İngiltere'den Rusya'nın Gölge Petrol Filosuna Yeni Yaptırım Dalgası:
İngiltere, Ukrayna savaşının dördüncü yıl dönümünde Rusya'nın petrol ihracatının kritik damarlarını hedef aldı. PJSC Transneft ve yaptırımları aşarak yüz milyonlarca varil petrol taşıdığı iddia edilen 2Rivers ağına yönelik geniş kapsamlı yeni yaptırımlar, Moskova'nın savaş finansmanını sekteye uğratmayı amaçlıyor. Bu hamle, küresel enerji piyasalarında maliyetleri artırırken, Rusya'nın gelirlerini önemli ölçüde azaltma stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor.
Ayşe Yılmaz
•
Ukrayna'daki savaşın dördüncü yıl dönümünde, Batı'nın Rusya üzerindeki ekonomik baskısı yeni bir boyut kazanıyor. İngiltere, Moskova'nın savaş makinesini finanse eden kritik gelir akışlarını hedef alarak, "gölge petrol filosu" olarak bilinen ağlara ve ülkenin en büyük boru hattı şirketlerinden PJSC Transneft'e karşı kapsamlı bir yaptırım paketi açıkladı. Bu hamle, işgalin ilk aylarından bu yana uygulanan en büyük önlem paketi olarak nitelendiriliyor ve küresel enerji piyasaları ile jeopolitik dengeler üzerinde önemli etkiler yaratması bekleniyor.
Gölge Filo ve Rusya'nın Ekonomik Can Damarı Hedefte
İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre, yaptırım listesine alınan 175 şirket arasında özellikle 2Rivers ağı dikkat çekiyor. Azeri petrol tüccarları Etibar Eyyub ve Tahir Garayev ile bağlantılı olduğu belirtilen bu ağ, uluslararası yaptırımlara rağmen yüz milyonlarca varil Rus ham petrolünün akışını sürdürmesiyle biliniyor. Daha önce Coral olarak adlandırılan bu offshore şirketler ağı, Avrupa Birliği ve İngiltere'nin 2024'ten itibaren uyguladığı yaptırımlar öncesinde hızla genişlemişti. Bu ağların varlığı, Rusya'nın yaptırımları delme kapasitesinin ve küresel enerji piyasalarındaki karmaşık yapının bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Yaptırım uygulanan bir diğer kritik hedef ise, Rusya'nın petrol ihracatının yüzde 80'inden fazlasını taşıdığı belirtilen PJSC Transneft. Bu devasa boru hattı şirketi, Rusya'nın enerji gelirlerinin ana damarlarından birini oluşturuyor. Transneft'e yönelik yaptırım, Rus petrolünün küresel pazarlara ulaşımını doğrudan etkileyerek, Moskova'nın enerji ihracatından elde ettiği geliri daha da kısıtlama potansiyeli taşıyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, bu adımları "Rusya'nın saldırganlığını sürdüren kritik finansman, askeri teçhizat ve gelir akışlarını sekteye uğratmak için atılmış kararlı adımlar" olarak değerlendirdi ve bu paketin işgalin ilk aylarından bu yana alınan en büyük önlem olduğunu vurguladı.
Yaptırımların Mekanizması ve Piyasa Etkileri
Daha önceki yaptırımlar, Rusya'nın gölge petrol filosu operasyonlarının maliyetini önemli ölçüde artırmıştı. Batılı bankalar, sigorta şirketleri ve profesyonel hizmet sağlayıcıları, yetkili makamların dikkatini çekmemek adına bu tür işlemlerden büyük ölçüde kaçınmaya başladı. Bu durum, Rus petrolünün taşınma ve pazarlanma süreçlerinde ciddi aksaklıklara yol açtı.
Analistlere göre, yaptırımların getirdiği bu baskı, 2Rivers gibi ağların işleyişini derinden etkiledi:
Daha yüksek sigorta primleri ödemek zorunda kaldılar.
Daha uzun ve şeffaf olmayan nakliye rotalarını kullanmak durumunda kaldılar.
Aracılar, rafineriler, depolama operatörleri ve limanlar ya bu ağlarla tamamen ticaret yapmayı reddetti ya da kendilerini korumak için maliyetleri artırdı.
Sonuç olarak, Rus petrolünün varil başına fiyatı düşmek zorunda kaldı, bu da Moskova'nın elde ettiği geliri azalttı.
Yeni yaptırım paketi, bu maliyet artırıcı ve gelir azaltıcı etkiyi daha da derinleştirmeyi hedefliyor. Özellikle Transneft gibi ana damarların hedef alınması, Rusya'nın alternatif rotalar ve finansman mekanizmaları bulma çabalarını daha da zorlaştıracak.
Küresel Enerji Piyasalarına Yansımalar ve Türkiye İçin Potansiyel Anlamı
Rusya'nın petrol ihracatının daha da kısıtlanması, küresel enerji piyasalarında belirsizliği artırabilir. Arz tarafındaki potansiyel daralma, petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabilir. Ancak, Rusya'nın alternatif pazarlar arayışı ve yaptırımları aşma konusundaki geçmiş performansı, bu etkinin boyutunu belirleyecek temel faktörlerden olacaktır.
Türkiye ekonomisi için bu durumun birkaç potansiyel yansıması olabilir:
Enerji Maliyetleri: Türkiye, enerji ithalatında dışa bağımlı bir ülke olarak, küresel petrol fiyatlarındaki olası artışlardan etkilenebilir. Bu durum, enflasyonist baskıları tetikleyebilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir.
Ticaret İlişkileri: Türkiye, Rusya ile önemli ticari ilişkilere sahip. Yaptırımların derinleşmesi, bu ilişkilerin doğasını ve hacmini etkileyebilir. Özellikle Türk nakliye ve sigorta şirketlerinin, yaptırımlı Rus petrolü ile ilgili işlemlerden kaçınma eğilimi güçlenebilir.
Jeopolitik Denge: Karadeniz'deki jeopolitik gerilimler, enerji rotaları ve tedarik güvenliği açısından Türkiye için kritik önem taşıyor. Rusya'nın enerji ihracatındaki aksaklıklar, bölgedeki enerji dinamiklerini yeniden şekillendirebilir.
Ankara'nın, hem uluslararası yaptırım rejimlerine uyum sağlama hem de enerji güvenliğini temin etme arasındaki hassas dengeyi sürdürmesi gerekecek.
Ekonomik Savaşın Bilançosu ve Gelecek Projeksiyonları
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, uluslararası yaptırımların Rusya'yı bugüne kadar yaklaşık $450 milyar gelirinden mahrum bıraktığını belirtiyor. Bu rakam, Rusya'nın savaşının iki yıllık finansmanına eşdeğer olarak gösteriliyor. Bu iddia, yaptırımların Rus ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor ve Batı'nın ekonomik savaş stratejisinin başarısı olarak sunuluyor.
Ancak, Rusya'nın yaptırımlara karşı geliştirdiği direnç mekanizmaları ve alternatif pazarlar bulma yeteneği de göz ardı edilmemeli. Özellikle Çin ve Hindistan gibi ülkelere yönelen petrol ihracatı, Rusya'nın gelir akışını tamamen kesintiye uğratmasını engelledi. Yeni yaptırımlar, bu "gölge" ağların ve finansman kanallarının daha da karmaşıklaşmasına ve adaptasyon stratejilerinin hızlanmasına neden olabilir. Ekonomik savaş, önümüzdeki dönemde de uluslararası ilişkilerin ve küresel piyasaların ana gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek.