Türkiye ekonomisinin önemli lokomotiflerinden biri olan beyaz eşya sektörü, 2025 yılının tamamlanmasına kısa bir süre kala hem iç hem de dış pazarlarda ciddi sınamalarla karşı karşıya. Açıklanan son veriler, sektörün yılın ilk on bir ayında ihracat ve üretimde önemli bir daralma yaşadığını, iç pazardaki sınırlı canlanmanın ise genel tabloyu değiştiremediğini ortaya koyuyor.
Küresel Rüzgarlar İhracatı Vurdu Ocak-Kasım döneminde, geçen yılın aynı periyoduna göre beyaz eşya ihracatında yüzde 9'luk bir gerileme yaşandı. Kasım ayına özel bakıldığında ise bu düşüşün yüzde 17 gibi çok daha keskin bir seviyeye ulaştığı görülüyor. Bu durum, başta Avrupa olmak üzere Türkiye'nin ana ihracat pazarlarındaki ekonomik yavaşlama, yüksek enflasyon ve daralan tüketici harcamalarının doğrudan bir yansıması. Küresel ticaret hacmindeki daralma ve artan rekabet koşulları, Türk beyaz eşya üreticilerinin dış pazarlardaki elini zayıflatıyor. "Sektör temsilcileri, küresel talepteki bu zayıflığın 2026'nın ilk çeyreğinde de devam etme potansiyelinin yüksek olduğunu belirtiyor. Bu, ihracat odaklı büyüme stratejileri için ciddi bir engel teşkil ediyor."
İç Pazarda Dalgalı Seyir ve Alım Gücü Erozyonu Yılın ilk on bir ayında iç satışlarda yüzde 4'lük bir artış kaydedilmiş olsa da, bu artışın sektörün genel üretim ve satış hacmini desteklemekte yetersiz kaldığı gözlemleniyor. Toplam satış hacmi, yüzde 8 düşüşle 27,9 milyon adet seviyesinde gerçekleşti. Kasım ayında ise iç pazarda yüzde 5'lik bir canlanma yaşanması dikkat çekici. Ancak bu artış, genellikle yıl sonu kampanyaları ve Kara Cuma gibi özel indirim dönemlerinin etkisiyle açıklanabilir. Ne var ki, yüksek enflasyon ve daralan alım gücü, bu tür geçici canlanmaların sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. Tüketicilerin temel ihtiyaçlara yönelmesi ve dayanıklı tüketim malları alımlarını ertelemesi, iç pazardaki talebin genel olarak zayıf kalmasına neden oluyor.
Sektörün Geleceği ve Makroekonomik Etkiler Beyaz eşya sektöründeki bu çift yönlü baskı, Türkiye ekonomisi için önemli sinyaller veriyor. Yılın Ocak-Kasım döneminde üretimde yüzde 9'luk bir gerileme yaşanması, genel sanayi üretimi verilerini olumsuz etkileyecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu durumun olası etkileri şu şekilde sıralanabilir:
Sanayi Üretimi: Üretimdeki gerileme, genel sanayi üretimi verilerini olumsuz etkileyecek. İstihdam: Talebin daralması, sektördeki istihdam seviyeleri üzerinde baskı yaratabilir. Dış Ticaret Dengesi: İhracattaki düşüş, ülkenin dış ticaret dengesine negatif katkı yapabilir. Yatırım Ortamı: Belirsizlikler, yeni yatırım kararlarını erteleyebilir veya yavaşlatabilir.
Sektörün toparlanması, küresel ekonomideki canlanmaya ve yurt içinde enflasyonla mücadele politikalarının başarısına bağlı olacak. Özellikle 2026 yılı için ihracat pazarlarında beklenen kısmi iyileşme ve yurt içi alım gücünün desteklenmesi, beyaz eşya sektörünün yeniden ivme kazanması için kritik öneme sahip.
