Türkiye'nin sosyal güvenlik sistemi, milyonlarca emeklinin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir sınavdan geçiyor. Son veriler, ülkedeki her dört emekliden birinin, yani yaklaşık yüzde 25'lik bir kesimin, en düşük taban aylığı ile geçinmek zorunda kaldığını ortaya koyuyor. Bu durum, emekli maaşları arasındaki uçurumu gözler önüne sererken, özellikle 2000 yılı öncesi emekli olan vatandaşlar için derinleşen bir yoksulluk riskine işaret ediyor.Emekli Aylıklarındaki Yapısal Sorunun KökenleriEn düşük emekli aylığına yönelik rutin enflasyon artışı üzerinde zam yapma uygulaması, Ocak 2019'da başlamış olsa da, bu adım sorunun temelini oluşturan yapısal farklılıkları ortadan kaldırmakta yetersiz kalmıştır. Bu eşitsizliğin ana nedenlerinden biri, Türkiye'nin emeklilik sisteminde geçmişte yapılan değişikliklerde yatıyor. Özellikle 2000 yılı öncesi ve sonrası emeklilik hesaplama yöntemlerindeki farklılıklar, aynı prim günü ve hizmet süresine sahip bireyler arasında dahi önemli maaş farkları yaratmıştır. Yüksek enflasyonist ortamlar, sabit gelirli emeklilerin alım gücünü daha da aşındırarak, taban aylık alanların ekonomik sıkıntılarını derinleştirmektedir.Sosyal Güvenlik Sisteminin Sürdürülebilirliği Tehdit AltındaTaban aylık alan emekli sayısının bu denli yüksek olması, sadece bireysel bir mağduriyet olmanın ötesinde, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği açısından da ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Devletin, en düşük emekli aylıklarını belirli bir seviyenin üzerinde tutma çabası, bütçe üzerinde artan bir yük oluşturmaktadır. Bu durum, uzun vadede prim gelirleri ile emekli maaşı ödemeleri arasındaki dengenin bozulmasına ve sistemin finansal sağlığının zayıflamasına neden olabilir. Demografik değişimler ve artan yaşam süresi de bu yükü daha da ağırlaştıran faktörler arasında yer almaktadır.Emeklilerin Alım Gücü ve Makroekonomik EtkilerEn düşük emekli aylığıyla geçinmeye çalışan milyonlarca vatandaşın alım gücündeki düşüş, hane halkı tüketimini olumsuz etkileyerek iç talebi baskılamaktadır. Bu durum, genel ekonomik büyüme potansiyelini zayıflatırken, toplumda gelir eşitsizliğini ve sosyal kutuplaşmayı artırma riski taşımaktadır. Emeklilerin temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanması, geniş bir kesimin refah seviyesini düşürerek sosyal huzursuzluklara zemin hazırlayabilir.Geleceğe Yönelik Politika İhtiyacı ve BeklentilerBu yapısal sorunun çözümü, sadece dönemsel zamlarla değil, kapsamlı bir emeklilik reformu ile mümkün görünmektedir. Sistemdeki eşitsizlikleri gideren, prim-maaş dengesini adil bir şekilde kuran ve enflasyon karşısında emeklilerin alım gücünü koruyan kalıcı mekanizmaların oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, emeklilerin işgücüne katılımını teşvik edecek esnek modeller veya ek gelir kaynakları yaratılması da bu kesimin refah seviyesini artırabilir. Ekonomik karar alıcıların, bu hassas konuyu sadece bir sosyal yardım meselesi olarak değil, makroekonomik istikrar ve sosyal adalet açısından ele alması elzemdir.
Ekonomi
Emekli Aylıklarında Derinleşen Sorun: Her 4 Emekliden Biri Taban Aylıkta
Türkiye'de emekli aylıklarındaki eşitsizlik, her dört emekliden birinin en düşük taban aylığı almasıyla kritik bir boyuta ulaştı. Özellikle 2000 yılı öncesi emeklileri etkileyen bu durum, 2019'dan bu yana uygulanan enflasyon üzeri zamlara rağmen alım gücünde ciddi erozyona yol açıyor. Bu yapısal sorun, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği ve emeklilerin refahı üzerinde önemli baskılar yaratıyor.
Selin Öztürk
•