Türkiye ekonomisinin en temel sorunlarından biri olan yüksek enflasyon, hane halklarının geçim mücadelesini her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Türk-İş Konfederasyonu tarafından her ay düzenli olarak yayımlanan ve çalışanların yaşam koşullarını mercek altına alan Ocak 2026 araştırması, bu acı tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. Rapor, özellikle gıda fiyatlarındaki kontrolsüz yükselişin, milyonlarca ailenin bütçesi üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyi net bir şekilde ortaya koyuyor.Hane Halkı Bütçelerinde Derinleşen KrizAraştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması tutarının, yani açlık sınırının, 31 bin 224 TL gibi rekor bir seviyeye ulaşması oldu. Bu rakam, sadece temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak için gereken minimum tutarı ifade ediyor ve birçok hanenin bu eşiğin altında yaşam mücadelesi verdiğini gösteriyor.Daha da vahimi, gıda harcamalarının yanı sıra giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri zorunlu diğer aylık harcamaları kapsayan yoksulluk sınırının 101 bin 706 TL'ye fırlamasıdır. Bu devasa tutar, ortalama bir çalışanın gelirinin çok üzerinde seyrederek, geniş kesimlerin yoksulluk sarmalına sürüklendiğinin acı bir kanıtıdır.Türk-İş'in verileri, Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve alım gücündeki erimenin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Temel ihtiyaç maddelerine erişimin lüks haline gelmesi, sosyal refah açısından ciddi riskler barındırıyor.Gıda Enflasyonunda Endişe Verici YükselişOcak ayında gıda enflasyonu, aylık bazda yüzde 3,58 olarak hesaplanırken, on iki aylık bazda yüzde 41,08'e, yıllık ortalama olarak ise yüzde 39,79'a yükseldi. Bu oranlar, genel enflasyonun üzerinde seyreden gıda fiyatlarının, özellikle dar gelirli ailelerin bütçelerinde yarattığı baskıyı katlayarak artırdığını gösteriyor.Gıda fiyatlarındaki artış, tüketicilerin harcama alışkanlıklarını kökten değiştiriyor.Temel beslenme ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan aileler, daha ucuz ve besin değeri düşük alternatiflere yönelmek zorunda kalıyor.Bu durum, uzun vadede halk sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.Gıda enflasyonundaki bu yükselişin ardında, tarımsal üretim maliyetlerindeki artışlar, tedarik zinciri aksaklıkları ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar gibi çok sayıda faktör bulunuyor. Ancak, yerel piyasalardaki denetim eksikliği ve spekülatif fiyat artışları da bu tablonun önemli bir parçası olarak değerlendirilmeli.Bekar Çalışanın Yaşam MücadelesiRaporda dikkat çeken bir diğer nokta ise, bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyetinin 40 bin 541 TL olarak belirlenmesidir. Bu rakam, tek başına yaşayan bireylerin bile insanca bir yaşam sürmek için ne denli büyük bir finansal yük altında olduğunu gözler önüne seriyor. Özellikle büyük şehirlerde kira ve ulaşım gibi kalemlerin yüksekliği, bu maliyetin ana itici güçlerinden biri.Politika Yapıcılar İçin Acil Eylem ÇağrısıTürk-İş'in Ocak 2026 raporu, asgari ücret ile yaşam maliyeti arasındaki açığın giderek derinleştiğine dair kritik bir uyarı niteliğinde. Mevcut asgari ücret seviyesi, ne açlık sınırını ne de yoksulluk sınırını karşılamaktan çok uzak. Bu durum, gelir adaletsizliğini artırırken, toplumsal refahı tehdit eden unsurları da beraberinde getiriyor.Ekonomi yönetiminin, gıda enflasyonuyla mücadelede daha etkin ve kalıcı çözümler üretmesi gerektiği aşikardır. Tarım politikalarının gözden geçirilmesi, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, tedarik zincirindeki aksaklıkların giderilmesi ve piyasa denetimlerinin sıkılaştırılması, bu mücadelenin temel taşları olmalıdır. Aksi takdirde, hane halklarının alım gücündeki erime ve yaşam kalitesindeki düşüş, ekonomik istikrarı daha da zora sokacaktır.
Ekonomi
Gıda Enflasyonu Yüzde 41'i Aştı: Hane Halkı Bütçeleri Alarm Veriyor
Türk-İş'in Ocak 2026 raporu, gıda enflasyonunun yıllık bazda yüzde 41,08'e yükseldiğini ortaya koydu. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 31 bin 224 TL'ye, yoksulluk sınırı ise 101 bin 706 TL'ye fırladı. Bu veriler, asgari ücret ile yaşam maliyeti arasındaki uçurumun derinleştiğini ve hane halklarının temel ihtiyaçlarını karşılama mücadelesinin kritik seviyelere ulaştığını gösteriyor.
Selin Öztürk
•