Küresel ve yurt içi piyasalar, geride bıraktığımız haftayı kritik ekonomik veriler ve politika kararlarının gölgesinde tamamladı. Özellikle Türkiye'de açıklanan enflasyon rakamları ve milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyen maaş zamları, ekonomik gündemin ana maddelerini oluşturdu. Euro Bölgesi'nden gelen enflasyon verileri ise Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) para politikası duruşuna ilişkin beklentileri şekillendirdi.Türkiye'de Enflasyon ve Alım Gücü DinamikleriTürkiye ekonomisi için haftanın en önemli başlıklarından biri, enflasyon rakamlarıydı. Yıllık bazda tüketici enflasyonu yüzde 30,89 seviyesine gerileyerek dezenflasyon sürecine işaret etti. Daha da dikkat çekici olan, aylık enflasyonun yüzde 0,89 ile piyasa beklentilerinin altında gerçekleşmesi oldu. Bu durum, kısa vadede enflasyonist baskıların hafiflediği yönünde bir sinyal olarak algılanırken, çekirdek enflasyonun yıllık yüzde 31,08 seviyesinde kalması, ana eğilimin henüz tam anlamıyla kırılmadığını gösteriyor. Beklentilerin altında kalan aylık enflasyon, özellikle sıkı para politikalarının etkilerinin hissedilmeye başlandığına dair yorumları güçlendiriyor.Emekli ve Memur Zamları: Sosyal ve Ekonomik EtkilerAralık ayı enflasyon verileriyle birlikte, milyonlarca emekli ve memurun alacağı zam oranları da netleşti. İşçi emeklilerinin maaşlarına yüzde 12,19 oranında zam yapılırken, memur ve memur emeklilerinin zam oranı yüzde 18,60 olarak belirlendi. Bu zamlar, özellikle yüksek enflasyon ortamında alım gücünü koruma çabalarını yansıtırken, hükümetin sosyal refahı destekleme adımları kapsamında değerlendiriliyor. Ayrıca, kök aylığı düşük olduğu için mevcut zamlarla aylığı 16 bin TL ve altında kalan emekliler için önemli bir düzenleme Meclis'e sunuldu. Bu teklifle, en düşük emekli aylığına yüzde 18,4 oranında ek zam yapılarak 20 bin TL'ye yükseltilmesi hedefleniyor. Bu adım, dar gelirli emeklilerin yaşam standartlarını iyileştirmeyi amaçlarken, bütçe üzerindeki potansiyel etkileri de yakından izlenecek.Euro Bölgesi'nde Enflasyon ve ECB'nin Faiz PatikasıKüresel piyasalar açısından önemli bir veri de Euro Bölgesi'nden geldi. Aralık ayında tüketici fiyatları, bir yıl öncesine göre yüzde 2 artış gösterdi. Ekonomistlerin beklentileriyle paralel gerçekleşen bu enflasyon oranı, aylık bazda ise yüzde 0,2 arttı. Kasım ayında yüzde 2,1 olan yıllık enflasyonun hafifçe gerilemesi ve çekirdek enflasyonun yüzde 2,3 seviyesinde kalması, Avrupa Merkez Bankası (ECB) politika yapıcılarının faiz oranlarını mevcut seviyede tutma eğilimini destekliyor. Hizmet enflasyonundaki gevşeme de, genel enflasyon görünümünde bir yumuşamaya işaret ederek, ECB'nin faiz indirimi konusunda aceleci davranmayacağına dair beklentileri güçlendiriyor.Bireysel Emeklilik Sistemi'nde Değişim: Tasarruflara EtkisiHaftanın dikkat çeken bir diğer gelişmesi ise Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) cephesinden geldi. Türk lirası cinsinden yapılan katkı payı ödemelerinde uygulanan devlet katkısı oranı, yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürüldü. Bu karar, uzun vadeli tasarrufları teşvik eden BES'in cazibesini bir miktar azaltabilirken, hükümetin bütçe disiplini ve kaynakların daha etkin kullanımı hedefleri doğrultusunda atılmış bir adım olarak yorumlanıyor. Bu değişikliğin, bireysel tasarruf eğilimleri ve sistemdeki katılımcı sayısına orta ve uzun vadede nasıl yansıyacağı piyasalar tarafından yakından takip edilecek.
Ekonomi
Enflasyon ve Maaş Zamları Haftası: Türkiye ve Euro Bölgesi'nde Ekonomik
Geçen hafta, Türkiye ekonomisi enflasyon verileri ve milyonlarca çalışanı ilgilendiren maaş zamlarıyla öne çıktı. Yıllık enflasyonun gerilemesi ve aylık beklentilerin altında kalması piyasalarda kısmi bir rahatlama yaratırken, Euro Bölgesi'nde de enflasyon hedeflere yakın seyretti. Bireysel Emeklilik Sistemi'ndeki devlet katkısı oranındaki değişiklik ise tasarruf eğilimlerini etkileyecek önemli bir adım oldu. Bu gelişmeler, hem yurt içi hem de küresel ekonominin geleceğine dair sinyaller veriyor.
Selin Öztürk
•