Türkiye ekonomisi için Avrupa Birliği, tarihsel ve stratejik önemi yadsınamaz bir ticaret ortağı konumundadır. Ancak bu köklü ilişkinin temelini oluşturan Gümrük Birliği anlaşması, küresel ticaret dinamiklerinin hızla değiştiği bir dönemde, Türkiye için giderek artan riskler barındırmaya başlamıştır. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç'ten gelen son açıklamalar, bu kritik anlaşmanın acilen güncellenmesi gerektiği yönündeki çağrıları bir kez daha gündeme taşımıştır.
Gümrük Birliği'ndeki Asimetri ve Yeni Ticaret Blokları Avdagiç'in dikkat çektiği en önemli nokta, AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının (STA) Türkiye üzerindeki asimetrik etkisidir. AB'nin son dönemde MERCOSUR ve Hindistan gibi büyük ekonomik bloklarla sonuçlandırdığı STA'lar, Türkiye'nin Gümrük Birliği üyeliği nedeniyle bu anlaşmalara uymakla yükümlü olmasını gerektirmektedir. Ancak Türkiye'nin bu üçüncü ülkelere ihracatı, aynı avantajlı şartlara tabi olmamaktadır. Avdagiç, bu durumu şu sözlerle özetlemiştir:
"Bu anlaşmaların sonuçları bizi etkileyecektir... AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarından yana yaşadığımız olumsuzlukların ve risklerin giderilmesi için, bir an evvel tedbir alınması yararlı olacaktır."
Bu asimetrik yapı, Türk firmalarını rekabet dezavantajına sokmakta, AB pazarına giren ürünlerin üçüncü ülkelerden daha uygun koşullarla gelmesine yol açarken, Türk ürünlerinin aynı pazarlara erişimini zorlaştırmaktadır. Bu durum, özellikle belirli sektörlerde faaliyet gösteren Türk ihracatçıları için pazar payı kaybı ve gelir erozyonu riskini beraberinde getirmektedir.
Türk Ekonomisi İçin Potansiyel Sonuçlar ve Aciliyet Gümrük Birliği'nin güncellenmemesi durumunda, Türkiye'nin dış ticaret dengesinde ciddi bozulmalar yaşanabilir. AB'nin yeni STA'ları devreye girdikçe, Türk ürünlerinin rekabet gücü, AB pazarında ve üçüncü ülke pazarlarında daha da zayıflayabilir. Bu durum, Türkiye'nin ihracat hedeflerine ulaşmasını zorlaştırırken, cari açığın yönetimi üzerinde de baskı yaratabilir. İTO Başkanı'nın "bir an evvel tedbir alınması" çağrısı, bu potansiyel risklerin ciddiyetini ve konunun aciliyetini vurgulamaktadır.
Kapsamlı Bir Ticaret Stratejisi İhtiyacı Avdagiç'in açıklamaları, sadece AB ile olan ilişkilere değil, Türkiye'nin genel ticaret stratejisine yönelik de önemli bir bakış açısı sunmaktadır. Mevcut küresel konjonktürde, Türkiye'nin diğer ülkelerle imzaladığı STA'ların da ithalat-ihracat dengesi göz önüne alınarak yeniden müzakere edilmesi ve revize edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu, Türkiye'nin uluslararası ticaretteki konumunu güçlendirmek ve ticari çıkarlarını en üst düzeyde korumak adına atılması gereken stratejik adımlardan biridir. Ticaret Bakanlığı'nın konuyu hassasiyetle ele aldığına dair inanç dile getirilirken, Türkiye'nin küresel ticaret sahnesindeki yerini sağlamlaştırmak için proaktif ve çok yönlü bir yaklaşım benimsemesi elzem görünmektedir. Gümrük Birliği'nin modernizasyonu, Türkiye'nin AB ile olan ekonomik entegrasyonunu güçlendirmenin yanı sıra, küresel tedarik zincirlerindeki konumunu da yeniden tanımlayacak kritik bir adım olacaktır.
