemdeki büyüme stratejilerine ışık tutuyor.
Esra Çelik
•
İTO Başkanı Avdagiç, iş dünyasının beklentilerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'a aktardı.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "İş dünyası olarak dezenflasyon sürecinde büyük fedakârlıklarla kat edilen mesafede, maliye politikası temelli teşviklere ağırlık verilmesinin fayda sağlayacağına inanıyoruz. İş dünyamızın finansman sıkıntılarını aşması noktasında temel beklentimiz, bu yılın ikinci çeyreğinin sonrasında krediler kadar, vergi temelli destek ve teşviklerin de etkin şekilde devreye alınmasıdır. KOBİ’lerimiz için sürdürülebilir büyümenin yolu, ucuz ve esnek finansmanla birlikte maliyetleri azaltan vergisel desteklerden geçiyor" dedi.
İstanbul Ticaret Odası’ndan (İTO) yapılan yazılı açıklamaya göre İTO Başkanı Avdagiç, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Meclis toplantısına konuk olmasından memnuniyet duyduklarını kaydetti.
İş dünyasının 2026 yılına ilişkin beklentilerini genel başlıklarıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a aktaran İTO Başkanı Avdagiç, finansmana erişim konusunun, doğal olarak en kritik gündem maddesi olduğunu vurguladı.
Avdagiç, "İş dünyası olarak dezenflasyon sürecinde büyük fedakârlıklarla kat edilen mesafede, maliye politikası temelli teşviklere ağırlık verilmesinin fayda sağlayacağına inanıyoruz. İş dünyamızın finansman sıkıntılarını aşması noktasında temel beklentimiz, bu yılın ikinci çeyreğinin sonrasında krediler kadar vergi temelli destek ve teşviklerin de etkin şekilde devreye alınmasıdır. KOBİ’lerimiz için sürdürülebilir büyümenin yolu, ucuz ve esnek finansmanla birlikte maliyetleri azaltan vergisel desteklerden geçiyor" dedi.
"KOBİ kredi büyüme limitleri yüzde 3,5 seviyesine revize edilsin"
Avdagiç, KOBİ kredileri için uygulanan kredi büyüme limitlerinin ilk etapta yüzde 3,5 seviyesine revize edilmesi ve bankalara işaret edilen TL mevduat hedeflerinin gevşetilmesi kredi kanallarının etkinliğini anlamlı ölçüde artıracağını vurguladı.
Avdagiç, "Ayrıca mevduat stopaj oranının yüzde 17,5’ten yüzde 15’e indirilmesini de mevduatın krediye dönüşüm oranını destekleyecek önemli biradım olarak görüyoruz. Netice itibarı ile 2026 yılında, kredi kullandırımının üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı destekleyecek biçimde kademeli olarak genişletilmesi beklentisi içindeyiz. Finansman koşullarının zorlaştığı bu süreçte Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) etkinliği her zamankinden daha anlamlı olacaktır. 2026 yılında KGF desteklerinin hem hacim hem de kapsam bakımından genişletilmesi iş dünyamız için çok önemli. Yüksek teknolojili sektörlerimizle birlikte emek yoğun sektörlerimizin de krediler, KGF mekanizmaları ve reeskont kredileri aracılığıyla daha güçlü biçimde desteklenmesinin çok değerli olduğu kanaatindeyiz. Hâlihazırda faaliyette olan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın bu alandaki etkinliğinin güçlendirilmesini ya da mevcut kamu bankalarımızdan birinin bu amaçla özel olarak görevlendirilmesini uygun bir adım olarak görüyoruz" açıklamasını yaptı.
"Reeskont kredi faizinin baştan kesilmesi dezavantaj teşkil ediyor"
Avdagiç, reeskont kredilerinde faizin kullanım anında baştan kesilmesi yönteminin, KOBİ’ler için likiditeyi rahatlatmak yerine zorlayan bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Reeskont kredilerinde faizin vade sonunda ya da dönemsel olarak tahsil edilmesini öneren Şekib Avdagiç, "Eximbank desteği ihracatçımız için büyük önem arz ediyor. Buradaki kredi hacminin ilgili yıl ihracat tutarının yüzde 10’unun altına düşmeyecek şekilde bir kurala bağlanması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca ihracatı düzenli artan firmalara pozitif ayrımcılık yapılarak performans bazlı limit mekanizması kurulması da verimlilik anlamında büyük fayda getirecektir. Bunun yanında teminat mektubu zorunluluğu yerine alacak sigortası gibi alternatif teminatların yaygınlaştırılması, süreçlerin sadeleştirilmesi de küçük ihracatçılarımızı sisteme daha güçlü dahil edecektir."
Avdagiç, ihracatçıların döviz bozdurma yükümlülüğü ile ilgili değerlendirmesini de şöyle paylaştı: "Beklentimiz, TCMB rezervlerinin de belirgin düzeyde yükseldiği bu süreçte, döviz bozdurma zorunluluğunun çok daha makul seviyelere düşürülmesi, hatta kaldırılmasıdır. Döviz bozdurma yükümlülüğü sırasında verilen yüzde 3’lük destekten yararlanmak için getirilen kısıtlar, ilave taahhütler ve bankacılık temelli şartlar nedeniyle ihracatçılarımızın büyük bölümü bu desteği alamıyor. Buradaki döviz dönüşüm desteğinin sadeleştirilmesi beklentisi içindeyiz. Merkez Bankası’nın yeni başlattığı uygulama ile hizmet ihracatçısı kuruluşların anılan desteğe erişimi ciddi bir biçimde kısıtlanmaktadır. Daha önce söz konusu destekten faydalanabilen dizi ve film endüstrisi, fuarcılık, kreatif endüstriler, liman hizmetleri gibi birçok hizmet sektörü kapsam dışında bırakılırken, hali hazırda kapsam dahilinde olan sektörlerin de destek miktarları sınırlandırılmıştır."
Avdagiç, vergi politikaları alanında da benzer biçimde sadeleştirme ve hızlandırma ihtiyacı bulunduğunu belirterek, "Özellikle KDV iade süreçleri ve mahsuplaşma sisteminin daha hızlı ve etkin çalışması, bu alacaklara bankalarda aynı oranda teminat olarak kullanım imkanı sağlanması, iş dünyasının finansman ihtiyacını azaltacak" diye konuştu.
Avdagiç, yalnızca ihracat hedefi değil, ithalat hedefi koyma yaklaşımının da 2026’dan başlayarak benimsenmesinin dış ticaret dengesi açısından gerekli olduğuna inandıklarını vurguladı.
İTO Başkanı Avdagiç, son yıllarda iş dünyası olarak sıklıkla dile getirdikleri bir konunun da üretim maliyetleri artışıyla kur artışı arasındaki makasın açıklığı olduğunu, bunun hem yerel hem de küresel ölçekte işletmeleri oldukça zorlayan bir hale dönüştüğünü kaydetti. Avdagiç, "Rakamlarla ifade etmek gerekirse, son 4 yıldan bugüne, enflasyon yüzde 367, asgari ücret yüzde 560 artmış durumda, aynı sürede dolar/TL kurundaki artış yüzde 217, Euro/TL kurundaki artış ise yüzde 228 düzeyinde. Enflasyonla mücadele temel önceliğimiz olmakla birlikte, bu konudaki hassasiyetimizin 2026’da önceliklendirilmesi konusunda desteğinizi istirham ediyoruz" ifadelerini kullandı.
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul iş dünyasının diğer bazı önerilerini şöyle dile getirdi: "Geldiğimiz küresel konjonktürde, ithalat-ihracat dengesi aleyhimize dönen ülkelerdeki STA’ların yeniden müzakere edilmesi ve mümkünse revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle muhatabımız olan ülkelerin AB ile Türkiye’ye kıyasla daha avantajlı ticaret anlaşmaları yapmaları ülkemizi ikincil konuma düşürüyor. Ayrıca, "Made in EU" menşeli üretim ve ticaret ağları büyüyerek Türkiye aleyhine rekabet avantajı oluşturuyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından sunulan yatırım teşvikleri, HIT-30 Programı ve benzeri destek mekanizmaları için iş dünyası olarak şükranlarımızı sunuyoruz.
Önümüzdeki adımın ise, bu teşviklerin kapsamının orta ölçekli işletmeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi olduğunu düşünüyoruz.
Yatırım Taahhütlü Avans Kredilerine (YTAK) sağlanan kaynak bu yıl artırılarak 500 milyar Liraya yükseltildi. Ancak, kullanımı belirlenen kısıtlar nedeniyle sınırlı düzeyde kalıyor. Özellikle toplam yatırım tutarı şartının günümüz finansman koşulları dikkate alınarak bu kaynağın belli bir kısmının 250 milyon TL’ye indirilmesi bu kıymetli desteğin, etkinliğini büyük ölçüde artıracaktır.
Öte yandan demiryolu altyapısının güçlendirilmesi, liman bağlantılarının arttırılması ve yük taşımacılığının kesintisiz, hızlı ve verimli şekilde gerçekleştirilmesi ticaretimize doğrudan hız katacak bir konu."
Avdagiç, ücretlilerin net gelirinin olumsuz etkilenmemesi için ise Gelir Vergisi tarifesinde öncelikle yıllar içindeki erozyonu giderecek gerçekçi bir artışa gidilmesini önererek, bu sayede alt-orta gelir grupları üzerindeki vergi yükünün azaltılmasının çalışma barışına büyük katkı sunacağını dile getirdi.
Avdagiç, bir diğer stratejik sektörün sağlık olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin sağlık sisteminde yaptığı devrimden elde edilen kazanımların daimiliğinin, sürekli yenilenmesine bağlı olduğunu vurguladı. Özellikle küçük ve orta ölçekli hastaneler ile polikliniklerin mevcut fiyatlama ve geri ödeme politikaları nedeniyle finansal ve operasyonel sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Avdagiç, "Bu sebeple küçük ve orta ölçekli sağlık kuruluşlarının sürdürülebilirliğinin gözetilmesi, ilaç fiyatları ile ruhsat ve izin süreçlerini sadeleştirerek hızlandırmamız, sektörün bekası açısından önem taşıyor" diye konuştu.
Avdagiç, enerji tarafında ise yenilenebilir enerji yatırım süreçlerindeki bürokratik sürecin sadeleştirilmesi ve yeni kaynakların ekonomiye kazandırılması gerektiğini belirterek, "Burada reel sektör olarak kendi enerjisini üretmek isteyen firmaların izin süreçlerinin sadeleştirilmesi ve hızlandırılması beklentisi içindeyiz" dedi.
Şekib Avdagiç, tekstil, deri, ayakkabı, mobilya gibi emek yoğun sektörlerin yaşadığı darboğazı da dile getirerek, "Dalgalı dış talep, artan işçilik ve enerji maliyetleri, enflasyonla mücadele kapsamında oluşan kur dengesi ve finansmana ulaşım zorlukları bir araya gelerek, bu sektörlerimizde hakikatten sıkıntılı bir süreç başlatmış durumda.
Bu sektörlerimizin hem vergisel anlamda hem teşvikler anlamında, hem de uygun koşullu finansman anlamında her zamankinden çok daha fazla desteğe ihtiyacı var. Bu süreci hükümetimizin proaktif yaklaşımıyla çok daha kolay aşacağımıza yürekten inanıyoruz" açıklamasını yaptı.
Avdagiç, "Burada döviz piyasası istikrarını koruyacak tedbirlerin alınmasını ve yatırımcıların yurtiçinde kalmasını teşvik edecek mekanizmaların güçlendirilmesini önemli buluyoruz" önerisini getirdi.
Avdagiç, beklenen Marmara depremi konusunda da özellikle ‘Yarısı Bizden’ kampanyası ile İstanbul’da büyük bir dönüşüm gerçekleştiğini, bu dönüşümün hız kesmeden devam edebilmesi adına 2026 sonunda bitmesi öngörülen desteklerin 2028 sonuna kadar uzatılması konusunda meslek mensuplarının beklentilerini dile getirdi. Avdagiç, konutlar için yürütülen dönüşüm ve güçlendirme çalışmalarının ticari alanlara da yayılmasını önerdi.
Avdagiç, İTO olarak Türkiye’nin 2026 ve sonrası dönemdeki başarısının, pazar çeşitlendirmesi kadar üretimin niteliğini artıran, finansmanı esnekleştiren, vergiyi adil hale getiren ve çalışan refahını koruyan bütüncül politikalarla çok daha güçlü olacağını, bu anlayışla her türlü desteğe ve iş birliğine hazır olduklarını kaydetti.