Türkiye ekonomisinin nabzını tutan döviz mevduatları, 2 Ocak 2026 haftası itibarıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre karmaşık bir tablo sergiledi. Toplam yabancı para mevduat hacmindeki ılımlı artışa rağmen, piyasa aktörlerinin portföy tercihleri arasındaki derin ayrışma, önümüzdeki döneme dair önemli ipuçları sunuyor.
Bireysel Yatırımcının Altın Limanı: Güven Arayışı Haftalık bazda, gerçek kişilerin yabancı para mevduatları, parite etkisinden arındırılmış olarak 749 milyon dolar tutarında bir artış kaydetti. Ancak bu artışın kompozisyonu, bireysel yatırımcıların geleneksel döviz varlıklarından uzaklaştığını gösteriyor. Veriler, yatırımcıların nakit döviz yerine kıymetli maden depo hesaplarına yöneldiğini açıkça ortaya koydu. Bireysel yatırımcılar, 993 milyon dolarlık güçlü bir girişle kıymetli maden depo hesaplarını tercih ederken, aynı dönemde ABD Doları cinsi hesaplar 210 milyon dolar, Euro cinsi hesaplar ise 15 milyon dolar geriledi. Bu eğilim, bireylerin enflasyonist baskılar, jeopolitik belirsizlikler veya TL'deki değer kaybı endişeleri karşısında portföylerini geleneksel bir güvenli liman olan altına doğru realize etme stratejisini benimsediğini işaret ediyor.
Kurumsal Tarafta Euro Çıkışı ve Nedenleri Bireysel yatırımcıların aksine, tüzel kişiler tarafında döviz pozisyonlarında bir küçülme gözlendi. Şirketlerin yabancı para mevduatları, parite etkisinden arındırılmış bazda 636 milyon dolar azaldı. Bu azalışın ana belirleyicisi, Euro cinsi mevduatlardaki düşüş oldu.
Şirketlerin Euro mevduat hacmi 589 milyon dolar seviyesinde geriledi. Diğer para birimleri ve kıymetli maden hesaplarındaki değişimler ise daha sınırlı kaldı.
Bu durum, yılın ilk haftasında kurumsal tarafta döviz yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, dış ticaret ödemeleri veya artan TL likidite ihtiyacı gibi faktörlerin etkili olmuş olabileceğine işaret ediyor. Şirketlerin operasyonel ve finansal gereksinimleri doğrultusunda döviz varlıklarını nakde çevirme veya borç ödemelerinde kullanma eğilimi, bu düşüşün arkasındaki temel dinamik olabilir.
Piyasalar ve Ekonomi İçin Anlamı Döviz mevduatlarındaki bu sektörel ayrışma, Türkiye ekonomisi için önemli çıkarımlar barındırıyor. Bireysel taraftaki altın talebi, enflasyon ve kur beklentilerindeki hassasiyetin devam ettiğini gösterirken, kurumsal taraftaki döviz çıkışı, reel sektörün finansman ve ödeme dengesi dinamiklerini yansıtıyor. TCMB'nin döviz kuru istikrarı ve rezerv yönetimi politikaları açısından bu veriler yakından izlenmeli. Özellikle bireysel yatırımcıların altına yönelimi, Türk Lirası varlıklarına olan güvenin tam olarak tesis edilemediği algısını güçlendirebilirken, şirketlerin döviz pozisyonlarını azaltması, kısa vadeli likidite yönetimi açısından olumlu bir sinyal olarak da yorumlanabilir. Önümüzdeki dönemde, bu eğilimlerin devam edip etmeyeceği, TCMB'nin para politikası duruşu ve genel ekonomik beklentiler üzerinde belirleyici olacaktır. Özellikle bireysel yatırımcıların dövizden altına kayışının, genel döviz piyasası üzerindeki baskıyı ne ölçüde hafifleteceği veya farklı bir varlık sınıfına yönlendireceği, dikkatle takip edilmesi gereken bir dinamiktir.