Türkiye ekonomisinde hanehalkı borçluluğu, son dönemde dikkat çekici bir artış göstererek finansal sistem için yeni bir risk alanı oluşturuyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından açıklanan güncel verilere göre, bireysel kredi kartlarında takibe dönüşüm oranı yüzde 4,8 ile son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Benzer şekilde, ihtiyaç kredilerinde de takip oranı yüzde 5,5 ile en yüksek seviyede kaydedildi. Bu rakamlar, tüketicilerin finansal yükünün giderek ağırlaştığını ve ödeme güçlüklerinin arttığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Hanehalkı Borçluluğunda Kritik Eşik 23 Ocak itibarıyla kaydedilen bu oranlar, sektör genelindeki toplam takip oranının yüzde 2,6 olduğu düşünüldüğünde, bireysel kredilerdeki bozulmanın genel ortalamanın oldukça üzerinde seyrettiğini gösteriyor. Özellikle 2023 ve 2024 yıllarında görülen düşük seviyelerin ardından, son bir yılda hem kredi kartlarında hem de ihtiyaç kredilerinde belirgin bir artış yaşanması, ekonomik dinamiklerdeki değişimin bir yansıması olarak yorumlanıyor. 2020'deki yüksek seviyelerin ardından 2022 ve 2023'te bir miktar gerileyen takip oranları, 2024 itibarıyla yeniden yükselişe geçerek 2025 başından Ocak 2026'ya kadar olan dönemde hızlı bir ivme kazandı. Bu durum, hanehalkının artan yaşam maliyetleri karşısında borçlanma eğiliminin yükseldiğini, ancak bu borçları çevirmekte zorlandığını işaret ediyor.
Enflasyon ve Sıkı Para Politikalarının Etkisi Takip oranlarındaki bu keskin yükselişin ardında yatan temel nedenlerden biri, ülkedeki yüksek enflasyonist ortam ve Merkez Bankası'nın uyguladığı sıkı para politikalarıdır. Yüksek enflasyon, tüketicilerin reel gelirlerini aşındırarak alım güçlerini düşürdü. Bu durum, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan bireylerin kredi kartlarına veya ihtiyaç kredilerine daha fazla yönelmesine neden oldu. Ancak, sıkılaşan para politikalarıyla birlikte yükselen faiz oranları, kredi maliyetlerini artırarak borçları çevirmeyi daha da güçleştirdi. Özellikle kredi kartı faiz oranları ve ihtiyaç kredisi faizleri, borç yükünü katlayarak ödeme güçlüğü çeken hanehalkı için bir kısır döngü yaratıyor.
Bankacılık Sektörü ve Potansiyel Riskler Bireysel kredilerdeki takip oranlarının artması, bankacılık sektörü için de önemli riskler barındırıyor. Takipteki alacakların yükselmesi, bankaların bilançoları üzerinde baskı oluştururken, karşılık ayırma zorunluluğunu artırarak karlılıklarını olumsuz etkileyebilir. Bu durum, bankaların kredi iştahını azaltmasına ve ekonomiye kredi akışının yavaşlamasına yol açabilir. Uzmanlar, bu trendin devam etmesi halinde, finansal sistemin genel istikrarı açısından dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Özellikle, finansal istikrar raporları ve kredi notu değerlendirmeleri açısından bu veriler kritik önem taşıyor.
Gelecek Beklentileri ve Olası Senaryolar Mevcut ekonomik koşullar ve takip oranlarındaki artış eğilimi göz önüne alındığında, önümüzdeki dönemde hanehalkı borçluluğunun daha da yakından izlenmesi gerekecek. Eğer enflasyonist baskılar hafiflemez ve ekonomik büyüme ivme kazanamazsa, takip oranlarındaki yükselişin devam etmesi olası görünüyor. Bu durum, tüketici harcamalarını ve iç talebi olumsuz etkileyerek ekonomik aktiviteyi daha da yavaşlatabilir. Hükümet ve düzenleyici kurumların, borç yapılandırma seçenekleri veya kredi kartı limitlerine yönelik yeni düzenlemeler gibi adımlar atıp atmayacağı, piyasalar tarafından yakından takip edilecek. Bu veriler, Türkiye ekonomisinin hanehalkı borçluluğu ve finansal istikrar açısından dikkatle izlenmesi gereken kritik bir dönemeçte olduğunu gösteriyor.
