Almanya Ekonomisi Yıla Düşük Başladı: Beklentiler Neden Şaştı?
Avrupa'nın lokomotif ekonomisi Almanya, yıla beklentilerin altında bir ivmeyle girdi. Ifo Enstitüsü'nün iş dünyası beklenti endeksi, tahminlerin aksine düşüş göstererek ekonomik toparlanmaya dair endişeleri artırdı. Sektörel ayrışmalar, küresel ticaret gerilimleri ve şirketlerin zayıf taleple mücadelesi, ülkenin 2026 hedeflerine ulaşmasında önemli sınamalar yaratıyor. Bu durum, Avrupa ve küresel piyasalar için de belirsizlik sinyalleri veriyor.
Mustafa Koç
•
Avrupa'nın ekonomik gücü Almanya, 2026 yılına beklentilerin altında bir performansla adım attı. Ülkenin önde gelen ekonomik göstergelerinden Ifo İş Dünyası İklim Endeksi, Ocak ayında sürpriz bir düşüş kaydederek piyasaları şaşırttı ve toparlanma sürecine dair endişeleri yeniden alevlendirdi.
Beklentilerin Altında Kalan Performansın Detayları
Ifo Enstitüsü'nün açıkladığı verilere göre, iş dünyası beklenti endeksi Aralık ayındaki 89,7 seviyesinden Ocak ayında 89,5'e geriledi. Bu düşüş, ekonomistlerin 90,3 seviyesindeki beklentilerinin oldukça altında kaldı. Mevcut koşullar endeksinde ise sınırlı bir yükseliş yaşanması, kısa vadeli görünümde küçük bir iyileşmeye işaret etse de, geleceğe dair beklentilerin zayıflaması genel tabloyu olumsuz etkiledi.
Ifo Başkanı Clemens Fuest, yaptığı değerlendirmede, "Alman ekonomisi yeni yıla düşük ivmeyle başladı" ifadelerini kullanarak, ülkenin ekonomik momentumundaki yavaşlamayı vurguladı.
Sektörel Ayrışma ve Temel Dinamikler
Ekonomik görünümdeki bu zayıflığın arkasında sektörel farklılıklar dikkat çekiyor. İmalat sektöründe iş dünyası iklimi keskin bir artış gösterirken, hizmet sektöründe belirgin bir bozulma yaşandı. Bu durum, sanayi üretiminin toparlanma sinyalleri verse de, tüketici talebi ve iç piyasadaki canlılığın henüz istenen seviyeye ulaşamadığını gösteriyor.
Başka bir anketin bulguları, imalat sektöründeki küçülmenin Ocak ayında da devam ettiğini ancak bu daralmanın önceki dönemlere göre daha yavaş bir hızda gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Alman firmalar, özellikle ABD ile gergin ticaret ilişkileri ve Çin'den gelen sert rekabet gibi küresel zorluklarla başa çıkmakta güçlük çekiyor.
Büyüme Patikası ve Gelecek Projeksiyonları
Avrupa'nın en büyük ekonomisi, üç yıl aradan sonra ilk kez 2025'te %0,2'lik mütevazı bir büyüme kaydetmişti. Bu toparlanmanın, hükümetin altyapı ve savunmaya yönelik artan harcamalarıyla desteklenmesi bekleniyor. Ancak Başbakan Friedrich Merz, geçen yılki bu büyümeyi tatmin edici bulmadığını açıkça belirtmişti. Geleceğe yönelik beklentiler ise daha olumlu bir tablo çiziyor:
Alman Merkez Bankası (Bundesbank), ekonominin 2026 yılı boyunca toparlanacağını öngörüyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ise geçen hafta Almanya için 2026 yılı büyüme beklentisini %1,1'e yükseltti.
Bu projeksiyonlar, kısa vadeli zorluklara rağmen orta vadede bir iyileşme potansiyeline işaret ediyor.
Küresel Rüzgarlar ve Şirketlerin Mücadelesi
Ekonomik belirsizlikler, şirket bilançolarına da yansıyor. Kimya devi BASF, geçen hafta gelirlerinde düşüş bildirdi. Bu durum, özellikle ana müşterisi olan otomotiv sektöründen gelen zayıf talep ve sektördeki aşırı kapasite sorunlarıyla boğuşan şirketlerin karşılaştığı uzun süreli gerilemeyi gözler önüne seriyor.
Küresel siyasi gelişmeler de ekonomik görünümü etkilemeye devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen hafta Grönland planları nedeniyle yeni gümrük vergileri tehdidinde bulunması ve ardından geri adım atması, piyasalarda kısa süreli bir belirsizlik yaratmış olsa da, ticaret politikalarına yönelik risklerin varlığını sürdürdüğünü gösteriyor. Bu tür jeopolitik gerilimler, ihracat odaklı Alman ekonomisi için önemli bir risk faktörü olmaya devam ediyor.
Özetle, Almanya ekonomisi yeni yıla beklentilerin altında bir başlangıç yapsa da, sektörel farklılıklar ve orta vadeli büyüme projeksiyonları, toparlanma umutlarını canlı tutuyor. Ancak küresel ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve zayıf iç talep, bu toparlanmanın hızını ve sürdürülebilirliğini etkileyebilecek temel riskler olarak öne çıkıyor.