Çin'de tüketici enflasyonu, Yeni Yıl harcamaları ve sebze fiyatlarındaki artışla %0,8'e ulaşarak son üç yılın zirvesine çıktı. Ancak, fabrika çıkış fiyatlarındaki deflasyonun sürmesi, ülkedeki temel talep zayıflığının devam ettiğini gösteriyor. Bu ikili görünüm, Çin ekonomisinin toparlanma sürecindeki yapısal zorluklara ve para politikası yapıcılarının karşı karşıya olduğu karmaşık ikileme işaret ediyor.
Mustafa Koç
•
Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin, Aralık ayında açıklanan makroekonomik verilerle karmaşık bir tablo çizdi. Yeni Yıl tatili öncesi artan harcamaların etkisiyle tüketici enflasyonu son üç yılın en hızlı yükselişini kaydederken, fabrika çıkış fiyatlarındaki deflasyonun inatla devam etmesi, ülkedeki temel talebin zayıf seyrini koruduğunun altını çizdi. Bu durum, Pekin yönetiminin ekonomik toparlanma stratejilerini ve para politikası adımlarını daha da zorlu bir denkleme sokuyor.
Tüketici Enflasyonunda Beklenmedik Yükseliş
Ulusal İstatistik Bürosu'nun verilerine göre, tüketici fiyatları Aralık ayında yıllık bazda %0,8 artış gösterdi. Bu oran, Şubat 2023'ten bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçerken, Kasım ayındaki %0,7'lik artışın ardından geldi ve ekonomistlerin beklentileriyle uyumlu gerçekleşti. Enflasyondaki bu yükselişin ardındaki en büyük etken, soğuk kış koşullarına bağlı arz sıkıntıları nedeniyle taze sebze fiyatlarındaki %18,2'lik keskin artış oldu. Diğer gıda kalemleri arasında ise domuz eti fiyatları %14,6 gerileyerek enflasyonist baskıyı bir miktar dengeledi. Gıda ve enerji gibi oynak kalemler hariç tutulan çekirdek enflasyon ise Aralık ayında yıllık bazda %1,2 artışla bir önceki aya kıyasla değişmedi. Bu durum, tüketici tarafındaki enflasyonun daha çok mevsimsel ve arz odaklı faktörlerden etkilendiğine işaret ediyor.
Fabrika Deflasyonu ve Zayıf Talep Sinyali
Tüketici fiyatlarındaki yükselişin aksine, Çin'in fabrika çıkış fiyatlarında deflasyonist eğilim devam etti. Bu durum, Çin ekonomisinin karşı karşıya olduğu en önemli yapısal sorunlardan birini, yani yetersiz iç ve dış talebi gözler önüne seriyor. Fabrikaların üretim maliyetlerini düşürmesine rağmen ürünlerini daha düşük fiyatlarla satmak zorunda kalması, şirket karlılıkları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor ve yatırım isteğini azaltıyor. Küresel ekonomideki yavaşlama ve jeopolitik gerilimler, Çin'in ihracat performansını olumsuz etkilerken, iç piyasada tüketicilerin temkinli harcama alışkanlıkları ve emlak sektöründeki belirsizlikler de talebi baskılıyor. Bu durum, Çin'in ekonomik büyüme modelini yeniden dengeleme çabalarında ne kadar zorlu bir süreçten geçtiğinin somut bir göstergesi.
Çin'deki bu çift yönlü enflasyon dinamiği, bir yandan mevsimsel ve tatil odaklı tüketici harcamalarının kısa vadeli etkilerini yansıtırken, diğer yandan imalat sektöründeki yapısal talep zayıflığının kronikleştiğini gösteriyor. Bu, sadece Çin için değil, küresel tedarik zincirleri ve emtia piyasaları için de önemli sonuçlar doğurabilir.
Politika Yapıcılar İçin Zorlu Denklem ve Küresel Etkileri
Çin Merkez Bankası (PBOC), bu ikili enflasyon görünümü karşısında karmaşık bir politika ikilemiyle karşı karşıya. Bir yandan ekonomiyi canlandırmak ve talebi artırmak için faiz indirimleri veya likidite enjeksiyonları gibi adımlar atması beklenirken, diğer yandan tüketici enflasyonundaki yükselişin kalıcı hale gelme riski, bu tür genişlemeci politikaların önünde bir engel teşkil edebilir. Özellikle gıda fiyatlarındaki artışın hane halkı bütçeleri üzerindeki etkisi, sosyal istikrar açısından da yakından takip edilmesi gereken bir faktör. Çin'in ekonomik sağlığı, küresel büyüme ve ticaret için kritik öneme sahip. Ülkedeki talep zayıflığının devam etmesi, başta emtia fiyatları olmak üzere küresel piyasalarda aşağı yönlü baskı yaratmaya devam edebilir ve küresel ekonominin toparlanma hızını etkileyebilir. Pekin'in önümüzdeki dönemde atacağı adımlar, sadece kendi iç dinamiklerini değil, dünya ekonomisinin genel seyrini de derinden etkileyecektir.