Rusya'nın dev enerji şirketi Gazprom'dan gelen son açıklamalar, Avrupa'nın enerji güvenliği haritasında yeni bir endişe dalgası yaratıyor. Şirket, Avrupa'daki doğalgaz depolarının hızla tükendiğini ve kışa hazırlık için depolanan rezervlerin büyük ölçüde kullanıldığını iddia etti. Bu durum, kıtanın enerji bağımsızlığı arayışının ortasında, beklenmedik bir kış ortası enerji sıkıntısı riskini gündeme getiriyor.
Gazprom'un İddiasının Arka Planı: Jeopolitik Bir Hamle mi? Gazprom'un yazılı açıklamasında, Avrupa'nın en büyük ekonomileri olan Almanya ve Fransa'daki depoların doluluk oranlarının Avrupa ortalamasının altına düştüğüne dikkat çekildi. Açıklamaya göre, Almanya'daki depolar yüzde 23, Fransa'daki depolar ise yüzde 23,6 doluluk oranına geriledi. Şirket, bu oranların kışa hazırlık için depolanan tüm gazın tüketildiği anlamına geldiğini vurguladı.
"Avrupa'daki doğalgaz depolama tesislerindeki doluluk oranı üçte birin altına düştü. Şu anda, önceki yıllarda biriken rezervlerden gaz çekilmektedir."
Bu açıklama, sadece bir veri paylaşımı olmanın ötesinde, Gazprom'un Avrupa üzerindeki enerji etkisini yeniden vurgulama ve kıtanın mevcut enerji stratejilerinin kırılganlığını işaret etme çabası olarak yorumlanabilir. Rusya-Ukrayna savaşı öncesinde Avrupa'nın en büyük doğalgaz tedarikçisi konumunda olan Gazprom, yaklaşık 50 yıl süren boru hattı yatırımlarıyla 2022'ye kadar kıtadaki pazar payını yüzde 40'a kadar çıkarmıştı.
Avrupa'nın Enerji Dönüşümü ve Maliyeti Ukrayna savaşı sonrası uygulanan yaptırımlar ve Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığını azaltma kararı, enerji piyasasında köklü değişikliklere yol açtı. Gazprom, müşterilerini ABD, Katar ve Norveç gibi sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedarikçilerine kaptırdı. Bu dönüşümün rakamsal karşılığı oldukça çarpıcı: Gazprom'un 2021'de Avrupa'ya sevk ettiği doğalgaz hacmi 201,7 milyar metreküp iken, bu hacim 2024'te yaklaşık 15 milyar metreküpe geriledi. Bu, Rus gazının Avrupa enerji denklemindeki yerinin ne denli azaldığını gösteriyor. Ancak, bu dönüşümün yüksek bir maliyeti oldu. Avrupa ülkeleri, LNG terminalleri inşa etmek ve küresel LNG piyasasında daha yüksek fiyatlarla rekabet etmek zorunda kaldı. Depo doluluk oranlarındaki düşüş, bu yeni tedarik zincirinin henüz tam anlamıyla kış koşullarına dayanıklı olmadığını veya beklenenden daha fazla gaz tüketildiğini gösteriyor.
Kış Ortasında Yeni Bir Enerji Krizi Riski? Şubat ayının ortasında, kış mevsiminin henüz bitmediği bir dönemde depoların bu denli düşük seviyelere gerilemesi, Avrupa ekonomileri için ciddi riskler barındırıyor. Beklenmedik soğuk hava dalgaları veya tedarik zincirinde yaşanabilecek aksaklıklar, doğalgaz fiyatlarında ani sıçramalara neden olabilir. Bu durum:
Sanayi üretiminde yavaşlamaya, Hane halkı enerji faturalarında artışa, Enflasyonist baskıların yeniden yükselmesine yol açabilir.
Avrupa Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelesi devam ederken, enerji fiyatlarındaki olası bir yükseliş, faiz artırımı beklentilerini yeniden şekillendirebilir ve ekonomik toparlanmayı sekteye uğratabilir.
Türkiye İçin Olası Yansımalar Küresel enerji piyasalarındaki her dalgalanma, net enerji ithalatçısı konumunda olan Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Avrupa'daki doğalgaz depolarındaki düşüş ve buna bağlı olarak LNG piyasasında artabilecek talep, küresel doğalgaz fiyatlarını yukarı çekebilir. Bu durum, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını artırarak cari açığı olumsuz etkileyebilir ve yurt içinde enflasyonist baskıları güçlendirebilir. Türkiye'nin kendi doğalgaz depolama kapasitesini artırma ve farklı kaynaklardan tedarik sağlama çabaları, bu tür küresel şoklara karşı bir tampon görevi görse de, piyasa dinamikleri yakından takip edilmelidir.
