Türk ekonomisinin kırılgan dengelerinde kritik bir gösterge olan döviz mevduatlarında, Kasım ayının ikinci haftasında dikkat çekici bir yükseliş yaşandı. Bir önceki haftanın düşüş eğilimini tersine çeviren bu hareket, piyasa aktörlerinin ve hanehalkının tasarruf tercihlerindeki dinamikleri yeniden gündeme taşıdı. Bu artış, özellikle Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarındaki önemli düşüşle birlikte değerlendirildiğinde, yatırımcıların risk algıları ve gelecek beklentileri hakkında önemli ipuçları sunuyor.
Mevduatlardaki Yükselişin Detayları Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan verilere göre, 14 Kasım ile biten haftada parite etkisinden arındırılmış döviz mevduatları toplam 742 milyon dolar artış gösterdi. Bu artışın önemli bir kısmı, 563 milyon dolar ile gerçek kişiler tarafından gerçekleştirilirken, tüzel kişilerin döviz mevduatları da 179 milyon dolar yükseliş kaydetti. Bu durum, bireysel yatırımcıların dövize olan ilgisinin kurumsal aktörlerden daha belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Kasım ayının ilk haftasında görülen 622 milyon dolarlık düşüşün ardından yaşanan bu toparlanma, piyasalardaki kısa vadeli dalgalanmaların ve yatırımcı davranışlarının hızla değişebildiğini gösteriyor. Yatırımcıların, ekonomik belirsizlikler veya enflasyonist beklentiler karşısında dövizi bir ‘güvenli liman’ olarak görme eğilimleri bu rakamlarla bir kez daha teyit edilmiş oldu.
KKM'den Çıkış ve Döviz İlişkisi Aynı hafta içerisinde Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarındaki 41 milyar TL'lik düşüş ve toplam bakiyenin 52,8 milyar TL'ye gerilemesi, döviz mevduatlarındaki artışla doğrudan ilişkilendirilebilecek önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. KKM'den çıkan fonların bir kısmının yeniden döviz mevduatlarına yöneldiği yönündeki güçlü sinyaller, programın cazibesini yitirmeye başladığına dair yorumları güçlendiriyor. Bu durum, hükümetin ve Merkez Bankası'nın KKM'den çıkış stratejilerini ve TL'ye olan güveni artırma çabalarını yakından ilgilendiriyor. Yatırımcıların TL'de kalma motivasyonlarının zayıflaması, enflasyon beklentileri ve faiz politikalarıyla yakından ilişkili. KKM'nin getirisinin piyasa koşullarına göre cazibesini kaybetmesi, yatırımcıları alternatif enstrümanlara, özellikle de dövize yöneltiyor olabilir.
Piyasa Beklentileri ve Gelecek Senaryoları Döviz mevduatlarındaki bu yükseliş eğilimi, piyasalarda farklı beklentileri beraberinde getiriyor. Bir yandan, yatırımcıların enflasyona karşı korunma güdüsüyle dövize yöneldiği yorumları yapılırken, diğer yandan, TL'deki değer kaybı endişelerinin bu tercihi tetiklediği düşünülüyor. Bu durum, Merkez Bankası'nın sıkı para politikası duruşunun sürdürülebilirliği ve etkinliği açısından da kritik bir gösterge. Bu gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki potansiyel etkileri şunlar olabilir:
Kur Baskısı: Döviz talebindeki artış, kur üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabilir ve ithalat maliyetlerini yükselterek enflasyonu besleyebilir. Enflasyonla Mücadele: Dövizleşme eğilimi, enflasyonla mücadele çabalarını zorlaştırabilir ve fiyat istikrarı hedefine ulaşmayı geciktirebilir. Politika Tepkisi: Merkez Bankası'nın ve Hazine'nin bu trendi tersine çevirmek için yeni adımlar atması gerekebilir; bu da faiz politikalarında ek sıkılaştırma veya yeni finansal enstrümanlar anlamına gelebilir.
Uzmanlar, döviz mevduatlarındaki bu hareketliliğin, ekonomik istikrar ve öngörülebilirlik açısından yakından izlenmesi gereken bir gösterge olduğunun altını çiziyor. Yatırımcı güveninin yeniden tesis edilmesi ve TL'nin cazibesinin artırılması, bu trendin tersine çevrilmesi için kilit faktörler olarak öne çıkıyor.

