Türkiye ekonomisi, son dönemde açıklanan verilerle birlikte hem bireysel hem de kurumsal yatırımcı davranışlarında dikkat çekici farklılıklar sergiliyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan 6 Şubat haftası verileri, yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatlarında parite etkisinden arındırılmış 114 milyon dolarlık ılımlı bir düşüş yaşandığını ortaya koydu. Ancak bu genel düşüşün detayları, piyasalara dair daha derinlemesine ipuçları sunuyor.
Döviz Mevduatlarında Ayrışan Eğilimler Verilerin en çarpıcı yönü, gerçek kişiler ile tüzel kişiler arasındaki davranış farkı oldu. Haftalık bazda, gerçek kişilerin döviz mevduatları 522 milyon dolar azalırken, tüzel kişilerin mevduatları 408 milyon dolar arttı. Bu ayrışma, ekonomik aktörlerin farklı beklentiler ve ihtiyaçlarla hareket ettiğini gösteriyor.
"Ekonomi analistleri, bireysel yatırımcıların Türk Lirası'na olan güveninin artması veya yüksek mevduat faizlerinden faydalanma eğilimi göstermesiyle döviz bozdurma yoluna gittiğini belirtiyor. Öte yandan, tüzel kişilerin döviz pozisyonlarını artırması, ithalat ödemeleri, dış borç çevrimleri veya gelecekteki kur risklerine karşı korunma amaçlı olabileceğine işaret ediyor."
Geçtiğimiz hafta 1,88 milyar dolarlık önemli bir artışın yaşandığı düşünüldüğünde, bu haftaki düşüşün bir konsolidasyon veya geçici bir düzeltme olup olmadığı önümüzdeki haftalarda daha netleşecektir. Ancak bireysel yatırımcının dövizden uzaklaşma eğilimi, de-dolarizasyon çabaları açısından olumlu bir sinyal olarak yorumlanabilir.
KKM'de Yavaşlama Devam Ediyor Kur Korumalı Türk lirası Mevduat ve Katılma Hesapları (KKM) cephesinde de düşüş eğilimi sürdü. Geçen hafta 403 milyon lira azalan KKM bakiyesi, toplamda 2 milyar 511 milyon liraya geriledi. Bu düşüş, hükümetin KKM'den çıkış stratejisinin yavaş da olsa işlemeye devam ettiğini gösteriyor. KKM'deki kademeli azalma, para politikasının etkinliğini artırma ve finansal istikrarı güçlendirme hedefleri açısından önem taşıyor.
Kredi Hacmi Büyümeyi Sürdürüyor Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verileri ise bankacılık sektörünün toplam kredi hacmindeki güçlü artışı gözler önüne serdi. 6 Şubat haftasında yaklaşık 133 milyar 808 milyon lira artan toplam kredi hacmi, 23 trilyon 721 milyar 831 milyon liraya yükseldi. Bu artış, ekonomik aktivitenin canlılığını koruduğuna ve şirketlerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarının devam ettiğine işaret ediyor.
Kredi büyümesi, bir yandan ekonomik büyümeyi desteklerken, diğer yandan enflasyonist baskılar ve cari açık üzerindeki potansiyel etkileri nedeniyle yakından izlenmesi gereken bir gösterge.
Özellikle tüketici kredilerindeki artışın, dezenflasyon sürecini nasıl etkileyeceği, Merkez Bankası'nın sıkı para politikası duruşu açısından kritik bir parametre olacaktır.
Sonuç olarak, Türkiye ekonomisi, döviz piyasalarında bireysel ve kurumsal farklılaşma, KKM'de yavaş ama istikrarlı bir azalma ve kredi hacminde güçlü bir büyüme ile dinamik bir tablo çiziyor. Bu veriler, TCMB'nin ve ekonomi yönetiminin önümüzdeki dönemdeki politika adımları için önemli referans noktaları sunacaktır.
