Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türk bankacılık sektörüne yönelik değerlendirmesinde dikkat çekici bir iyimserlik sinyali verdi. Kuruluş, Türkiye ekonomisindeki makroekonomik istikrarın derinleşmesiyle birlikte, bankaların kredi profillerinin ülkenin genel notuna olan hassasiyetini koruduğunu ancak bu hassasiyetin artık pozitif bir yöne evrildiğini belirtti.
Fitch'in analizi, bankaların faaliyet ortamının ve hissedar desteğine dayalı kredi notlarının, ülkenin BB- seviyesindeki sovereign rating'inde yaşanacak olası bir iyileşmeden doğrudan etkileneceğini vurguluyor. Hatırlanacağı üzere, kuruluş 28 Ocak 2026 tarihinde, 22 Türk bankasının görünümünü ülke notuna paralel olarak "durağan"dan "pozitif"e çevirerek sektördeki olumlu değişimi önceden işaret etmişti.
Sovereign Not ile Paralel Seyir ve Bankaların Direnci Ocak 2026 itibarıyla faaliyet ortamı görünümünün pozitife revize edilmesi, Türk bankacılık sektöründe önemli bir ayrışmayı da beraberinde getirdi. Özellikle dört özel banka, artık kendi mali kapasite notları (standalone financial strength) baz alınarak değerlendiriliyor. Bu durum, söz konusu bankaların içsel güçlülüklerinin ve risk yönetimi kabiliyetlerinin uluslararası gözlemciler tarafından daha fazla takdir edildiğini gösteriyor.
Özel bankalar arasında Garanti BBVA'nın notu, ana hissedarı BBVA'dan gelebilecek potansiyel desteğin güvencesiyle daha da sağlam bir zeminde duruyor. Bu tür uluslararası hissedar destekleri, özellikle dış şoklara karşı bankaların direncini artıran kritik bir faktör olarak öne çıkıyor.
Kamu bankaları cephesinde ise, Ziraat Bankası, VakıfBank ve TSKB gibi kurumların mali kapasite notlarının, Türkiye'nin faaliyet ortamı notunun BB- seviyesinin üzerine çıkması durumunda yukarı yönlü revize edilebileceği kaydedildi. Bu potansiyel yükseliş, kamu bankalarının da genel ekonomik iyileşmeden doğrudan faydalanacağını ve daha güçlü bir finansal yapıya kavuşabileceğini işaret ediyor.
İyimser Beklentilerin Temel Dinamikleri Fitch'in Türk bankacılık sektörüne yönelik iyimser beklentileri, birkaç temel makroekonomik ve finansal dinamiğe dayanıyor. Bu dinamikler, sektörün gelecekteki performansını şekillendirecek kritik unsurlar olarak öne çıkıyor:
Uluslararası Fonlamaya Erişim: Türk bankalarının küresel fonlama piyasalarına erişimini koruyacağı ve hatta güçlendireceği öngörülüyor. Bu, bankaların likidite yönetimini kolaylaştıracak ve kredi büyümesini destekleyecektir.
Net Faiz Marjları Desteği: Enflasyondaki beklenen gerileme ile birlikte başlaması öngörülen faiz indirimlerinin, bankaların net faiz marjlarını (NFM) pozitif yönde etkilemesi bekleniyor. Daha düşük fonlama maliyetleri ve kredi talebindeki potansiyel artış, bankaların karlılıklarını doğrudan artırabilir.
Karlılık Tamponu: Artan karlılığın, varlık kalitesinde yaşanabilecek olası ve sınırlı bozulmaları telafi edebilecek güçlü bir tampon oluşturacağı vurgulanıyor. Bu, sektörün risklere karşı daha dirençli hale geldiğini gösteren önemli bir işaret.
Fitch'in bu değerlendirmesi, Türkiye ekonomisinin son dönemdeki istikrar programının bankacılık sektörü üzerindeki olumlu yansımalarını açıkça ortaya koymaktadır. Enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerleme ve dış finansman koşullarındaki iyileşme, bankaların geleceğe daha güvenle bakmasını sağlıyor. Ancak, bu pozitif seyrin sürdürülebilirliği, makroekonomik politikaların kararlılıkla devam etmesine ve küresel ekonomik koşullardaki gelişmelere bağlı kalacaktır.