Victor Pinchuk Vakfı tarafından geleneksel olarak düzenlenen Ukrayna Kahvaltısı’nda küresel liderler, Ukrayna’nın egemenliği ve Avrupa’nın savunma sanayisindeki atılımını ele aldı.
Toplantıda, hem askeri hem de ekonomik perspektiften Ukrayna’nın geleceğine dair kritik mesajlar verildi.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ukrayna’nın egemenliği konusunda hiçbir şüphe olmadığını vurguladı. Trump’ın müzakere sürecindeki rolüne değinen Rutte, müzakereleri başlatan tarafın Trump olması nedeniyle egemenlik konusundaki hassasiyetin korunacağını ifade etti.
Rutte ayrıca Avrupa’nın savunma kapasitesine dikkat çekerek, Almanya’nın normalde 10 yıl sürecek bir cephane fabrikasını insansız teknolojilerle sadece 14 ayda tamamladığını örnek gösterdi. NATO’nun asıl kaygı kaynağının Rusya olduğunu belirten Rutte, barış görüşmelerinin savunma konsantrasyonunu bozmaması gerektiği uyarısında bulundu.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Ukrayna’nın desteklenmesini tüm Avrupa’nın ortak güvenlik sorunu olarak nitelendirdi. Stubb, üzerinde çalışılan "5 artı 2" dökümanı ve 20 maddelik plan hakkında bilgi vererek, Ukrayna’nın AB yolculuğunun sürdüğünü belirtti.
Putin’in Ukrayna’yı istila etme ve NATO’nun genişlemesini engelleme hedeflerini kaybettiğini savunan Stubb; Rusya’nın sadece sahada değil, Orta Asya ve Kafkasya gibi bölgelerde de nüfuz kaybettiğine dikkat çekti. Ayrıca Rus ekonomisinin enflasyon ve faiz yükü altında zorlandığını, Rusya’yı masaya oturtmak için ekonomik gücün daha etkin kullanılması gerektiğini vurguladı.
BlackRock CEO’su Larry Fink, uluslararası sermayenin Ukrayna’ya gelmesi için hukukun üstünlüğünün sağlandığı yeni bir iş ortamının zorunlu olduğunu belirtti. Steve Witkoff ise (Trump’ın özel temsilcisi sıfatıyla), tüm geceyi Ukrayna’nın finansal sistemini ve sermaye piyasalarını kurgulamak için harcadıklarını ifade ederek, barışın sağlanması için hem Ukrayna hem de Rusya tarafıyla temas halinde olduklarını dile getirdi.
Belçika Başbakanı Bart De Wever, Avrupa’nın bir konfederasyon olduğunu ve her kararın mutabakat gerektirdiğini hatırlattı.
Dondurulmuş Rus varlıklarına el konulması konusuna temkinli yaklaşan De Wever, bu kaynakların harcanması durumunda gelecekte geri ödeme zorunluluğu gibi ciddi hukuki ve mali sorunlarla karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.