Altın Tarihi Zirvelerde: Küresel Belirsizlikler ve Yeni Rekorlar
Küresel piyasalarda altın, 2026 Şubat ayına girerken üst üste sekizinci aylık yükselişini hedefleyerek tarihi bir seriye imza atıyor. 2025'teki %67'lik rekor artışın ardından, jeopolitik gerilimler ve enflasyon endişeleriyle desteklenen bu ralli, uzun vadeli yatırımcıların geri çekilmeleri alım fırsatı olarak gördüğünü gösteriyor. Bu durum, küresel ekonomideki belirsizliklerin ve merkez bankası politikalarının altın fiyatları üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Zeynep Kaya
•
Küresel finans piyasaları, altının 2026 Şubat ayına girerken sergilediği olağanüstü performansla bir kez daha sarsılıyor. Değerli metal, üst üste sekizinci ayına uzanan bir yükseliş serisini hedefleyerek kendi tarihinin en uzun kazanç dönemlerinden birine imza atmaya hazırlanıyor. Bu durum, sadece teknik bir momentumun ötesinde, küresel ekonomideki derin belirsizliklerin ve yatırımcıların güvenli liman arayışının bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Altının Tarihi Direnişi ve Yükselişi
Altın, tarih boyunca ekonomik ve jeopolitik çalkantıların en güvenilir göstergelerinden biri olmuştur. Modern tarihin en dikkat çekici rallilerinden biri, 1979-1980 yıllarında İran Devrimi'nin tetiklediği dönemde yaşanmış, ons başına 800 doların üzerine çıkarak o dönemin en iyi yıllık kazancını kaydetmişti. Bu, altının kriz dönemlerindeki sarsılmaz yükseliş potansiyelini açıkça ortaya koymuştu.
Benzer bir senaryo, 2020'deki küresel pandemi sürecinde de tekrarlandı. Kovid-19'un yarattığı belirsizlik ortamında altın, o dönem için rekor seviyelere ulaşmış, ardından piyasaların normalleşmesiyle yatay bir seyre geçmişti. Ancak asıl dikkat çekici yükseliş, 2025 yılında yaşandı.
Dünya Altın Konseyi (World Gold Council) verilerine göre, 2025 yılı genelinde altın fiyatları yüzde 67 oranında yükseldi. Yıl boyunca tam 53 yeni tarihi zirve gören değerli metal, 1979'dan bu yana görülen en güçlü yıllık artışı kaydetti. Bu veriler, altının sadece kısa vadeli dalgalanmalara değil, aynı zamanda uzun vadeli makroekonomik trendlere verdiği güçlü tepkiyi gözler önüne seriyor.
Mevcut Rallinin Dinamikleri ve Piyasa Beklentileri
Şubat 2026'ya girerken gözler, altının üst üste sekizinci aylık yükseliş serisini tamamlayıp tamamlayamayacağına çevrilmiş durumda. Piyasa oyuncuları, bu yükselişin ardında güçlü bir teknik momentumun yattığına işaret ediyor. 30 Ocak'ta yaşanan dramatik kâr realizasyonlarına rağmen, ons başına 4.700 dolar üzerindeki destek güçlü bir şekilde korundu. Bu hızlı toparlanma, uzun vadeli alıcıların piyasadaki geri çekilmeleri bir çıkış noktası olarak değil, aksine yeni bir alım fırsatı olarak değerlendirdiğini gösteriyor.
Bu durum, yatırımcıların altının gelecekteki performansına olan inancının sarsılmaz olduğunu ve küresel risklerin devam ettiği bir ortamda değerli metalin cazibesini koruduğunu teyit ediyor.
Küresel Ekonomik Belirsizlikler ve Altın
Altının bu tarihi rallisi, küresel ekonomideki derin yapısal sorunlarla ve jeopolitik gerilimlerle yakından ilişkili. Yüksek enflasyon endişeleri, merkez bankalarının faiz politikalarındaki belirsizlikler ve büyük ekonomiler arasındaki ticari ve siyasi gerilimler, yatırımcıları geleneksel güvenli limanlara yönlendiriyor. Altın, bu ortamda hem bir enflasyon koruyucusu hem de bir değer saklama aracı olarak öne çıkıyor.
"Uzmanlar, küresel ekonomideki kırılganlıkların ve jeopolitik risklerin devam ettiği sürece altının cazibesini koruyacağını ve yeni rekor seviyelerin test edilmesinin şaşırtıcı olmayacağını belirtiyor."
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde artan altın talebi ve merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme çabaları da fiyatları yukarı yönlü destekleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.
Türkiye Ekonomisi İçin Altının Anlamı
Türkiye ekonomisi için altının yükselişi, hem bireysel yatırımcılar hem de makroekonomik dengeler açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Türk yatırımcılar için altın, geleneksel olarak enflasyona karşı bir korunma aracı olarak görülüyor. Küresel altın fiyatlarındaki artış, Türk Lirası'nın değer kaybettiği dönemlerde yerel yatırımcıların alım gücünü korumasına yardımcı olabilir.
Ancak, altının ithalat yoluyla ülkeye girişi, cari açık üzerinde baskı yaratabilir. Diğer yandan, vatandaşların yastık altı altın birikimleri, ekonomik kriz dönemlerinde önemli bir iç kaynak potansiyeli sunmaktadır. Bu nedenle, küresel altın piyasasındaki gelişmeler, Türkiye'nin ekonomik istikrarı ve finansal piyasaları için yakından takip edilmesi gereken bir gösterge niteliğindedir.
Altın fiyatlarındaki bu güçlü eğilim, aynı zamanda Türkiye'nin altın rezervleri ve dış ticaret dengesi üzerinde de etkili olabilir. Yüksek altın fiyatları, ihracat gelirlerini artırırken, ithalat maliyetlerini de yükseltebilir.
Sonuç
Özetle, altının mevcut rallisi, sadece bir piyasa hareketi değil, aynı zamanda küresel ekonomideki derin yapısal değişimlerin ve belirsizliklerin bir aynasıdır. Tarihi rekorları zorlayan bu yükseliş, altının güvenli liman statüsünü pekiştirirken, yatırımcılara ve politika yapıcılara önemli sinyaller vermektedir.
Bu durumun ana çıkarımları şunlardır:
Altın, jeopolitik riskler ve enflasyon endişeleri karşısında güvenli liman özelliğini koruyor.
Uzun vadeli yatırımcılar, geri çekilmeleri alım fırsatı olarak değerlendiriyor.
Küresel merkez bankalarının politikaları ve ekonomik belirsizlikler, altının gelecekteki seyrini belirlemede kritik rol oynayacak.
Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için altının yükselişi, hem yatırımcı davranışlarını hem de makroekonomik dengeleri etkileyen önemli bir faktör.