ABD'den Venezuela Petrolüne Süresiz Kontrol: Enerji Jeopolitiğinde Yeni
Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela'nın petrol satışları üzerinde süresiz kontrol kurma ve elde edilen gelirleri kendi hesaplarında tutma planlarını açıkladı. Bu hamle, Maduro yönetimine yönelik baskıyı artırırken, küresel enerji piyasalarında ve uluslararası hukukta yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. Washington, gelirlerin Venezuela halkının yararına kullanılacağını iddia etse de, bu durum ülkenin egemenliği ve ekonomik bağımsızlığı üzerinde ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Mustafa Koç
•
Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela'nın kritik petrol kaynakları üzerinde süresiz bir kontrol mekanizması kurma niyetini açıkça ortaya koydu. Bu stratejik hamle, Washington'ın Caracas üzerindeki ekonomik ve siyasi baskısını yeni bir boyuta taşırken, küresel enerji jeopolitiğinde de önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
ABD'nin Venezuela Petrolüne Yönelik Yeni Stratejisi
ABD Enerji Bakanı Chris Wright'ın açıklamalarına göre, Trump yönetimi Venezuela petrolünün satışını kontrol etmeyi ve bu satışlardan elde edilen gelirleri ABD kontrolündeki hesaplarda tutmayı hedefliyor. Wright, ilk aşamada ABD ablukası nedeniyle depolanan yüksek miktardaki ham petrolün piyasaya sürüleceğini belirtti. Ardından, Venezuela'dan çıkan tüm ham petrol üretiminin süresiz olarak ABD tarafından pazarlanacağı ifade edildi. Wright, bu sürecin 'petrol çalmak' anlamına gelmediğini vurgulasa da, bu açıklama uluslararası arenada büyük yankı uyandırdı.
"Sadece bu ham petrolü tekrar hareket ettirip satacağız. Venezuela'dan çıkan ham petrolü pazarlayacağız – önce depolanan petrolü, ardından da Venezuela’dan çıkan üretimi süresiz olarak satacağız."
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela'nın ABD'ye 50 milyon varil petrol devredeceğini ve bunun mevcut piyasa fiyatlarıyla yaklaşık 2,8 milyar dolar değerinde olduğunu duyurmuştu. Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt de, ABD'nin Venezuela ham petrolünün pazarlanması sürecine başladığını doğruladı. Satışlardan elde edilen gelirlerin ABD Hazine hesaplarında tutulacağı ve bu yolla Venezuela'nın alacaklılarından korunacağı belirtildi. Leavitt, fonların hem Amerikan hem de Venezuela halkına fayda sağlayacağını ifade etti.
Gelirlerin Akıbeti ve Uluslararası Hukuk Tartışmaları
Venezuela ham petrolü ve ürünlerinin satışından elde edilecek tüm gelirlerin, öncelikle küresel çapta tanınan bankalarda ABD kontrolündeki hesaplara yatırılacağı açıklandı. Bu fonların, ABD'nin takdirine bağlı olarak Amerikan ve Venezuela halkının yararına dağıtılacağı vurgusu, uluslararası hukuk ve egemenlik prensipleri açısından tartışmaları beraberinde getiriyor. Trump'ın, Venezuela'nın bu gelirle "SADECE Amerikan malı ürünler satın alacağını" belirtmesi, bu hamlenin sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve ticari bir baskı aracı olduğunu gösteriyor.
Bu gelişmeler yaşanırken, Venezuela'nın devlet petrol şirketi Petroleos de Venezuela SA (PDVSA), ABD'de faaliyet gösteren tek büyük ABD petrol şirketi Chevron Corp. ile yaptığı anlaşmaya benzer bir çerçevede ham petrol satışı konusunda Washington ile müzakereler yürüttüğünü bildirdi. Bu durum, Caracas'ın mevcut koşullar altında bir uzlaşı arayışında olduğunu düşündürüyor.
Enerji Karantinası ve Jeopolitik Gerilim
ABD'nin Venezuela'ya uyguladığı enerji karantinası da devam ediyor. Son olarak, ABD güçleri iki petrol tankeri daha ele geçirdi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in "Yaptırım uygulanan ve yasadışı Venezuela petrolünün ablukası, dünyanın her yerinde TAM ETKİLİ olmaya devam ediyor" açıklaması, Washington'ın bu konudaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Bu gelişmeler, Venezuela'nın zaten kırılgan olan ekonomisi üzerinde daha da derin etkiler yaratma potansiyeli taşıyor. ABD'nin bu adımı, bir yandan Maduro rejimini köşeye sıkıştırmayı hedeflerken, diğer yandan uluslararası enerji piyasalarında arz güvenliği ve fiyatlandırma dinamikleri üzerinde de dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için, küresel petrol arzındaki bu tür belirsizlikler, uzun vadede enerji maliyetleri açısından risk faktörü oluşturabilir.