Philadelphia Fed Başkanı Anna Paulson, faiz indirimleri için acele edilmemesi gerektiğini vurguladı. Enflasyonun ılımlı seyri ve iş gücü piyasasındaki istikrarın devam etmesi halinde, yılın ilerleyen dönemlerinde sınırlı faiz ayarlamalarının mümkün olacağını belirtti. Mevcut faiz seviyesinin hâlâ kısıtlayıcı olduğunu ifade eden Paulson'ın bu açıklamaları, Fed'in temkinli duruşunu pekiştiriyor ve piyasa beklentilerini şekillendiriyor.
Selin Öztürk
•
Federal Rezerv'in para politikası üzerindeki tartışmalar sürerken, Philadelphia Fed Başkanı Anna Paulson'dan gelen açıklamalar, merkez bankasının faiz indirimlerine yönelik temkinli duruşunu bir kez daha gözler önüne serdi. Hafta sonu, piyasaların kapalı olduğu bir dönemde yapılan bu açıklama, Paulson'ın bu yıl Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) içinde oy hakkına sahip bir üye olması nedeniyle ayrı bir önem taşıyor. Paulson, geçen yılki agresif parasal gevşemenin ardından faiz indirimlerine devam etmenin biraz zaman alacağını belirtti.
Faiz İndirimleri İçin Beklenti ve Şartlar
Paulson, ekonomik görünüm hakkında iyimser ancak ihtiyatlı bir tablo çizdi. "Enflasyonun ılımlı seyrettiğini, iş gücü piyasasının istikrar kazandığını ve büyümenin bu yıl yüzde 2 civarında gerçekleştiğini görüyorum" diyen Paulson, bu koşulların sağlanması halinde yılın ilerleyen dönemlerinde politika faizinde "sınırlı ilave ayarlamalar" yapılmasının uygun olabileceğini ifade etti. Bu ifade, Fed'in büyük ve hızlı faiz indirimleri yerine, kademeli ve kontrollü bir gevşeme sürecini tercih edebileceğine işaret ediyor.
Mevcut Politikanın Kısıtlayıcılığı ve Piyasa Etkileri
Mevcut politika faizi seviyesini hâlâ "biraz kısıtlayıcı" olarak nitelendiren Paulson, bu durumun enflasyon baskılarını azaltmaya devam ettiğini belirtti. Bu açıklama, Fed'in enflasyonla mücadeledeki kararlılığını sürdürdüğünü ve piyasaların erken faiz indirimi beklentilerini dizginlemeye çalıştığını gösteriyor. Analistler, bu tür açıklamaların, özellikle hafta sonu piyasalar kapalıyken gelmesinin, Fed'in iletişim stratejisinin bir parçası olabileceğini ve piyasaların açılışında aşırı volatiliteyi önlemeyi amaçlayabileceğini belirtiyor.
Türkiye Ekonomisi İçin Çıkarımlar
"Fed'in faiz indirimlerini ertelemesi veya sınırlı tutması, küresel likidite koşulları üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. Gelişmekte olan ülkeler, özellikle Türkiye gibi yüksek cari açık veren ve dış finansmana bağımlı ekonomiler için bu durum, sermaye akışlarının yavaşlaması ve borçlanma maliyetlerinin yüksek kalması anlamına gelebilir."
Bu senaryoda, Türk Lirası'nın dolar karşısındaki seyri ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikası üzerindeki dış baskılar artabilir. Fed'in "daha uzun süre yüksek" (higher for longer) faiz politikası, küresel risk iştahını düşürerek, Türkiye'nin dış ticaret dengesi ve enflasyonla mücadelesini dolaylı yoldan etkileme potansiyeli taşıyor.
Paulson'ın açıklamalarından öne çıkan temel çıkarımlar şunlar:
Fed, faiz indirimleri konusunda temkinli ve sabırlı bir yaklaşım sergileyecek.
Ekonomik verilerdeki iyileşme, kademeli indirimler için zemin hazırlasa da, büyük adımlar beklenmiyor.
Mevcut faiz seviyesi, enflasyonu kontrol altında tutma hedefiyle kısıtlayıcı kalmaya devam edecek.
Paulson'ın FOMC'deki oy hakkı, bu temkinli duruşun komite içinde de destek bulabileceğine işaret ediyor.
Piyasalar, Fed'in gelecek toplantılarından gelecek sinyalleri yakından takip etmeye devam edecek. Paulson'ın açıklamaları, 2026 yılı para politikası beklentilerini şekillendiren önemli bir erken gösterge niteliğinde.