Türkiye ekonomisinin en kritik gündem maddesi olan enflasyonla mücadelede, ekonomi yönetiminden kararlı mesajlar gelmeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, son açıklanan enflasyon verilerini değerlendirerek, dezenflasyon sürecinin ivme kazandığını ve belirlenen hedeflere doğru emin adımlarla ilerlendiğini belirtti. Yılmaz'ın analizi, sadece mevcut durumu değil, aynı zamanda geleceğe yönelik politika çerçevesini ve ekonomik vizyonu da ortaya koyuyor.
Dezenflasyon Sürecinde Kritik Eşikler ve Geçici Şoklar Aralık ayında tüketici enflasyonunun %0,89 gibi belirgin bir yavaşlama gösterdiğini ifade eden Yılmaz, yıllık enflasyonun da %30,89 seviyesine gerilediğini vurguladı. Bu düşüş, özellikle piyasa beklentileri açısından olumlu bir sinyal olarak yorumlanıyor. Ancak bu süreçte karşılaşılan zorluklar da göz ardı edilmiyor. Yılmaz, 2025 yılında yaşanan don ve kuraklık gibi olayların tarımsal üretimi olumsuz etkileyerek gıda fiyatları üzerinde geçici artışlara neden olduğunu ve bu durumun yıl sonu enflasyon beklentilerini bir miktar yukarı çektiğini belirtti. Bu tür arz yönlü şoklar, dezenflasyon sürecinin pürüzsüz ilerlemesini engelleyebilecek faktörler arasında yer alıyor. Ancak Yılmaz, bu sınırlı ve geçici şoklara rağmen, uygulanan politikaların etkisiyle talepteki dengelenme, fiyatlama davranışlarındaki normalleşme ve beklentilerdeki iyileşmenin önemine dikkat çekti. Bu faktörlerin birleşimi sayesinde, enflasyondaki düşüşün 2024 Mayıs ayına göre 44,6 puana ulaştığını ifade etti. Bu veri, ekonomi yönetiminin sıkı para ve maliye politikalarının ilk meyvelerini vermeye başladığına işaret ediyor.
Politika Arayışları ve Geleceğe Yönelik Adımlar Enflasyonun alt kalemlerine bakıldığında, temel mal enflasyonunun 2025 sonu itibarıyla yıllık %17,7'ye gerileyerek tüketici enflasyonunun 13,2 puan altında kaldığı görülüyor. Hizmet enflasyonundaki yavaşlama ise kademeli bir şekilde devam ederek yıllık %44'e düşmüş durumda. Yılmaz, özellikle eğitim ve kira gibi geriye dönük fiyatlama eğiliminin güçlü olduğu kalemlerde gözlenecek fiyat artış hızındaki belirgin düşüşlerin, yıllık enflasyondaki iyileşmeyi daha ileri bir düzeye taşıyacağını öngörüyor. Bu, hizmet enflasyonunun yapışkanlığının kırılmasında kritik bir rol oynayacak. Ekonomi yönetimi, enflasyonla mücadeleyi "bütüncül bir yaklaşımla" ele alıyor. Yılmaz'ın vurguladığı gibi, para, maliye ve gelirler politikaları ile yapısal dönüşüm adımları eş güdümlü olarak yürütülüyor. Bu süreçte, mali disiplinin sürdürülmesi temel önceliklerden biri olmaya devam ederken, deprem harcamalarındaki azalmayla oluşan mali alanın yönetilen/yönlendirilen fiyatların hedef enflasyonla uyumlu şekilde belirlenmesine destek vereceği belirtildi. Ayrıca, sosyal konut, gıda, lojistik ve yenilenebilir enerji gibi alanlarda hayata geçirilecek arz yönlü politikalarla maliyet enflasyonunun düşürülmesi ve enflasyonla mücadelenin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Tek Haneli Enflasyon Hedefi ve Ekonomik Refah Vizyonu Cevdet Yılmaz, orta vadeli hedefleri de net bir şekilde ortaya koydu. Bu kapsamda, 2026 yılında enflasyonun %20'li seviyelerin altına inmesi, fiyatlama davranışlarındaki yapışkanlığın kalıcı olarak kırılması ve 2027 yılından itibaren enflasyonun tekrar tek haneli seviyelere gerilemesi hedefleniyor. Bu iddialı hedeflere ulaşılması, Türkiye ekonomisi için yeni bir dönemin kapılarını aralayacak. "Dezenflasyonun tesisi ile öngörülebilirliğin artmasını, yatırım ortamının iyileşmesini ve sosyal refahın kalıcı olarak yükselmesini amaçlıyoruz." Yılmaz'ın bu sözleri, enflasyonla mücadelenin sadece bir maliyet kontrolü değil, aynı zamanda ülkenin genel ekonomik istikrarı, yatırım çekiciliği ve vatandaşların yaşam kalitesi üzerindeki doğrudan etkisini de gözler önüne seriyor. Tek haneli enflasyon, hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için daha cazip bir ortam yaratırken, hane halkının alım gücünü koruyarak toplumsal refahın kalıcı olarak artırılmasına zemin hazırlayacak.