Türkiye Hazinesi, Şubat ayı iç borçlanma takvimine uygun olarak gerçekleştirdiği 11 ay vadeli bono ihracında piyasadan yaklaşık 16 milyar TL taze kaynak sağladı. Bu borçlanma, yüzde 35,25'e ulaşan bileşik faiz oranıyla dikkat çekerken, piyasalardan gelen güçlü talep, mevcut ekonomik koşullar altında yatırımcıların yüksek getirili sabit varlıklara yönelimini bir kez daha ortaya koydu.
Yüksek Faiz Ortamında Güçlü Talep Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yeniden ihraç ettiği 11 ay vadeli Hazine bonosuna yönelik ihalede, toplam 55,7 milyar TL'lik teklif gelirken, Bakanlık 11,7 milyar TL net satış gerçekleştirdi. Bu durum, ihraç edilen bonoya olan yoğun ilgiyi ve yatırımcıların yüksek enflasyon ve sıkı para politikası döneminde cazip getiriler sunan kamu kağıtlarına olan iştahını açıkça gösterdi. İhalede oluşan basit faiz yüzde 34,72, bileşik faiz ise yüzde 35,25 olarak kaydedildi. Bu oranlar, Hazine'nin borçlanma maliyetlerinin yüksek seyrettiğini ve piyasanın faiz beklentilerini yansıttığını ortaya koyuyor. İhale öncesinde ise piyasa yapıcılardan gelen 6,1 milyar TL'lik teklife karşılık 3 milyar TL'lik satış yapıldı. Ayrıca, kamuya yönelik 1 milyar TL'lik ek satışla birlikte, Hazine'nin bu enstrümanla toplam borçlanması 15,7 milyar TL'yi aşarak yaklaşık 16 milyar TL seviyesine ulaştı. Bu rakamlar, Hazine'nin finansman ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini gösterirken, piyasanın da bu enstrümanlara olan güvenini teyit ediyor.
Borçlanma Maliyetleri ve Ekonomik Yansımalar Hazine'nin bu denli yüksek faiz oranlarıyla borçlanması, kamu maliyesi üzerindeki yükü artırıyor. Bütçe dengesi ve borç çevirme oranları açısından kritik öneme sahip olan bu maliyetler, gelecekteki harcama kalemleri üzerinde baskı oluşturabilir. Özellikle enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikalarının bir yansıması olarak görülen bu yüksek faizler, piyasada genel kredi maliyetlerini de yukarı yönlü etkileme potansiyeli taşıyor. Yatırımcıların bu oranlarla dahi yoğun ilgi göstermesi, bir yandan mevcut makroekonomik görünümde sabit getirili enstrümanların cazibesini koruduğunu gösterirken, diğer yandan da piyasanın enflasyon ve faiz beklentilerinin belirli bir seviyede stabilize olmaya başladığına dair sinyaller verebilir. Ancak, Hazine'nin finansman stratejileri, orta vadeli program hedefleri ve enflasyonla mücadeledeki kararlılık, önümüzdeki dönemde borçlanma maliyetlerinin seyrini belirleyecek temel faktörler olmaya devam edecektir.
