Küresel ekonomide ticaret savaşları ve kur politikaları üzerinden yaşanan gerilimler sürerken, ABD Hazine Bakanlığı'ndan gelen son rapor, uluslararası piyasalarda bir nebze nefes aldırıcı bir etki yarattı. Bakanlık, Haziran 2025'e kadar olan dört çeyreklik dönemde, ülkenin hiçbir büyük ticaret ortağının döviz kurunu manipüle etmediğini açıkladı. Bu bulgu, özellikle son dönemde artan korumacılık söylemleri ve ticaret dengesizlikleri tartışmaları ışığında dikkat çekici.
Manipülasyon Tanımı ve Raporun Kapsamı ABD Hazine Bakanlığı'nın yarı yıllık raporu, ABD'nin mal ve hizmet ticaretinin yaklaşık yüzde 78'ini oluşturan başlıca ticaret ortaklarının makroekonomik ve döviz politikalarını mercek altına aldı. Raporda, bir ülkenin ödemeler dengesi ayarlamalarını önlemek veya uluslararası ticarette haksız rekabet avantajı elde etmek amacıyla kendi para birimi ile ABD doları arasındaki döviz kurunu kasıtlı olarak etkileyip etkilemediği inceleniyor. Bu tanım, bir ülkenin sadece kuru yönetmekle kalmayıp, bunu belirli bir ticari avantaj elde etme niyetiyle yapıp yapmadığını sorguluyor. Bu denetim, küresel ticaretin adil ve şeffaf bir zeminde ilerlemesi adına kritik öneme sahip. Raporda belirtilen 'manipülasyon yok' tespiti, mevcut küresel ticaret düzeninde büyük bir sarsıntı beklenmediği anlamına gelse de, detaylar farklı mesajlar veriyor.
Çin'in Şeffaflık Sorunu ve Süregelen Gerilim Raporun en dikkat çekici detaylarından biri, Çin'in durumu oldu. ABD Hazine Bakanlığı, Çin'i doğrudan bir döviz manipülatörü olarak tanımlamasa da, ülkenin döviz kuru politikaları ve uygulamaları konusunda şeffaflık eksikliğini vurguladı. Bu durum, Washington ile Pekin arasındaki ekonomik ilişkilerde uzun süredir devam eden gerilimin ve karşılıklı ithamların arka planında önemli bir yer tutuyor.
ABD'nin Çin'e yönelik şeffaflık çağrıları, küresel ticaretin en büyük iki oyuncusu arasındaki güven boşluğunu yansıtıyor ve gelecekteki ticaret müzakerelerinde önemli bir pazarlık kozu olmaya devam edebilir.
Çin'in şeffaflık konusundaki sicili, ABD'nin ticaret açığı endişeleriyle birleştiğinde, gelecekteki olası ticaret müzakerelerinde veya yaptırım tehditlerinde bir koz olarak kullanılabilir. Bu, sadece Çin ekonomisi için değil, küresel tedarik zincirleri ve uluslararası ticaret dinamikleri için de belirsizlik yaratmaya devam ediyor.
İzleme Listesi Genişliyor: Tayland Eklendi ABD Hazine Bakanlığı, döviz kuru uygulamaları ve makroekonomik politikaları yakından izlenmeyi gerektiren ülkelerden oluşan 'İzleme Listesi'ne Tayland'ı da ekledi. Bu kararla birlikte, listedeki ülke sayısı 10'a yükseldi. İzleme listesinde yer alan diğer ülkeler ise şunlar:
Çin
Japonya
Güney Kore
Tayvan
Singapur
Vietnam
Almanya
İrlanda
İsviçre
Tayland
Tayland'ın listeye eklenmesi, ABD'nin küresel ticaret ortakları üzerindeki döviz kuru denetimini daha da genişlettiğini gösteriyor. Bu ülkeler, genellikle ABD ile önemli ticaret hacmine sahip olup, belirli kriterleri (örn. büyük cari fazla, döviz piyasasına sürekli müdahale) karşıladıkları için izlemeye alınıyorlar. İzleme listesinde olmak, doğrudan bir yaptırım anlamına gelmese de, ilgili ülkenin döviz politikaları üzerinde uluslararası baskıyı artırabilir ve potansiyel olarak ticari ilişkileri etkileyebilir.
Küresel Piyasalar ve Türkiye İçin Anlamı Bu rapor, küresel finans piyasaları için karmaşık bir tablo çiziyor. Bir yandan, büyük ekonomiler arasında doğrudan bir 'döviz manipülasyonu' tespit edilmemesi, ani ve büyük çaplı ticaret savaşları riskini şimdilik azaltıyor. Ancak diğer yandan, Çin'in şeffaflık eksikliği ve izleme listesinin genişlemesi, döviz kuru politikalarının uluslararası ilişkilerde hassas bir konu olmaya devam edeceğini gösteriyor. Türkiye ekonomisi açısından bakıldığında, küresel ticaretteki bu tür gelişmeler dolaylı yollardan etki yaratabilir. Özellikle ABD'nin büyük ticaret ortaklarıyla olan ilişkilerindeki gerilimler veya rahatlamalar, küresel ticaret hacmini ve dolayısıyla Türkiye'nin ihracat performansını etkileyebilir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerin döviz kuru politikalarına yönelik artan uluslararası denetim, Türkiye gibi cari denge açığı verebilen ülkelerin kendi kur politikalarını belirlerken daha dikkatli olmaları gerektiği sinyalini de verebilir. Küresel ticaretin ve döviz piyasalarının istikrarı, Türkiye'nin dış ticaret hedefleri ve ekonomik büyümesi için hayati önem taşıyor. Özetle, ABD Hazine Bakanlığı'nın bu raporu, küresel ekonomideki döviz kuru dinamiklerinin karmaşıklığını ve uluslararası ticaret ilişkilerindeki hassasiyetleri bir kez daha gözler önüne seriyor. Doğrudan manipülasyon tespiti yapılmasa da, 'izleme' ve 'şeffaflık' vurguları, gelecekteki ticaret politikalarının şekillenmesinde önemli bir rol oynayacak.
